Tarihte bugün - 2 Ekim

Tarihte bugün - 2 Ekim

2 Ekim
1187 - Selahaddin Eyyubi, Kudüs'ü zapt ederek 88 yıllık Haçlı işgaline son verdi.
1552 - Korkunç İvan komutasındaki Ruslar Kazan'ı işgal etti.
1836 - Charles Darwin, İngiliz Kraliyet Donanması'na ait HMS Beagle gemisi ile çıktığı, Brezilya, Galapagos Adaları ve Yeni Zelanda'yı kapsayan 5 yıllık gezisinden İngiltere'ye döndü. Bu çalışmaları, 1859'da yayımlayacağı Türlerin Kökeni adlı kitabının kaynağını oluşturdu.
1895 - Trabzon'da Ermeni isyanı başladı.
1897 - Azerbaycanlı kadın şair ve yönetici Hurşid Bânû Nâtevan  vefat etti
1920- Delibaş Mehmet'in başında olduğu isyancılar, Çumra'yı bastılar, bucak müdürünü tutukladılar ve kasabanın Konya ile bağlantısını  
1921 - Hindistan Genel Valisi, Pencap Müslümanlarına hitaben yapuğı konuşmada, İngiltere'nin Yunanistan'ı desteklediğini yalanladı. Türkiye'yi ve Hint Müslümanlarını memnun edecek bir barış imzalanması için elinden geleni yapmaya devam edeceğini söyledi
1922 - ateşkes görüşmeleri için İsmet Paşa, Mudanya'ya geldi. General Harington da ateşkes görüşmeleri için İstanbul'dan Mudanya'ya geldi.
1924 - Milletler Cemiyeti'nin 47 üyesi zorunlu tahkim protokolünü imzaladı.
1957 - ODTÜ'nün temeli atıldı.
1963 – Kurtuluş Savaşı Komutanlarından Refet Bele vefat etti 
1969 - Yargıtay, 6 öğrenci örgütünü siyasetle uğraştıkları gerekçesiyle kapattı.
1975 - ABD, Türkiye'ye konulan silah ambargosunu kısmen kaldırdı.
1989 - TRT 3 ve GAP TV resmen yayına başladı.
1992 - Ege Denizi’ndeki tatbikatlar sırasında, ABD’ye ait uçak gemisinden atılan iki füze Türk muhribi Muavenet’e isabet etti; olayda gemi komutanıyla birlikte 5 denizci öldü.
2001 - 11 Eylül saldırılarının da etkisiyle Swissair hisseleri sert bir düşüş yaşadı ve iflasıyla sonuçlanan süreç başladı.
2006 - Müjdat Gezen Tiyatrosu, Semra Sezer tarafından açıldı.
2018 – Suudi Arabistanlı gazeteci ve yazar Cemal Kaşıkçı, Suudi Arabistan’ın İstanbul Büyükelçiliğinde feci bir şekilde öldürüldü.

Günün Portresi
Refet Bele

1881 yılında Selanik'te doğdu. Babası Mehmet Servet Bey, annesi Emine Adviye Hanım'dır. Bele soyadını, dedesi Beleli Mehmet Bey'in memleketi  “Bele” kasabasına istinaden almıştır.  İlk ve orta öğrenimini İstanbul ve Selanik'te tamamladıktan sonra girdiği İstanbul'daki Harp Okulu'nda okudu.
1898 yılının sonunda piyade teğmen rütbesi ile mezun olup 3. Ordu emrine verildi. 1903 yılındaki Bulgar ayaklanmasının bastırılmasında rol aldı. 1903 yılında üsteğmen, 1906 yılında yüzbaşı oldu. 1908 yılında Hareket Ordusu Jandarma Taburu'na komuta etti. İttihat ve Terakki Cemiyetine üye oldu. İttihat ve Terakki'nin kurucularından Talat Paşa yakın arkadaşıydı. İttihat ve Terakki Kongresi'nde cemiyetin siyasi parti haline gelmesi ve askerin politikadan çekilmesi gerektiğini savunan Mustafa Kemal'i destekledi.
Harp Akademisi’nde okurken  Trablusgarp Savaşı'na sonra da Balkan Savaşı'na katıldı. 1 Kasım 1912 tarihinde Harp Akademisi'ni birincilikle bitirip Genelkurmay Karargâhı'na atandı ve 1914 yılında I. Dünya Savaşı'na katıldı. Savaşta Sina-Filistin Cephesinde, özellikle İkinci Gazze Muharebesi'nde büyük yararlıklar gösterdi, birçok madalya ve nişan kazandı. 
Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasından sonra Jandarma Genel Komutanlığı görevine başladı.  İstanbul'un asayiş sorunu ile ilgilenirken bir yandan da Anadolu'ya silah gönderdi 19 Ocak 1919’da görevinden azledildi.
16 Mayıs 1919 tarihinde, 3. Ordu Müfettişi göreviyle ve Türk Kurtuluş Savaşı'nı başlatma maksadıyla Anadolu'ya giden Mustafa Kemal Paşa ile birlikte Bandırma Vapuru'na binerek Samsun'a gitti. 17 Mayıs tarihinde 9. Ordu'ya bağlı, karargâhı Sivas'ta bulunan 3. Kolordu Komutanlığı ile görevlendirildi.
Millî Mücadele'nin gerekçesini, amacını, yöntemini açıklayan bir belge niteliğindeki Amasya protokolünün hazırlandığı toplantılara katıldı. 21 Haziran 1919 tarihinde gizli bir genelge ile duyurulan protokolde imzası olanlardan birisiydi. Amasya Genelgesi'nin imzalanmasının ardından kolordusunun başına geçmek ve Sivas Kongresi hazırlıklarını tamamlamak için Sivas’a gitti.
Harbiye Nezareti'nden kendisine gönderilen ve Mustafa Kemal Paşa'nın emirlerini dinlememesi gerektiğini aksi halde bu durumun İngilizlere işgal hakkı tanıyacağını bildiren telgrafa verdiği uzun ve sert cevap  nedeniyle 13 Temmuz 1919 tarihinde ordudaki görevinden alındı. Ordudan ayrıldıktan sonra Erzurum Kongresi’ne ve ardından Samsun delegesi olarak Sivas Kongresi'ne katıldı. Erzurum Kongresi'nde Millî Mücadele'yi sürdürebilmek için geçici bir hükûmet gibi çalışmak üzere 9 kişilik Heyet-i Temsiliye seçilmişti. Sivas'a geldiğinde, Heyet-i Temsiliye tarafından onuncu kişi olarak heyete alındı. Kongre sırasında Konya Valisi'nin İstanbul hükûmetine bağlı tutumunu devam ettirmesi üzerine Mustafa Kemal Paşa tarafından Heyet-i Temsiliye adına Konya'ya gönderildi. Ancak henüz Ereğli'de iken valinin İstanbul'a kaçtığı, halkın seçtiği yeni valinin vali vekili olarak göreve başladığını öğrendi.
Batı Anadolu Kuvâ-yi Milliyesi'nin komutanlığına Ali Fuat Paşa atanmıştı. Ali Fuat Paşa da efeler tarafından idare edilmekte olan Aydın Kuvâ-yi Milliyesi'ni idare edecek bir komutan ihtiyacını hissederek bu göreve Refet Bey'i önerdi. Konya'da bulunan Refet Bey, Heyet-i Temsiliye tarafından Aydın ve Salihli cephesine komutan olarak gönderildi. "Nazilli Komutanı Servet Bey" kod adı ile Nazilli'ye yerleşti. Cephede Demirci Mehmet Efe'nin Mustafa Kemal Paşa ve Heyet-i Temsiliye'ye karşı tereddütlerini giderdi. 1920 başlarından itibaren fiilen 23. ve 57. tümenlere komuta etti. Bu görevi Düzce isyanına kadar devam ettirdi. Bir yandan da İstanbul'dan Anadolu'ya silah ve mühimmat kaçırılma işini koordine etti, İtalyan işgalindeki Antalya depolarında bulunan silah ve mühimmatı Kuvâ-yi Milliye'ye kazandırdı.
Son Osmanlı Meclis-i Mebusanı seçimleri sırasında İzmir milletvekili olarak seçildi ancak rahatsızlığını ileri sürerek İstanbul'a gitmedi. İstanbul'un işgali ve Mebusan Meclisi'nin feshedilmesi üzerine 19 Mart tarihinde başlayan 1. TBMM seçimlerinde İzmir milletvekili seçildi. İstanbul'un işgalinden sonra Konya valisinin ve komutan Fahrettin Bey'in İstanbul ile ilişkileri kesmemesi üzerine o sırada Nazilli'den sonra Konya'ya yöneldi. Vali, komutan ve şehrin ileri gelenlerinden oluşan bir heyeti emrivaki ile Ankara’ya götürdü. Milli Mücadele’ye desteklerini sağladı. Düzce ve Yozgat İsyanlarının bastırılmasında görev aldı. İstanbul Divan-ı Harbi tarafından  14 Temmuz tarihinde idama mahkûm edildi. Karar  25 Temmuz tarihinde padişah tarafından onaylandı.
