banner67

24 Şubat’ta meydana gelen olaylar

24 Şubat’ta meydana gelen olaylar

1304 – Ünlü Gezgün İbn-ü Batuta doğdu

1552- Osmanlıların elindeki Segedin (Szegedin) kalesine 10 bin kişilik İspanyol ve İtalyan askeriyle saldıran Michel Toth komutasındaki Haçlı ordusundan yalnız 20 kişi kurtulabildi. Türkler önemli bir zafer kazandı

1739 - Karnal Savaşı'nda Nadir Şah Afşar komutasındaki Afşar ordusu Babür ordusunu kendisinden 6 kat fazla olmasına rağmen 3 saatte yendi.

1795- Nizam-ı Cedit kuruldu

1908 - Dr. Galip Üstün, "Topkapı Fukaraperver Cemiyeti"ni kurdu.

1910 - Arkeolog, ressam ve müzeci, Sanayi-i Nefise Mektebi ve İstanbul Arkeoloji Müzesi'nin kurucusu Osman Hamdi Bey vefat etti

1918 - Trabzon'un Rus ve Ermeni işgalinden kurtuluşu

1919 - Rumlar tarafından öldürülen polis memuru Hamza Efendi için İzmir' de büyük bir cenaze töreni yapıldı. Birçok kuruluşun katıldığı tören, Yunanistan aleyhine bir gösteri halini aldı.

1919- Veliahd Abdülmecid Fransız Petit Parisien gazetesi muhabirine verdiği demeçte Fransa'ya dostluk gösterdi ve Ermeni kırımını(!) kınadı

1920- Londra'da üç devletin başbakanları, İzmir'e verecekleri biçimi tartıştılar. L.George, buranın Yunan egemenliğine verilmesini istedi. İtalyan Nitti buna karşı çıktı. Millerand ise ortalama bir çözüm önerdi. İlerde Sevr Anlaşması'na da girecek olan şu karar alındı: Sembolik olarak Türk bayrağının dalgalandığı, fakat Yunanlılar tarafından yönetilecek, Yunan garnizonlarının bulunduğu bir İzmir. Rumlardan ve Türklerden oluşan bir parlamento. İki yıl sonra parlamentonun, Yunanistan'a katılmak için Milletler Cemiyeti'ne başvurması.

1922- Elazığ gençleri, devrimi ilerletmek ve yobazlığa karşı koymak amacıyla Satvet-i Milliye (Milli Sıçrayış) adında bir gazete çıkarmaya başladılar: “Bundan böyle savsaklama ile geçirilecek bir dakika vaktimiz kalmamıştır. Muvaffakiyetle başlayan Anadolu İnkılab-ı Kebiri'nin süratle tekemmülüne şimdiden muhtacız... "

1942 - Almanya'nın Ankara Büyükelçisi Franz von Papen'e, Ankara'da suikast girişiminde bulunuldu. Büyükelçi ve eşi olaydan yara almadan kurtuldu; suikastçının Yugoslav göçmeni Ömer Tokat olduğu belirlendi.

1942 - 769 Romanya Yahudisini taşıyan "Struma" vapuru, Karadeniz'de batırıldı; yalnızca bir yolcu kurtulabildi.

1945 - Mısır Devlet Başkanı Ahmet Mahir Paşa, parlamentoda öldürüldü.

1946- CHP'nin ''Parti Sanat Mükafatı'' adıyla düzenlendiği yarışmada Cahit Sıtkı Tarancı, ''Otuz Beş Yaş'' şiiriyle birinci oldu.

1954 - Tuna Nehri'nden Karadeniz'e, oradan da İstanbul Boğazı'na inen buz parçaları, tabakalar halinde tüm Boğaz'ı ve limanı kapladı; deniz trafiği durdu.

1955 - Türkiye ile Irak arasında karşılıklı iş birliği antlaşması (CENTO), Bağdat'ta imzalandı. Daha sonra Birleşik Krallık, İran ve Pakistan üye olarak, Amerika Birleşik Devletleri de gözlemci sıfatıyla katıldı.

1977 - Türk fizikçi Prof. Dr. Feza Gürsey, Oppenheimer Ödülü'ne değer bulundu. Gürsey, ödülünü Amerikalı fizikçi Sheldon Glashow ile paylaştı.

1983 - Necmettin Erbakan'a laikliğe aykırı hareketten, 4 yıl hapis ve 1 yıl 4 ay sürgün cezası verildi.

1987 - Sovyetler Birliği'nde Gorbaçov ilk kez "Glasnost"tan (açıklık politikası) söz etti.

1989 - Ayetullah Humeyni, Şeytan Ayetleri kitabının yazarı Salman Rüşdi'nin ölüsünü getirene 3 milyon Dolar ödül vereceğini açıkladı.

1992 - Hukukçu, akademisyen, yazar ve gazeteci Hıfzı Veldet Velidedeoğlu vefat etti

1993 - Danıştay, Nâzım Hikmet'in vatandaşlığa alınması için kardeşi Samiye Yaltırım'ın açtığı davayı reddeden, İdare Mahkemesi kararını onayladı.

2005 - Penguen dergisinin Tayyipler Alemi adlı kapağı sebebiyle, derginin sahibi olan Erdil Yaşaroğlu ile Pak Yayıncılık'tan 40 bin YTL'lik manevi tazminat talep edildi.

2005 - Diplomat, siyasetçi ve eski Dışişleri bakanlarından Coşkun Kırca vefat etti.

2006 - Türkiye, idam cezasının barış zamanı dışında, savaş ve savaş tehlikesi anında da kaldırılmasını öngören Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 13. protokolünü onayladı.

2010 - Balıkesir Dursunbey'de 4 yıl önce 17 madenciye mezar olan maden ocağında, grizu patlaması sonucu bu kez, 19 madenci yaşamını yitirdi. Maden ocağının sahibi; "Biz madenciler bununla yaşamak zorundayız" derken, Başbakan Erdoğan da; "iş yerinde 20 gün önce inceleme yapıldı" dedi.

Günün Olayı

Satvet-i Milliye’nin Yayına Başlaması

Millî Mücadele Döneminde özellikle maddi ve manevi zorluklara rağmen direnişi destekleyen, halkı bilinçlendirmeye çalışan Anadolu basınının Milli Mücadelenin başarıya ulaşmasında önemli payı vardır. takdire şayandır. Bu dönemde zorluklar içinde, milletin çıkarları doğrultusunda yayın yapan gazetelerden birisi de Elazığ’da yayınlanan olan Satvet-i Milliye’dir.

Millî Mücadele'nin son döneminde Elazığ'da yayımlanan Satvet-i Milliye, 24 Şubat 1922'de yayın hayatına başlamıştır. Gazetenin imtiyaz sahibi Hoğuluzâde Mustafa Hulusi Bey’dir. Gazetenin mesul müdürlüğünü önce Etem Ruhi Bey daha sonra da Emin Hüseyin Bey yürütmüştür. Yazı kurulu müdürlüğünü de Ahmet Kemal Bey yapmıştır. Macarzâde Hakkı Bey karikatürleriyle dergiye canlılık katmış, Satvet-i Milliye karikatür yayınlayan ilk Millî Mücadele gazetesi olmuştur. Gazete bir ilke daha imza atmıştır; resim basımında kullanılan çinkograf elde edemedikleri için ilk kez Mustafa Kemal’in resmini şimşir üzerine jiletle kazıyarak baskıyı gerçekleştiren gazete olarak ünlenmiştir.

İlk sayısında gazetenin çıkış amacı şu şekilde anlatılmaktadır; “Bundan sonra savsaklama ile geçirecek bir dakika bile vaktimiz kalmamıştır. Muvaffakiyetle başlayan Anadolu inkilâb-ı kebirinin süratle tekemmülüne şediden muhtacız. Her safhada, her sahada bunu ihzara çalışmak ihmali kabil olmayan bir vazifedir.”

Gazetenin Başyazarı Edirne Askeri Lisesinde öğrenci iken, Millî Mücadelenin başladığını görüp, mektebin mührünü taklit ederek Anadolu’ya iltihak eden 18 yaşında bir gençti: Ahmet Kemal! Ahmet Kemal Bey gazetenin ilk  ilk sayılarında  bir başyazısında “ Kolsuz, kanatsız, Nasrettin Hoca’nın Leyleğine dönen Palikarya sürüsü, bütün günahları, bütün cinayetleri ile Akdeniz’in mavi sularına gömülecek ve Kordonboyu’nda Türk bahadırları da bütün cihanla beraber bu hale kahkahalarla güleceklerdir” diye yazarak altı ay sonra aynen gerçekleşecek bir olayı okuyucularına haber veriyordu.

Satvet-i Milliye’nin değişik nüshalarında ilk sayfada manşetten verilen  “Ölmez bu vatan farz-ı muhal ölse de hattâ”, “Çekmez kürrenin sırtı bu tâbût-ı cesîmi”, “Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet”, “Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklal” mısraları; “İstinâdımız Misâk-ı Millî, Gayemiz İstiklâl”, “Halk efkârına hâdim siyasi gazetesidir.” sözleri gazetenin milli duruşunu sergilemek açısından önemlidir. Satvet-i Milliye, Millî Mücadele’yi desteklemesi yanında, şehrin ve şehir halkının sorunlarını sütunlarına taşıyarak, okuyucularını aydınlatmaya çalışan bir yayın politikası izlemiştir. Gazete, dünyadaki bazı gelişmeleri, millî meseleleri, önemli olayları halka ulaştırmanın yanında eğitim, sağlık, tarih, din gibi alanlarda da aydınlatma ve bilgi vermeye gayret etmiştir

Gazetenin özellikle yerel yönetimden kaynaklanan çeşitli problemlerin üstüne gitmesi ve eleştirilerde bulunması birtakım insanları rahatsız eder ve bu yüzden gazete şikâyet edilir. Nihayetinde 9 Ekim 1922 tarihli 28. sayısında “Asayiş-i Mahalliye Ne Âlemde ve Buyurun Cenaze Namazına” başlığıyla yayımlanan yazılardan dolayı Vali Süleyman Sami Bey’in “Bu başlıklı yazılar, memûrîn-i vilâyet hakkındaki isnâdâtı, namus, şeref ve haysiyeti muhil olduğu gibi bu sûretle asâyiş-i memleketi de muhtal göstererek ezhân-ı umûmiyeti tağlît ve tedhîş etmesi ve vilâyetin emniyyet-i dâhiliyesini ihlâle cüret olduğundan mütecâsirleri hakkında takîbât-ı kanûniyye icrâsını temenni eylerim.” şeklinde belirttiği şikâyet emri üzerine sorumlular savcılığa verilir ve gazete kapattırılır.

Daha sonra gazete yeniden açılırsa da yayın hayatı uzun ömürlü olmaz.

YORUM EKLE