Tarihe geçiyoruz utanarak

Sakarya tarihe geçmeye ihtiyaç duyacak bir durumda değil. Aslında bizzat tarihin kendisi konumundayız. Ülkenin neresinde “Vatan millet” deseniz biri hemen ardından “Sakarya” diye devamını getirir.

Ama son yıllarda Sakarya bir başka akıyor. Tüm ülke Sakarya’ya bir başka bakıyor. Olumsuzluklarla anılıyor olumluluğun başlangıç noktasındaki şehir…

Deprem ve sonrasındaki duyarsızlık, futbol takımının başarısızlığı, cinayetler ve kazalar, uyuşturucu operasyonları ve üçüncü sayfa haberleri…

Dün Sakarya’da çekilmiş bir fotoğrafın ödül aldığına ilişkin bir haber okudum. Heyecanla “Bu defa iyi bir şey yazacağım” diye sevinerek biraz da…

Çevre duyarlılığı ile ilgili bir fotoğraf yarışması düzenlenmiş.

Yarışmada Sakarya’ya birincilik verilmiş. Çevre ile ilgili sıkıntıyı en iyi yansıtan fotoğraf ödüllendiriliyormuş meğer.

Fotoğrafı çeken için, çevre duyarlılığı olanlar için “Bakın sakın böyle olmayın” denmesi için yapılan yarışmada en “böyle olunmaması gereken” kategorisinde ödül almışız…

Habere göre pek çok fotoğraf halk oylamasına sunuluş. Fotoğraflar arasından çevre felaketini en güzel yansıtan fotoğraflar ödüllendirilmiş. Dahası ödüllendirmenin devamı da var. Seçilen fotoğraflardan takvim yapılacak. Yapılan takvim de bir firmanın sponsorluğunda dağıtılacak.

Düşünün yani yaşadığımız rezillik bir de insanların duvarında yıl boyunca asılacak. İnsanlar çocuklarına, “Bak evladım. Çöplerini çöp kutusuna atmazsan Sakarya’daki gibi çevre felaketi ile karşılaşırsın. Evimiz işte bu kadar berbat bir yer haline gelir” diyecek.

Belki yıllar sonra o firma nelere sponsor olduğu ile ilgili bir sunum yapacak. Yaptığı o sunumda o takvim de yer alacak. Belki de firma temsilcisi çıkıp, “Biz çevreye o kadar duyarlıyız ki bu konuda bir yarışma yaptık. Bu yarışmada ödüle değer bulunan fotoğrafları bir takvim halinde dağıtıp toplumsal duyarlılık oluşturduk” diyecek.

Biz tarihe geçeceğiz bu şekilde….

Payı, katkısı, etkisi olanları Allah bildiği gibi yapsın…

Ne diyeceğiz dilenciye

Cami önlerinde dilenen vatandaşlarla ilgili önlem alındı. Buna göre bu kişilere artık Büyükşehir Belediyesi yardımda bulunacak. Bu kişiler de artık cami önünde yardım talebinde bulunmayacak.

Güzel de…

Dilencilik zaten bizim kanunlarımıza göre suç. Zaten suç olan bir şeyi yapmaya çalışan kişilere devlet dairesinin yardım etmesi değişik bir bakış açısı…

Yani dilenciye, “Kardeşim elin ayağın tutuyor. Aklı başında adamsın. Git Büyükşehir Belediyesi sana yardım etsin” mi diyeceğiz?

Bu da çok saçma olmaz mı?

Bu biraz da “Biz sizinle baş edemiyoruz. Gelin uzlaşalım” demek değil midir?

Ya da bizi şaşırtacak daha ne gibi hizmetlere imza atmayı planlıyorsunuz?

Ne kadar Sakaryalıyız

Sakarya pek çok etnik kökenden insanı bünyesinde barındıran bir şehir. Nasıl ki “Ben İstanbulluyum” diyenlere “Aslen nerelisin” deniyorsa Sakarya’dakilerin pek çoğuna da aynı şey söylenebilir.

Pek çoğumuzun üç kuşaktan bu yana, nadiren de dört kuşaktan bu yana Sakaryalıyız. Elbette yerleşik olanlarımız da mevcut. Ama genellik bu şekilde.

81 vilayetten ve pek çok ülkeden göçüp artık Sakaryalı olan kişilerle bir arada yaşıyoruz. Kimimiz göçmen, kimimiz Karadenizli, kimimiz Doğu Anadolu’dan gelme…

Ama hepimiz aynı yerde…

Başka şehirde bir 54 plaka gördüğümüzde içimiz sızlıyorsa Sakaryalıyız. Bu kadar basit bir tanım işte bu…

6 yıllık okul hayatımda, askerlik görevim esnasında ve başka illerde çalıştığımda gözüm hep 54 plaka arardı.

Sakaryalı olmak bu kadar önemli aslında. Ama gel gelelim il içinde tam manası ile birlik ortamı yakalanamıyor. Bizden birilerinin bir yerlere gelmesi bana her zaman gurur verir. Kişiliğini, siyasi görüşünü benimsemesem de birileri bir yere gelecekse Sakaryalı olsun isterim.

Onun için Sakarya’dan çıkan kişiler, Sakarya’dan yükselen değerler benim için önemlidir.

Ankara’da bulunduğu kurumun başına geçmiş arkadaşlardan biri ile sohbet ediyoruz da…

“Diğer illerden birileri bir göreve geldiğinde kendi illerinden destek alıyor. Ancak Sakarya’dan birileri bir yere talip olduğunda en büyük muhalefeti kendi illerinden görüyor” dedi.

Peki bizi biz yüceltmezsek, bize biz destek olmazsak kim olacak?

Yani biz birbirimizi sevmezsek bizi kim sevecek?

YORUM EKLE
YORUMLAR
Zafer Demirtürkoglu
Zafer Demirtürkoglu - 3 hafta Önce

banner7

banner6