Tarihte bugün - 18 Temmuz

Fazlı Köksal, gazetemiz için hazırladığı Tarihte Bugün köşesinde 18 Temmuz'da yaşanan dikkat çeken olayları aktardı

Tarihte bugün - 18 Temmuz


18 Temmuz
656 – Hazreti Ali halife oldu.
1918 - Güney Afrikalı siyasetçi Nelson Mandela doğdu
1919 - Müttefik Yüksek Konseyi, işgal bölgeleri hakkında anlaşamayan İtalya ve Yunanistan arasında bölüştürme yaptı ve Aydın'ın İtalyanlara verilmesi kararlaştırıldı.
1920 - Mîsâk-ı Millî, TBMM'de kabul edildi. Büyük Millet Meclisi, Misak-ı Millî üzerine yemin etti.
1930 - Ankara Etnografya Müzesi halka açıldı.
1932 - Türkiye, Cemiyet-i Akvam'a (Milletler Cemiyeti) 56. üye olarak kabul edildi.
1932 - Türkiye'de Ezanın Arapça okunması ülke genelinde resmen yasaklandı. Diyanet Dairesi, bu yasağı ilgili mercilere duyurdu.
1941 - II. Dünya Savaşı: Artan millî savunma ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla piyasaya 'tasarruf bonosu' çıkarıldı. 5, 25, 100 ve 1.000 liralık tasarruf bonoları; 3, 6 ve 12 ay vadeli olarak düzenlendi. Faizleri yüzde 4 ile 6 arasında değişen 25 milyon tutarındaki bonolara halk büyük ilgi gösterdi.
1945 - Çok partili demokratik hayatın ilk adımı atıldı: Millî Kalkınma Partisi kuruldu. Partinin kurucuları arasında Nuri Demirağ, Hüseyin Avni Ulaş ve Cevat Rıfat Atilhan gibi isimler yer aldı.
1956 - Meral Akşener doğdu.
1964 - Türkiye ile Belçika arasında işgücü anlaşması imzalandı.
1965 - Gazeteci, yazar ve bürokrat Refik Halit Karay öldü
1974 - ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger’in yardımcısı Joseph Sisco Londra'ya gelerek Bülent Ecevit ile görüştü. Müdahaleden vazgeçmesi için Ecevit’in şartlarını öğrendi ve bunları Yunanlar ile görüşmek üzere Atina’ya hareket etti.
1975 - Apollo-Soyuz kenetlenmesi televizyondan naklen verildi.
1976 - Rumen jimnastikçi Nadia Comăneci, Yaz Olimpiyatları'nda 10 tam puan aldı. Böylece Olimpiyat Oyunları tarihinde tam puan alan ilk jimnastikçi unvanını da alarak tarihe geçti.
1996 - Paris'e gitmekte olan bir ABD yolcu uçağı, Long Island-New York açıklarında havada infilak etti; 230 yolcudan kurtulan olmadı.
2016 – 15 Temmuz darbe teşebbüsü nedeniyle 3 ay süreli OHAL ilan edildi

Günün Portresi
Refik Halit Karay

Türk Edebiyatı’nın ünlü kalemlerinden, romancı, hikâye yazarı, gazeteci Refik Halit Karay, Osmanlı’nın son PTT Genel Müdürlerindendir.
Refik Halit mükemmel bir üslubu olan, Türkçeyi çok iyi kullanan sıra dışı bir yazardır. Ancak, siyasi hayatı hatalarla doludur. Hürriyet ve İtilaf Partisinin yönetim kadrosunda yer almış, Alemdar, Sabah ve Peyam-ı Sabah’da Milli Mücadele’ye karşı çok ağır yazılar yazmış, Milli Mücadele’ye karşı çıkmıştır.
Sadece yazılarıyla değil, PTT Genel Müdürlüğü döneminde yayınladığı tamimlerle, verdiği emirlerle de Milli Mücadele’ye engellemeye çalışmıştır. Mustafa Kemal ve arkadaşları tarafından hazırlanarak ülkedeki bütün mülki amirlere telgrafla gönderilmesine karar verilen “Amasya Tamimi”ni engellemek için büyük çaba göstermiş, usulde olmadığı halde, şifre telgrafların asılların alıkonulması yolunda emirler yayınlamış ancak, emirleri PTT çalışanlarının büyük çoğunluğu tarafından dinlenmemiştir.
Ankara ile irtibat halinde olan ve Milli Mücadeleyi destekleyen başmüdürleri, PTT müfettişlerini, Posta-Telgraf müdürlerini ve bazı telgraf memurlarını görevden almış, memuriyetten atmıştır.
“Refik Halit Hürriyet ve İtilaf Partisinin yönetim kadrosunda yer almış, Alemdar, Sabah ve Peyam-ı Sabah’da Milli Mücadele’ye karşı çok ağır yazılar yazmış, Milli Mücadele’ye karşı çıkmıştır.
Mesela Refik Halit, 2 Şubat 1920 tarihli Alemdar Gazetesi’nde yayımlanan yazısında; İstanbul’da toplanan Meclis’e, Anadolu’dan seçilen mebusları şöyle aşağılamaya çalışır:  “Merhaba Sivas kuzuları, Ankara keçileri ağıla mı geldiniz? İttihat sürüsünden yeni çobanbaşı, millet paşası mı sizi seçip ayırdı? Tüylerinizi kabartıp, boynuzlarınızı varaklayıp, sırtınızı kınalayıp bize sizi o mu hediye gönderdi? Boynunuzdaki tasmayı da o mu taktı? Kösemeniniz kimdir? Sivas’ın şu Karakeçisi mi? Yoksa Karaman’ın “kahraman” kuzusu mu? Niye Koç Ankara’da kaldı? Âdeti uzaktan mı toslamaktır? “ 
Bu tarihten sonra yazılarında Milli Mücadeleye olan muhalefetinin dozunu gittikçe artıracak çok daha sert, çok daha alaycı yazılara imza atacaktır… 
Kurtuluştan sonra Milli Mücadele’ye karşı olan yazıları yüzünden, diğer milli mücadele karşıtları ile birlikte “Yüz ellilikler” listesine alınmış ve 1922 yılında yurtdışına sürülmüştür. Beyrut ve Halep’te on beş yıl bir sürgün ve gurbetlik yaşamı olmuş, Halep’te yayımlanan Doğruyol ve Vahdet gazetelerinin yönetimini üstlenmiştir. Hatay meselesi çıkınca, Halep Konsolosluğu aracılığı ile Fransızlarla ilgili istihbaratı, Mustafa Kemal’e ulaştırdı. Bu arada “Sürgün” ve “Deli” adlı romanlarını da Atatürk’e gönderdi. 
1938’de çıkarılan af yasasıyla yurda dönmüştür. Başta Yakup Kadri olmak üzere, döneme tanıklık eden kalemler, Atatürk’ün Refik Halit Karay’ın yazdığı mektuplardaki vatan hasretini dile getirdiği cümlelerden etkilenerek 150’liklerin affını içeren kanun çıkarılması talimatını verdiğini belirtirler.
Tan Gazetesi’ne gönderdiği ve gazetenin 2 Haziran 1938 tarihli nüshasında yayınlanan şu cümleler, pişmanlığının açık ifadesidir;
“Dönüş sevincim katmelidir.
Sevgili yurdumu ne halde bıraktım?
Nasıl bir harika ile karşılaşacağım.
Dumanı yaslı tüten bir fabrika bacası tanırdım:
Zeytinburnu.
Ankara’da tek bina Taşhan’dı.
Bankalarda dilimiz ötmez, şirketlerde sözümüz sökmezdi.
Trende Türkçemi Rumlaştırmadan biletçiye meram anlatamazdım.
Tokatliyanda Frenkçe söylemezsem garsona dilediğimi kolayca yaptıramazdım.
Plajlarımızda yüzen yabancılara kıyıdan korkarak bakar,
Avrupa’dan dönerken hudutta şapkamı pencereden atardım.
Memlekette toprağın kurusu bizim, yaşı elindi.
Bıraktığım haldeki bu vatan yerine istiklal ve mucize ülkesine kavuşmaktan duyduğum heyecan içinde şu yaşımda ağlar güler ilân bebeklerine döndüm.
Mütemadiyen tekrarladığım söz: 
Yaşa Atatürk, beni gurbette de göğsümü kabartarak yaşatan Atatürk.

Refik Halit”

1938 yılında Türkiye’ye dönen Refik Halit Karay bu tarihten sonra yaşamını hep kalemiyle sürdürdü.
18 Temmuz 1965 günü İstanbul’da öldü…
Memleket Hikâyeleri ve Gurbet Hikâyeleri Türk Hikâyeciliğinde zirve kitaplardır…
Romanları: İstanbul’un Bir Yüzü, Ay Peşinde, Yezidin Kızı, Çete, Sür-gün, Anahtar, Bu Bizim Hayatımız, Nilgün, Yeraltında Dünya Var, Dişi Örümcek, Bugünün Saraylısı, İki Bin Yılın Sevgilisi, İki Cisimli Kadın, Kadınlar Tekkesi, Karlı Dağdaki Ateş, Dört Yapraklı Yonca, Sonuncu Kadeh, Yerini Seven Fidan, Ekmek Elden Su Gölden, Ayın On Dördü, Yüzen Bahçe.
Not: Bu yazı Fazlı Köksal’ın Posta ve Telekomünikasyon Tarihinden Portreler kitabından özetlenerek alınmıştır.

 

Sakarya Yenihaber

banner3
YORUM EKLE
YORUMLAR
Kayhan Göksu
Kayhan Göksu - 5 ay Önce

İstanbul'daki telgraf memuru merhum Manastırlı Hamdi'nin Atatürk'e giden ve Atatürk'ten gelen telgraflar için gereğini hemen yaptığı öğrendiğindiğinde Refik Halit Karay, Manastırlı Hamdi'yi tutuklattırmıştır.

SIRADAKİ HABER