İzmir milletvekili olarak TBMM’ye katıldı. 6 Eylül 1920 tarihinde Dahiliye Vekilliğine getirildi. İçişleri Bakanı iken Konya'da çıkan Delibaş Mehmet ayaklanmasını bastırmak üzere görevlendirildi. Bu görevi başarıyla tamamladıktan sonra Ankara'ya döndü. Bakan sıfatını 18 Mart 1921 tarihindeki istifasına kadar taşımıştı ancak sürekli cephede görev yaptığı için bakanlığa sürekli olark  Dr. Adnan Bey vekalet etti. 
Batı cephesi kuzey ve güney olarak ikiye bölündü; kuzey cephesi komutanlığına İsmet Bey (İnönü), güney cephesi komutanlığına Refet Bey getirildi.
Çerkez Ethem Ayaklanmasını fırsat bilen Yunan kuvvetleri 6-11 Ocak 1921 tarihleri arasında gerçekleştirdiği taarruzun Türk kuvvetleri tarafından püskürtülmesinden sonra Mirliva rütbesine terfi etti ve Paşa oldu. 18 Mart 1921 tarihinde İçişleri Bakanlığı görevinin daha fazla vekaleten idare edilmesi mümkün olmadığından ötürü bakanlıktan çekildi.
Yunan kuvvetlerinin Mart ayında başlattıkları yeni taarruz II. İnönü Muharebesi zaferi ile sonuçlanmıştı. Ne var ki bu zafer sonrasında Refet Bey komutasında gerçekleşen Aslıhanlar ve Dumlupınar Muharebeleri'nde kesin bir sonuç alınamadı. Mustafa Kemal Paşa bu savaşları yenilgi olarak gördü. Batı Cephesi'ni tek komuta altına almaya karar vererek, Güney Cephesi'ni Batı Cephesi ile birleştirdi. Cephenin komutanlığı İsmet Paşa'ya verdi. Cepheden ayrılarak Kastamonu'da bir sayfiye yeri olan Ecevit tesislerinde dinlenmeye çekildi. 
Kastamonu'daki dinlenme döneminden sonra 30 Haziran 1921 tarihinde ikinci defa Dahiliye Vekilliğine seçildi. Yunan taarruzu sırasında meydan gelmiş ve bastırılmış olan Koçigiri ayaklanmasından sonra Dersim halkının ayrı yönetim isteği gündeme gelince şiddetle karşı çıktı.
Mustafa Kemal Paşa'nın Başkomutan olduğu 5 Ağustos 1921 tarihinde ek olarak Millî Müdafaa Vekâleti'ni de üstlendi. Ordunun silah ve donatım ihtiyaçlarını sür'atle karşılamak için çok büyük çaba gösterdi. Kilimlerden asker kaputu, gaz tenekelerinden ilaç kutusu, sapan demirlerinden kılıç yaptırmak gibi fikirleri uyguladı. Bu çabalarıyla ordunun zafere ulaşmasına yaptığı büyük katkı Başkomutan Mustafa Kemal Paşa ve Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa'dan takdir aldı. 10 Ocak 1922 tarihinde sağlık durumunu gerekçe göstererek Millî Müdafaa Vekaleti görevinden ayrıldı.
Bakanlıktan ayrıldıktan sonra Hilâl-i Ahmer (Türk Kızılay Derneği) Başkanlığı'nı üstlendi. Yeni savaş hazırlığı sırasında 1. Ordu Komutanlığı görevini kabul etmedi. Dumlupınar Meydan Muharebesi'nin kazanılmasının ardından gerçekleşen Mudanya Mütarekesi görüşmeleri sırasında gerektiğinde delegasyona yardım etmek için Mudanya'da kalması uygun görüldü.
Mudanya Mütarekesi gereği Trakya topraklarının teslimi yapılırken Türkiye'yi temsil edecek kişi olarak Mustafa Kemal'in isteği ile Refet Paşa görevlendirildi. Ankara hükûmetinin İstanbul temsilciliği görevini yürütmeye başladı. 
