Tarihte bugün - 18 Eylül

Fazlı Köksal gazetemiz için hazırladığı Tarihte Bugün köşesinde Azerbaycan’ın ve Türk Dünyasının önemli müzisyenlerinden,  bilim adamı, yazar, tercüman, orkestra şefi Üzeyir Hacıbeyli'nin hayatını anlattı

Tarihte bugün - 18 Eylül

18 Eylül
1739 - Osmanlı Devleti ile Avusturya Arşidüklüğü ile Belgrad Antlaşması'nı imzaladı.
1885 - Azerbeycanlı bestecisi Üzeyir Hacıbeyov doğdu.
1890 - Japonya'da Ertuğrul Fırkateyni battı, kazadan sadece 69 denizci kurtarılabildi.
1920 - Halil Paşa, Baku'dan Karabekir'e gönderdiği mektupta, Azerbaycan Komünist Partisi Merkez Komitesi adına Neriman Nerimanof, Rus Komünist Partisi Merkez Komitesi Kafkas Bürosu adına Eliava, Dağıstan Sovyeti adına Celal Korkmazof ile yaptıkları toplantıda, Sovyetlerin Türkiye'ye yardım etmesini  kararlaştırdıklarını bildirdi.
1921 - Türkiye, Rusya'daki açlık kurbanlarına yardım için 80 ton mısır, vergi toplandıktan sonra da 800 ton tahıl ve baklagiller vereceğini bildirdi. Sovyet Elçisi buna teşekkür ederek "Bu, Türk milletinin kahramanca mücadelesine sempatiyi artıracaktır" dedi.
1921 - Sakarya Meydan Muharebesi'nin kazanılmasının ardından Mustafa Kemal Paşa, Ankara'ya döndü.
1922 - İngilizlerin askeri gösteri isteğine rağmen Fransız kuvvetleri Paris'ten gönderilen emir üzerine Çanakkale ve İzmit Yarımadası'ndan çekilmeye başladılar. İtalyanlar da çekiliyor.
Türk kuvvetleri yanmakta olan Erdek'e ulaştı. Son Yunan erleri, Erdek'te ve Çeşme'de Anadolu'yu terk ettiler. Anadolu'da Yunanlıların yalnızca ölüleri ve esirleri kaldı.
Sağlık Bakanı Rıza Nur, bu görevinden istifa etti. 
1932 - Ezan Türkçe okunmaya başladı.
1956 - Efes'te 1926'dan beri sürdürülen arkeolojik kazılarda, Prytaneion adı verilen bölümde, dünyaca ünlü Artemis heykeli gün ışığına çıkarıldı.
1961 - Yassıada mahkûmları Kayseri Cezaevi'ne nakledildi.
1962 - Kıbrıs'ta Rauf Denktaş'a suikast girişiminde bulunuldu.
1971 - Türkiye Güzeli Filiz Vural, Avrupa Güzeli seçildi.
1972 - Münih Olimpiyatları'nda kanlı gün
1974 - CHP-MSP koalisyonu bozuldu. Bülent Ecevit, başbakanlıktan istifa etti.
1980 - Sovyetler Birliği ve Küba tarafından Soyuz 38 uzay aracı Kazakistan'daki Baykonur üssünden uzaya gönderildi.
1993 - Türk Halk Müziği sanatçısı Nida Tüfekçi vefat etti
1997 - 89 ülke kara mayınlarının yasaklanması antlaşmasını onayladı. Amerika Birleşik Devletleri metne imza atmayı reddetti.
2007 - Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ilk yurt dışı ziyaretini KKTC'ye yaptı.


Günün Portresi
Üzeyir Hacıbeyli 

Azerbaycan’ın ve Türk Dünyasının en büyük müzisyenlerinden,  bilim adamı, yazar, tercüman, orkestra şefi Üzeyir Bey Hacıbeyli, 1920’lerden sonraki ismiyle  Üzeyir Hacıbeyov 18 Eylül 1885 günü Azerbeycan’ın  Şuşa şehrinin Ağcabedi köyünde doğdu. Okul çağına gelince ailesi onun eğitimini sağlamak için Şuşa’ya taşındı. İlköğrenimini buradaki Rus-Tatar okulunda tamamladı. İlk müzik eğitimini Azerbaycan halk müziğinin üstatlarından olan dayısı A. Aliverdibey'den aldı. 1899-1904 arasında Gori Öğretmen Lisesi'nde okudu. Burada keman ve müzik teorisi dersleri aldı. Liseden mezun olduktan sonra Hadrud köyünde daha sonra da Bakü'de öğretmenlik yaptı, bazı gazete ve dergilerde,  makale ve karikatürleri yayımlandı.
12 Ocak 1908 günü Bakü'de, büyük şair Füzuli'nin "Leyla ve Mecnun" eserinden uyarladığı ve doğu dünyasında sahneye konan ilk opera olma özelliğini taşıyan "Leyla ve Mecnun" operasını sahneledi.
1909- 1913 yılları arasında "Şeyh Sinan”, "Rüstem İle Zöhreb", "Şah Abbas ve Hurşid Banu", "Kerem ile Aslı", "Harun ve Leyla" adlı operalarını ve "Karı ile Koca", "O Olmazsa Bu Olsun / Meşhedi İbad" ve "Arşın Mal Alan" adlı müzikalleri-operetleri besteledi.
1911 yılında müzik eğitimini önce Moskova daha sonra San-Petersburg Konservatuarı’nda sürdürdü.
1921'de Bakü'de Azeri öğrenciler için ilk müzik okulu olan Azerbaycan Devlet Türk Müzik Okulunu kurdu. Okul 1926 yılında Azerbaycan Devlet Konservatuvarına katıldı.
Eserlerinde, Azeri halk müziğini çağdaş bir şekilde yorumlayarak kullanan Hacıbeyli, aynı zamanda yazar ve şair olduğu için eserlerinin senaryolarını ve müziklerinin şarkı sözlerini kendi yazmıştır. Hacıbeyov'un Azeri halk müziğinin esasları ile ilgili eserleri okullarda ders kitapları olarak okutulmaktadır. Hacıbeyli, 1937 yılında "Köroğlu" operasını besteledi. Bu eser "Arşın Mal Alan" müzikali ile birlikte SSCB döneminde "Devlet Mükafatı"na layık görüldü. Hacıbeyli, Azerbaycan Besteciler Kurumu Başkanlığı yaptı ve Sovyetler Birliği Yüksek Prezidium üyeliğine de getirildi.
Meşhur Çırpınırdı Karadeniz şarkısının bestecisi de olan Üzeyir Hacıbeyli Azerbaycan halk edebiyatını ve müziğini klasik batı müziği ile birleştirerek klasik müziğin halk arasında sevilmesini sağlamıştır. Bu şekilde batı kaynaklı klasik müziğin Azerbaycan kültüründe kendine özgü bir yeri olmuştur. Üzeyir Hacıbeyov’un Azerbaycan’da hayata geçirdiği batı müziği ile halk kültürünü kaynaştırarak milli bir müzik sentezi yapmayı Türkiye’de Atatürk de yapmak istedi… Türk Beşleri olarak bilinen Ahmet Adnan Saygun, Ulvi Cemal Erkin,  Cemal Reşit Rey, Hasan Ferit Alnar,  Necil Kazım Akses bu projenin uygulayıcıları oldular. Çok güzel örnekler de sundular. Ama maalesef bu çalışmalara Atatürk’ün vefatından sonra gerekli önem verilmedi… Proje halka mal edilemedi…
Azerbaycan Milli Marşı’nı da besteleyen Hacıbeyli, Azerbaycan İlimler Akademisi üyeliği, Azerbaycan Bestekârlar İttifakı başkanlığı, Azerbaycan Devlet Konservatuvarının rektörlüğü, Azerbaycan İlimler Akademisinin Güzel Sanatlar Enstitüsünün Müdürlüğü görevlerinde bulunan, Sovyetler Birliği’nin ve Azerbaycan’ın muteber pek çok ödülünün sahibi olan Hacıbeyli 23 Kasım 1948 tarihinde vefat etmiştir. 
Doğum günü olan 18 Eylül her yıl Azerbaycan'da Müzik Günü olarak kutlanmaktadır...

1910 yılında Başyazarı olduğu Hakikat Gazetesinde yayımlanan Türk Dünyasının en önemli problemine parmak bastığı, DİL başlıklı makalesi onun dünyaya Türkçe bakışını da göstermesi açısından önemlidir; 

“Bir Arap’a sen kimsin diye soruyorsun. Arap’ım diyor.
- Hangi dindensin?
- İslam.
- Dilin nedir?
- Arapça.
Müslüman olmayan Arap’a bu soruları sorduğunda, ‘’ben Arap’ım, dinim Hristiyan dinidir, dilim Arap dilidir.’’ diyor.

Bir Fars’a bu soruları sorduğunda ‘’ben Fars’ım, dinim İslam dinidir, dilim fars dilidir.’’ diyor.

Ama bizden bir kişiye sorduğumuzda şöyle diyor:
- Sen kimsin?
- Müslümanım.
- Hangi millettensin?
- Müslüman milletinden.
- Hangi dindensin?
- Müslüman dininden.
- Dilin nedir?
- Müslüman dili.
Halbuki özü Türk’tür, dini İslam dinidir, dili Türk dilidir. Müslüman adında millet yoktur, Müslüman adında dil yoktur. Müslüman, İslam dinini kabul etmiş kişi demektir. Din başka, dil başka. Din başka, milliyet başka. Dinde dil yoktur, dinde milliyet de yoktur.’’

Sakarya Yenihaber

banner3
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER