Fazlı Köksal'ın kaleminden tarihte bugün: 29 Haziran

Fazlı Köksal, gazetemiz için hazırladığı Tarihte Bugün köşesinde 29 Haziran günü yaşanan dikkat çeken olayları aktarırken; Türk beyliği Begteginli’lerin Hakanı Kökböri'yi anlattı

Fazlı Köksal'ın kaleminden tarihte bugün: 29 Haziran

29 HAZİRAN
1232 - 1144-1232 yılları arasında merkezi Erbil olmak üzere Şehrizor, Hakkâri, Tikrît, Sincar, Harran, Urfa ve civarında hüküm süren  Türk beyliği Begteginli’lerin çocuğu olmayan Hakanı Kökböri’nin ölümü ve devletin dağılması 
1868 - Namık Kemal ve Ziya Paşa tarafından Yeni Osmanlılar Cemiyeti'nin yayın organı olarak düşünülen Hürriyet gazetesi, Londra'da yayınlanmaya başlandı.
1913 – 2. Balkan Savaşı başladı
1920 - Burhaniye, Savaştepe, Eşme ve Sındırgı düştü. Balıkesir halkı, yarın işgal edilecek olan şehri boşalttı ve iç kısımlara çekilmeğe başladı. 
1921 - İzmit'ten donanma himayesinde çekilen Rumlar,İzmit, Adapazarı, Karamürsel, Kandıra, Yalova, İznik yörelerinde büyük tahribat ve toplu öldürmelerde bulunuyorlar. Meclis'te daha sonra yapılacak açıklamaya göre, zarar 156 milyon lira. ı . 1 94 kişi öldürüldü, 152 kişi yaralandı, 3 1 4 kişi de tutsak edildi ya da kayboldu
1922 - Birinci Ordu Komutanlığı'na atanan Nurettin Paşa, görevine başladı. Birinci Ordu Komutanlığı, 18'de Ali İhsan Paşa'nın görevine son verilmesiyle boşalmışu.
1922 - Bolu Mebusu Tunalı Hilmi Bey, Zonguldak kömür ocaklarında meydana gelen
kazalara karşı tedbir almadığı ve eksik bilgiler verdiği için Hükümet'i eleştirdi. Bursa Mebusu Operatör Emin Bey, bugünkü kurtuluş mücadelesini yazmak üzere uzmanlardan bir kurul meydana getirilmesini önerdi.
Öneride "Milli tarihimizi yabancılardan öğreniyoruz. Bugünkü hareketin nasıl başladığını, nasıl geliştiğini yazmak üzere belgeler toplanmalı, milli hareketin tarihini yazmalıdır. Böyle bir eser, içerde de dışarda da çok satar" denildi. Öneri Meclis tarafında Hükümet'e havale edildi.
1923 - Fenerbahçe, İşgal Kuvvetleriyle oynadığı "General Harrington Kupası"nı kazandı.
1925 - Diyarbakır İstiklal Mahkemesi'nce idama mahkûm edilen Şeyh Said ile adamları idam edildi.
1933 - Sivas-Erzurum Demiryolunun inşasına başlanıldı.
1934 - Bitlis'te doğan Zaro Ağa, 157 yaşındayken yaşamını yitirdi. İç organları inceleme amacıyla alındı.
1938 - Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü kuruldu.
1938 - İstiklal Mahkemeleri kararıyla mahkûm olanlarla, 150'likler adı verilen listede bulunanlar hakkında Af Kanunu, TBMM'de kabul edildi.
1939 - Hatay Devleti Meclisi, oy birliğiyle Türkiye'ye katılma kararı aldı.
1943 – Başbakanlık Arşivler Genel Müdürlüğü kuruldu.
1958 - NASA kuruldu.
1971 - Bakanlar Kurulu'nun aldığı bir kararla, Türkiye'de haşhaş ekimi yasaklandı.
1982 - Aşırı sıcak yüzünden İstanbul'da 7 kişi öldü.
1984 - Türkiye ile Sovyetler Birliği arasında karma ekonomik protokol imzalandı.
1986 - Atina'da yayımlanan Mesimyrini gazetesinde yer alan bir yazıda, Batı Trakya Türkleri'nin dağıtılması ve Batı Trakya'da ne kadar Türk varsa gitmesi istendi.
1987 - Cem Karaca, dönemin Başbakanı Turgut Özal'ın desteğiyle yurda döndü.
1995 - Ankara Büyükşehir Belediyesi, amblemindeki Hitit Güneşi'ni; Kocatepe Camii'ni ve Atakule'yi simgeleyen bir tasvir ile değiştirdi.
1999 - Abdullah Öcalan, vatana ihanet suçundan idam cezasına çarptırıldı.
2000 - Endonezya'da yolcu taşıyan bir tekne 500 yolcusuyla birlikte battı. Kazadan kurtulan olmadı.
2002 - Türkiye, 2002 FIFA Dünya Kupası'nda 3. oldu.
2006 -     İsrail,Filistinli militanlarca kaçırılan askerlerini kurtarmak için Hamas'ın sekiz'i bakan, 20'si vekil 64 yetkilisini tutukladı.
2011 - TFF, Ankaraspor'un ihraç kararını kaldırarak liglere geri dönmesini sağladı.


Günün Portresi
BEGTEGİNLİ HAKANI KÖKBÖRİ

Begreginli Hakanlığı adını kurucusu Zeynüddin Ali Küçük’ün babası Begtegin’den alır. Beyliği merkeziErbil olduğu için Erbil Atabegliği de denilmektedir. 
Ali Küçük ömrünün son yıllarında yaşlılığı ve hastalığı sebebiyle iktâ bölgelerinden Tikrît, Hakkâri ve Sincar’ı Musul Hükümdarı Mevdûd’a bıraktı ve Musul nâibliğinden çekilerek Erbil’e gitti; çok geçmeden de öldü (Eylül 1167) ve Musul’da Eskicami yakınında kendisinin yaptırdığı türbeye gömüldü. Cesur, âdil, cömert ve güzel ahlâklı bir beydi. 
Ali Küçük’ün ölümüyle yerine Kökböri geçti. Ancak Atabeg Kaymaz Kökböri’nin idarecilikte yetersiz olduğunu ileri sürerek halifeden onun yerine Yûsuf’un tayin edilmesini istedi. Halifenin bu hususu tasdik etmesiyle Yûsuf Erbil hâkimi oldu. Kökböri ise bir süre hapsedildikten sonra serbest bırakıldı. 
Kökböri, gittikçe kuvvetlendiğini gördüğü Selâhaddin Eyyübi’nin hizmetine girdi. Urfa’yı ele geçiren Selâhaddin, yardımını gördüğü Kökböri’ye Urfa’yı iktâ etti ve onu kız kardeşi Râbia Hatun’la evlendirdi.
Haçlılar’a karşı oluşturulan Akka müdafaasına Musul Atabegliği ve Artuklular’a ait askerî birliklerin yanı sıra Urfa ve Harran emîri Kökböri ile kardeşi Erbil Beyi Zeynüddin Yûsuf da katıldı. Fakat sonunda Haçlılar şehri zaptettiler . Yûsuf Akkâ’da iken hastalanmış ve ölmüştü. Onun ölüm haberi Erbil’de duyulunca halk Musul’da bulunan Emîr Kaymaz’ı şehre davet etti. Kaymaz Selâhaddin’den çekindiği için Erbil işine karışmak istemedi. Kökböri şehre gelerek Erbil’e hâkim oldu (1190). Selâhaddîn-i Eyyûbî’nin 1193 yılında ölümü üzerine Kökböri Eyyûbî devletine karşı bağımsızlığını ilân etti.
Gerek Musul Atabegliği’nin gerekse Eyyûbîler’in güç kazanmasını önlemek maksadıyla ittifaklar teşkil eden Kökböri, I. el-Melikü’l-Âdil’in Sincar’ı ele geçirmesine engel olmak için de 1210 yılında Anadolu Selçuklu Sultanı I. İzzeddin Keykâvus’a tâbi oldu. Bu vesile ile Musul’a giden Kökböri, Râbia Hatun’dan doğan iki kızını Nûreddin Zengî Arslanşah’ın oğulları ile evlendirdi. Erbil Beyliği ile Musul Atabegliği arasındaki iyi münasebetler Kökböri’nin damadı olan İzzeddin Mes‘ûd zamanında da devam etti. İzzeddin Mes‘ûd’un ölümünden sonra diğer damadı İmâdüddin Zengî’nin Musul atabegi olmasını isteyen Kökböri bu sebeple, II. Nûreddin Arslanşah b. İzzeddin Mes‘ûd’u atabegi sıfatıyla iş başına getiren Bedreddin Lü’lü’ ile uzun zaman mücadele etti.
II. Nûreddin Arslanşah’ın ölümü üzerine yerine Bedreddin Lü’lü’ün yardımı ile kardeşi Mahmud geçti. Mahmud’un çok küçük yaşta olmasından faydalanan Kökböri ile damadı harekete geçerek Musul civarını yağmaladılar. 