2 Kasım 1922 tarihinde Ankara Hükûmeti'nin Sağlık Bakanı ve Sinop milletvekili olan Dr. Rıza Nur ve arkadaşlarının saltanatın kaldırılması için verdiği tasarı kabul edilince bu haberi Sultan VI. Mehmed Vahdettin'e bildirme görevi verildi. Saraya gidip bu haberi Sultan Vahdettin'e verdi. İstanbul'daki işgal kuvvetleri başkomutanı General Harrington Sultan Vahdettin'in ülkeden ayrılışını bir mektup ile Refet Paşa'ya bildirdi. İşgal kuvvetleri komutanlığına da yetkinin Ankara Hükûmeti'nde olduğunu bildirdi. Ankara'dan gelen emir ile veliaht Abdülmecid ile görüşüp halifeliği kabul edip etmemesi konusunu görüştü. Bu konuda padişahlık hevesinde olmaması için teminat senedi imzalattı. Ankara ayrıca Kutsal Emanetler'in kaçırılmaması için korunması emrini verdi. Veliaht bu görüşmede halife olarak tahta geçmek istediğini söyledi.
5 Kasım 1922 tarihinde Refet Paşa İstanbul'daki bakanlıklara görevlerini bırakmaları emrini verdi. Halife Abdülmecid'e aşırı saygı göstermesi ve Konya adında bir at hediye etmesi Mustafa Kemal'i rahatsız etti. Bu olaydan hemen sonra İstanbul'daki görevine son verildi. 8 Ekim 1923 tarihinde ordudaki görevi sona erdikten sonra milletvekilliği görevine devam etti.
Millî Mücadele sonrasında köklü ve hızlı devrim hareketlerinden rahatsızlık duyan Refet Bey, 9 Kasım 1924 tarihinde Halk Fırkası'ndan istifa etti. 17 Kasım tarihinde kurulan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının kurucuları arasında yer aldı. Mustafa Kemal Büyük Nutkunda sık sık İstiklal Savaşı'nı birlikte başlattıkları Ali Fuat Paşa, Kâzım Karabekir ve Rauf Orbay gibi kendisini de eleştirdi. 1922-1923 yıllarında Sovyetler Birliği'nin Ankara büyükelçisi Semyon Aralov yazdığı kitabında Rauf Orbay ve Refet Bele'nin Sovyetler'e karşı olup komprador burjuvazinin temsilcisi olduğunu yazdı.
Partinin kapatılmasından sonra, Atatürk'e karşı yapılan İzmir Suikastı girişimi nedeniyle kendisi de Ali Fuat Paşa, Kâzım Karabekir ve Rauf Orbay ile birlikte tutuklandı, Yargılandığı İstiklal Mahkemesi'nden beraat etti. 1 Kasım 1926 tarihinde milletvekilliğinden istifa etti. 8 Aralık 1926 tarihinde kendi isteğiyle askerlikten emekliye ayrıldı. 
II. Dünya Savaşı başlamadan önce İsmet İnönü, Mustafa Kemal Atatürk'ün siyasetini eleştirdikleri için anlaşmazlığa düştüğü silah arkadaşları ile temasa geçip ılımlı siyaset izlemeye başladı. 1939 seçimlerinde Kılıç Ali ve Şükrü Kaya gibi Mustafa Kemal Atatürk'ün yakın çalışma arkadaşları TBMM'ye giremezken Kâzım Karabekir, Hüseyin Cahit Yalçın, Refet Bele ve Ali Fuat Cebesoy gibi muhalifler İsmet İnönü'nün yeni siyaseti ile TBMM'ye girdi. VI., VII., ve VIII. Dönemlerde de İstanbul Milletvekili seçilerek TBMM'deki yerini 1950'ye kadar korudu.
8 Nisan 1950 tarihinde Beyrut'taki Birleşmiş Milletler Ortadoğu Filistin Mültecilerine Yardım ve Bayındırlık Ajansı Türkiye Delegeliğine atandı. 22 Şubat 1961 tarihinde bu görevden ayrıldı. Lübnan'da "El Pasha" lakabı ile tanındı.
Ölümünden birkaç gün önce geçirdiği beyin kanaması sonucu 2 Ekim 1963 tarihinde İstanbul'da hayatını kaybetti. Kabri İstanbul Zincirlikuyu Mezarlığı'ndadır. Kendisinin vasiyeti ve ailesinin isteğinden dolayı kabri Devlet Mezarlığı'na nakledilmedi. 
 

Sakarya Yenihaber

Güncelleme Tarihi: 02 Ekim 2020, 17:54
banner3
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER