25 Ocak Günü Meydana Gelen Önemli Olaylar

25 Ocak Günü Meydana Gelen Önemli Olaylar

1072 - Divânu Lügati't-Türk, Türk kültürünün ilk Türkçe dilinde yazılan sözlük eseri, Kaşgârlı Mahmut tarafından yazılmaya başlandı. (10 Şubat 1074'te bitirildi.)

1363 - Sırpsındığı Muharebesi'ni Osmanlı Devleti kazandı.

1578 - Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan'ın kızı Mihrimah Sultan doğdu.

1881 - Thomas Edison ve Alexander Graham Bell Oryantal Telefon Şirketini kurdular.

1919 - Ermeni tehcir olaylarından sanıklarından olup  18 Ocak'ta teslim olan Diyarbakır eski valisi Doktor Reşit Bey, tutuklu olduğu Bekirağa Bölüğü'nden kaçtı. Reşit Bey'in kaçışı Hürriyet ve İtilafçıların Hükümet'e sert hücumlarına sebep olacak, Reşit Bey polis tarafından sıkıştırıldığı Beşiktaş sırtlarında, 6 Mart'ta intihar edecektir.

1920 - "Fransızlara karşı gerilla savaşına başlayın ! ".  Mustafa Kemal, kolordulara ve milislere gönderdiği iki emirde, Fransızların parça parça yokedileceğini, Urfa'da buna hemen başlanması gerektiğini yazdı.

1922-  Başbakan Tevfik Paşa, Yüksek Komiser Rumbold'la görüştü. Midye-Enez hattını kabul edeceklerini söyledi ve "Adil bir barış teklifini hemen kabul edeceğiz. Mustafa Kemal ve aşırılar yola gelmezse onlan tecrit edeceğiz" dedi

1926 - Şeker, petrol ve benzin inhisarı (tekeli) hakkında kanunlar kabul edildi.

1936 - İstanbul'da vapurculuk şirketi ile bütün kabotajın Denizyolları İdaresine geçmesini sağlayan sözleşme imzalandı.

1939 - Celâl Bayar Hükûmeti istifa etti. Yeni Hükûmet Refik Saydam Başkanlığında kuruldu

1948 -CHP'nin devrimlerden ödün verdiğini söyleyen Behçet Kemal Çağlar CHP'den istifa etti.

1950 - Şiddetli kış nedeniyle İç Anadolu Bölgesi ve Doğu Anadolu Bölgesi'nde yollar kapandı, Çubuk Barajı dondu.

1952 - Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığı bir genelge yayımladı; 1952-1953 öğrenim yılından itibaren lise eğitimi 4 yıla çıkarılacak.

1952 - Gümrük ve Tekel Bakanı Sıtkı Yırcalı, kibrit tekelinin kalktığını açıkladı; özel sektör kibrit üretebilecek.

1956 - Türk Eczacıları Birliği kuruldu.

1958 - İstanbul'da 25 kişi, komünizm propagandası yaptıkları gerekçesiyle tutuklandı. Tutuklananların arasında Doktor Hikmet Kıvılcımlı da bulunuyordu.

1958 - Türkiye'de modern cerrahinin kurucusu, İstanbul'un eski Belediye Başkanı ve Tıp Fakültesi Dekanı Cemil Topuzlu  vefat etti.

1962 - Yazar ve şair Ahmet Hamdi Tanpınar vefat etti

1968 - Türk Ordu Futbol Takımı Dünya şampiyonu oldu.

1973 - Başbakan Ferit Melen "İşkence yalandır" dedi. Bülent Ecevit, bunun bir yalan olduğunu söyleyince Cumhuriyetçi Güven Partililerin (CGP) saldırısına uğradı.

1974 - Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ile Millî Selamet Partisi (MSP) Hükûmet ortaklığı protokolü imzaladı.

1977 - İstanbul'da bir yıl içinde 510 öğrenci olayı meydana geldi, 13 öğrenci öldü.

1980 - Başbakan Süleyman Demirel'in azınlık Hükûmeti'nin görevde olduğu 73 günde politik nedenlerle 497 kişinin öldürüldüğü, 779 kişinin yaralandığı ve 72 soygun olayının yaşanmış olduğu açıklandı.

1987 - 30 milyon dolara sigortalanan Muhteşem Süleyman Sergisi, Amerika Birleşik Devletleri'nin başkenti Washington'da Ulusal Sanat Müzesi'nde açıldı.

1988 - Türkiye, BM İşkenceyle Mücadele Sözleşmesi'ni imzaladı.

1991 - Bakanlar Kurulu, Kürtçe konuşma ve şarkı söylemeyi serbest bıraktı.

1991 - ABD ve müttefiklerinin bir hafta süren saldırısı karşısında, Saddam Hüseyin yönetimi Kuveyt'teki petrol kuyularını ateşe verdi ve ham petrolü körfeze boşalttı.

1993 - Azerbeycan’a yönelik Ermeni saldırılarında 12 köy ateşe verildi.

2005 - Hindistan'daki bir hac töreni sırasında çıkan izdihamda 258 kişi öldü.

2016 - Müzisyen ve besteci Ergüder Yoldaş vefat etti

2020 - Ermeni asıllı Türk Milli boksör ve antrenör Garbis Zakaryan vefat etti

Günün Olayı-Divânu Lügati't-Türk’ün Yazımına Başlanması

Kâşgarlı Mahmut Türk yazı dillerinin, lehçelerinin ve ağızlarının dil özelliklerini ve söz varlığını derleyerek bir araya getirdiği eserine Dîvânu Lugâti’t-Türk adını vermiştir. Kâşgarlı Mahmut Dîvânu Lugâti’t-Türk’ü yazarken; Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan’ın Malazgirt zaferinden hemen sonra İslam dünyasında Türklerin, Türklüğün ve Türk dilinin öneminin arttığı bir dönemde Araplara Türkçeyi öğretmek, Türkçenin Arapça kadar zengin dil olduğunu göstermeyi amaçlamıştır.

Döneminin yazı dilinin dil bilgisi kurallarını ve söz varlığını eserinde toplayan Kâşgarlı Mahmut, Türk topluluklarının ağız özelliklerini hem ses hem de söz varlığı bakımından ayrıntılı biçimde ele almıştır. Zaman zaman biçim bilgisi yönünden belirlediği farklılıklara da işaret eden Kâşgarlı Mahmut bu nedenle eserine Türk Lehçeleri Sözlüğü adını vermiştir.

 İstanbul Millet Kütüphanesinde bulunan elimizdeki tek nüshanın son sayfasında verilen bilgiden Kâşgarlı Mahmut’un Dîvânu Lugâti’t-Türk’ü 25 Ocak 1072 günü yazmaya başladığı, 10 Şubat 1074 günü tamamladığı anlaşılmaktadır.

 Dîvânu Lugâti’t-Türk’ü başında Tanrı’ya ve Hz. Muhammed’e övgü bölümü yer alır. Kâşgarlı Mahmut daha sonra; Talih güneşinin Türk burcunda doğduğunu, Tanrı’nın Türk kağanlığını gökyüzünün katmanları arasına yerleştirdiğini, onlara Türk adını ve egemenliği verdiğini yazar. Çağının kağanlarını Tanrı’nın Türkler arasından çıkardığını ve ulusları yönetme dizginlerini Türklere vererek bütün insanlığa egemen kıldığını belirtir. Türkleri doğruluğa yönelten Tanrı’nın, Türklerle birlikte olanları, birlikte çalışanları ve onlara katılanları aziz kıldığını, Türkler sayesinde onları isteklerine eriştirdiğini, yağmacıların kötülüklerinden onları koruduğunu anlatır…

  Akıl sahibi olanların, Türklere katılması gerektiğini belirten Kâşgarlı Mahmut, en doğrusunun Türklerin gönlünü almak olduğunu, derdini dinletebilmek için onların diliyle konuşmaktan başka çıkar yol bulunmadığını ifade eder.

   Bu görüşünü de Buharalı ve Nişaburlu iki imamdan duyduğu bir hadise dayandırır.  Her iki imam da Hz. Muhammed’in “Türklerin dilini öğreniniz, çünkü onların egemenliği uzun sürecektir” buyurduğunu Kâşgarlı Mahmut’a anlatmıştır. Kâşgarlı Mahmut; sözkonusu hadis sahih ise Türk dilini öğrenmenin Peygamber buyruğu ve dinî bir gereklilik olduğunu belirtir. Hadisn sahih olmaması halinde de mantığın Türk dilini öğrenmeyi zorunlu kıldığını ifade eder..

      Hazırladığı sözlük ile Türkçenin söz varlığının büyüklüğünü ortaya koyan Kâşgarlı Mahmut, böylece Türkçenin Arapça kadar zengin bir dil olduğunu da göstermiştir.

   Eserinin pek çok yerinde Türkleri ve Türklüğü öven Kâşgarlı Mahmut, kendisinin Türkler arasında Türkçeyi en iyi kullanan kişisi olduğunu belirtir, akıllı, iyi eğitimli ve soylu olmakla övünür. Çok iyi kargı kullandığını da belirten Kâşgarlı Mahmut, bu özellikleri sayesinde bütün Türk illerini dolaşıp Türk, Türkmen, Oğuz, Çiğil, Yağma ve Kırgızların dillerini, sözlü edebiyat ürünlerini öğrendiğini belirttikten sonra bütün bu bilgileri kitabında en uygun bir biçimde sıralayarak düzenlediğini anlatır.

   Türklerin görgülerini, bilgilerini göstermek için söyledikleri şiirlerden örnekleri, sıkıntılı veya sevinçli günlerde yüksek düşüncelerle söylenen ve kuşaktan kuşağa aktarılan atasözlerini de kitaba aldığını belirtir.

Kâşgarlı Mahmut’un kitabı hazırlarken izlediği yöntem, çağdaş sözlük biliminde bugün de uygulanmaktadır. Türk sözlük biliminde açtığı bu çığır, Kâşgarlı Mahmud’a Türk sözlükçülüğünün atası unvanını da kazandırmıştır.

Özetle Dîvânu Lugâti’t-Türk Türkçenin ilk dil bilgisi kitabı, ilk sözlüğü, ilk ansiklopedisidir. 

YORUM EKLE