Erbil 1220 yılında Moğol tehdidine mâruz kaldı. Kökböri ortak düşmana karşı durabilmek maksadıyla Bedreddin Lü’lü’den yardım istedi. Halife Nâsır-Lidînillâh Bedreddin Lü’lü’e Kökböri ile iş birliği yapmasını tavsiye ederek Bağdat’tan bir miktar askerî yardım gönderdi. Bu kuvvetler Kökböri’nin kumandası altında Dekuka’da toplandı. Ancak Moğollar’ın Hemedan’a dönmeleri üzerine kuvvetler üslerine çekildiler. Moğol tehlikesinden hemen sonra Hârizmşahlar Irak’ta görünmeye başladılar. Bu durumdan tedirgin olan halife, Emîr Kuştemir idaresinde 20.000 kişilik bir orduyu Celâleddin Hârizmşah üzerine yolladı. Ayrıca Kökböri’den 10.000 kişilik bir kuvvetle harekâtı desteklemesini istedi. Emîr Kuştemir Kökböri’yi beklemeden Celâleddin ile savaşa girdi ve yenilerek Bağdat’a güçlükle kaçabildi. Bu hadiseden sonra Kökböri Celâleddin’in tâbiiyetine girmek suretiyle onunla anlaştı ve Eyyûbîler’e karşı bir ittifak oluşturdu.
Kökböri ömrünün sonlarına doğru bir Moğol tehlikesi daha atlattı. Moğollar Celâleddin’i takip ederek Erbil civarına kadar ilerlediler ve bölgeyi yakıp yıktıktan sonra Azerbaycan’a doğru çekildiler.
Kendisine halef olabilecek bir erkek evladı olmayan Kökböri 29 Haziran 1232’de Erbil’de öldü. Kökböri’nin naaşı burada Hz. Ali’nin türbesinin yakınına defnedildi.
Halife Müstansır-Billâh Erbil’i halifelik topraklarına katmak istiyordu. Erbil halkı buna karşı bir süre direndi, ancak Bağdat’tan gönderilen Şerefeddin İkbal kumandasındaki kuvvetlerle başa çıkamayıp şehri teslim etmek zorunda kaldılar. Böylece doksan yıl kadar Erbil ve çevresinde hüküm sürmüş olan bu Türk beyliği tarihe karışmış oldu.
Begteginliler devrinde Erbil önemli bir ilim, kültür ve medeniyet merkezi haline geldi. Özellikle Türk-İslâm âleminin mümtaz şahsiyetlerinden biri olan Kökböri zamanında tarihinin en mâmur ve en parlak dönemini yaşamıştır. Burada kurulan Rabaz, Kale ve Kökböri (Muzafferiye) medreselerinde çok sayıda âlim, edip, şair ve devlet adamı yetişmiştir. Kökböri devrinde Erbil’de bir cami, bir medrese (Muzafferiye Medresesi), iki ribât, ayrıca büyük bir misafirhane, bir hastahane, bir dul kadınlar evi, bir yetimler evi, körler ve sakatlar için dört dârülaceze inşa edildi. Kökböri hayır sever bir insandı. Kimsesiz bebeklere sütanneleri tutar, fakirlere her gün yiyecek dağıtırdı. Her yıl hac seferleri tertipler, onlara muhafızlar verir, Haremeyn’deki muhtaçlara para dağıtırdı. Mekke’de de birçok hayrat tesis etmişti. Arafat’a ilk olarak suyu Kökböri getirtmiştir. 

 

Sakarya Yenihaber

banner3
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER