Tarihte Bugün - 22 Ekim: Amasya protokolleri

Tarihte Bugün - 22 Ekim: Amasya protokolleri

22 Ekim
1600 - Osmanlı ordusu, Macaristan'ın Kanije Kalesi'ni fethetti.
1917 - Vakit gazetesi, Ahmet Emin Yalman ve Asım Us tarafından yayımlanmaya başladı.
1919 - Amasya'da, Mustafa Kemal Paşa ile İstanbul Hükümeti'nin Bahriye Nazırı Salih Hulusi (Kezrak) Bey arasında Amasya Protokolü imzalandı
1920 - Ermenistan Hükümeti, Sovyetlere başvurarak Trabzon'dan Harput'a kadar uzanan bir hattın Ermenilerin batı sınırı olarak tanınmasını istedi
1921 - Sovyetler, bütün ülkelerin hükumetlerine bir nota vererek Yunanlıların Anadolu'da yaptığı zulüm ve yağmaya karşı gereken teşebbüslerde bulunulmasını istedi
1922 - Müttefik generalleri ile Refet Paşa arasında Doğu Trakya'daki il ve ilçelerinin hangi tarihlerde Türklere teslim edileceği ile ilgili bir protokol imzalandı 
1937 - Tunceli bölgesinde 21 Mart gecesi başlayan ayaklanma bastırıldı. Dört yıl için çıkarılan Tunceli'nin İdaresi Hakkında Kanun, çeşitli eklerle 1947'ye kadar sürdü.
1947 - ABD yardımının ilk partisi İskenderun Limanı'na geldi. İlk malzemelerle İstanbul-Ankara karayolunun yapımına başlanacağı açıklandı.
1950 - Türkiye'de genel nüfus sayımı yapıldı. Ülkenin nüfusu 20.902.628 olarak tespit edildi. İstanbul Türkiye’de nüfusu bir milyonu (1.000.022) aşan ilk il oldu..
1964 - Jean-Paul Sartre Nobel Edebiyat Ödülünü kazandı ama ödülü geri çevirdi.
1965 - Meclis yeni dönem çalışmalarına başladı ve Başbakan Ürgüplü istifasını verdi. AP İstanbul milletvekili Ferruh Bozbeyli Meclis Başkanlığına seçildi.
1972 - THY'nin Truva uçağı Sofya'ya kaçırıldı. Bir gün sonra yolcuları serbest bırakan 4 hava korsanı Bulgaristan'a iltica etti.
1975 - Türkiye'nin Viyana büyükelçisi Hüseyin Daniş Tunalıgil görev yaptığı Viyana'da Ermeni Soykırımı Adalet Komandoları'na mensup üç militan tarafından düzenlenen suikast sonucu yaşamını yitirdi.
1976 - Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Hak-İş) kuruldu.
1988 - Barış Manço'nun televizyon programı 7’den 77’ye TRT'de başladı.
1993 - Diyarbakır'ın Lice ilçesinde çıkan çatışmada Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın öldü. İlçede sokağa çıkma yasağı ilan edildi.
1996 – Önde gelen 8 Müslüman ülkenin (Türkiye, İran, Bangladeş, Mısır, Endonezya, Malezya, Pakistan ve Nijerya) oluştuğu M 8 (Daha sonra adı D 8 olarak değişecektir) örgütü kuruldu.
2015 - Yazar, gazeteci ve siyasetçi Çetin Altan öldü

Günün Olayı
Amasya Protokolleri

Vahdettin Damat Ferit Paşa’nın yerine 2 Ekim 1919’da hükümeti kurma görevini Ali Rıza Paşa’ya verdi. Ali Rıza Paşa kabinesi diğer hükümete nazaran Milli Mücadele’ye karşı sıcak ve olumlu yaklaşıyordu.  M. Kemal Paşa ile İstanbul Hükümeti arasında 3 Ekim'den itibaren başlayan yazışmalarda M. Kemal İstanbul Hükümeti'nin, Erzurum ve Sivas Kongreleri kararlarına bağlı olmasını, Meclis toplanana kadar hükümetin önemli kararlar almamasını, Barış Konferansı'na Temsil Heyeti'nin güvenini kazanmış kimselerin gönderilmesini, Hükümet'in yayımlayacağı bildirilerin kendisi tarafından görülmesini, atama işlemlerinin Temsil Heyeti'nce uygun bulunması, Genelkurmay Başkanlığı'na Cevat yada Fevzi Paşa'nın getirilmesini istiyordu. İstanbul Hükümeti, bu isteklerin bazılarını olumlu karşılamakla beraber, Temsil Heyeti'nin kendileriyle işbirliği yapmasını, İttihatçılıkla ilişkileri olmadıklarını, seçimlerin serbest yapılacağını ve hükümet işlerine karışmayacaklarını açıklamalarını istiyordu. Ancak bütün bu yazışmalar bir sonuç alınamayınca İstanbul Hükümeti Anadolu'ya bir temsilci göndermeye karar verdi. Bahriye Nazırı Salih Paşa ( Salih Hulusi Kezrak) temsilci olarak görevlendirildi. 
Varılan mutabakat sonucu görüşmelerin Amasya’da yapılmasına karar verildi.
 Ali Rıza Paşa'nın isteği üzerine, Amasya'da bir görüşme yapılması M. Kemal Paşa tarafından kabul edildi.
Bundan sonraki gelişmelerin önemli bölümlerini Nutuk’dan okuyalım;

“Salih Paşa ile, Amasya'da, 20 Ekimde başlayan görüşmelerimiz, 22 Ekimde son buldu. Üç gün süren görüşmelerin sonunda, ikişer nüsha olmak üzere beş ayrı protokol düzenlendi. Bu beş ayrı protokolden üçü -Salih Paşa'da kalanlar bizim tarafımızdan, bizde kalanlar Sa1ih Paşa tarafından- imza edildi. İki protokol gizli sayılarak imza edilmedi.
Amasya Mülâkatı sonunda alınan kararlar, kolordulara da bildirildi.
Efendiler, bu münasebetle, bir noktayı belirtmek isterim. Bizce temel alınan husus, millî teşkilâtın ve Hey'et-i Temsiliye'nin İstanbul Hükûmeti tarafından resmen tanınmış bir siyasî varlık olduğunun, görüşmelerimizin resmî bir nitelik taşıdığının ve sonuçlarına mutlaka uyulması gerektiğinin taraflarca resmen taahhüt edilmiş bulunduğunu tasdik ettirmekti.
Bundan dolayı, görüşmelerin sonuçlarını içine alan zabıtların protokol olduğunu kabul ettirmek ve İstanbul Hükûmeti'nin temsilcisi olan Bahriye Nâzırına imza ettirmek önemliydi.
21 Ekim 1919 tarihli protokol metni, denebilir ki, hemen bütünüyle Salih Paşa'nın teklifleri olup, kabulünde sakınca görülmeyen birtakım maddelerden ibarettir 
22 Ekim 1919 tarihli ikinci protokol, uzun süren tartışmalı bir görüşmenin zabıt şeklindeki özetidir.
Bu görüşmede, her iki tarafın, Hilâfet ve Saltanat konusundaki karşılıklı güvenceleri ile ilgili geniş açıklamaları içine alan bir girişten sonra, Sivas Kongresi'nin 11 Eylül 1919 tarihli bildirisindeki maddelerin görüşülmesine başlandı:
Bildirinin birinci maddesinde, tasarlanan ve kabul edilen sınırların en düşük düzeyde bir istek olmak üzere elde edilmesinin sağlanması gereği ortaklaşa kabul edildi.
Görünüşte, Kürtlere bağımsızlık kazandırmak gayesiyle yapılmakta olan bozguncu propagandaların önüne geçme hususu uygun bulundu.
Bugün için düşman işgali altında bulunan bölgelerden Çukurova (Kilikya)'yı, Arabistan ile Türkiye arasında bir tampon devlet yapmak üzere anavatandan ayırma isteğinde bulunulduğundan söz edildi.
Anadolu'nun, en koyu Türk çevresi, en bereketli ve zengin bir bölgesi olan bu parçasının hiçbir şekilde ayrılmasına razı olunmayacağı; Aydın ilinin de aynı kesinlikle (ve öncelikle) vatan topraklarından kopmasının mümkün olmadığı ilkesi genellikle kabul edildi.
Trakya konusuna gelince: Burada da, görünüşte bağımsız bir hükûmet, gerçekte bir sömürge devlet kurulması, böyle olduğu takdirde de Doğu Trakya'dan Midye - Enez çizgisine kadar olan bölgeyi bizden ayırma isteğinin söz konusu olabileceği ihtimali göz önünde bulunduruldu.
Ancak, Edirne'nin ve Meriç sınırının bağımsız bir İslâm hükûmetine katılmak için bile olsa, hiçbir şekilde bırakılmasına rıza gösterilmemesi ilkesi ortaklaşa kabul edildi. Bununla birlikte, bütün bu maddede söz konusu edilen hususlar hakkında Meclis'in vereceği en son karara elbette uyulacaktır, dendi.
Bildirinin dördüncü maddesindeki, azınlıklara siyasî hâkimiyet ve sosyal dengemizi bozacak nitelikte imtiyazlar verilmesinin kabul edilmeyeceği konusundaki fıkra üzerinde önemle duruldu. Bu kaydın, bağımsızlığımızı fiilen sağlamak için, elde edilmesi zarurî bir istek olarak düşünülmesi ve bundan yapılacak en küçük bir fedakârlığın bağımsızlığımızı derinden zedeleyeceği öne sürüldü. Bu maddede söz konusu olan ve azınlıklara fazla imtiyazlar verilmemesine yönelmiş olan gaye, ulaşılması gerekli bir hedef olarak kabul edilmiştir.
Bununla birlikte, gerek bu konuda, gerek yaşama hakkımızın savunulması konusundaki öteki isteklerimizle ilgili hususlarda - birinci maddenin sonunda olduğu gibi burada da – Millî Meclis'in oy ve kararlarının geçerli olacağı kaydı konuldu.
……..
11 Eylül 1919 tarihli Sivas Kongresi kararlarının öteki maddeleri de Meclis-i Meb'usan'ın kabulüne sunulmak şartıyla uygun görüldü.
Bundan sonra, Sivas Kongresi'nin 4 Eylül 1919 tarihli kararlarının teşkilât bölümü ile ilgili 11'inci maddesinde yer alan Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin durumu, bundan sonraki çalışma şekli ve alanı üzerinde duruldu. Bu maddede, millî iradeyi hâkim kılacak olan Meclis-i Millî'nin yasama ve denetleme haklarına güvenlik ve serbestlikle sahip olduktan, bu güvenlik Meclis-i Millî'ce de doğrulandıktan sonra, cemiyetin şeklinin kongre kararı ile belirleneceği açıklanmıştır. Burada söz konusu olan kongrenin, şimdiye kadar yapılan Erzurum ve Sivas Kongreleri gibi İstanbul dışında ayrı bir kongre halinde olması şart değildir, dendi.
……
İstanbul'un düşman işgâli altında bulunması dolayısıyla, milletvekillerinin yasama görevlerini hakkıyla yerine getirmelerine pek elverişli olamayacağı düşüncesi ortaya atıldı. 1870-1871 savaşında Fransızların Bordeaux (Bordo)'da ve daha sonra Almanların Weimar (Vaymar)'da yaptıkları gibi, barış anlaşması yapılıncaya kadar, geçici olarak, Meclis-i Millî'nin Anadolu'da, saltanat hükûmetinin kabul edeceği güvenilir başka bir yerde toplanması uygun görüldü.
…..
Milletvekilleri seçiminde tam bir serbestlik bulunması gerektiği hükûmetçe emredilmiş olduğundan, seçimler yapılırken Cemiyet Hey'et-i Temsiliyesi'nce müdahale edilmekte olduğu belirtildi. Milletvekilleri arasında, İttihat ve Terakki üyesi ve orduda lekeli şahıslar bulunduğu takdirde, bunların milletvekili seçilmesine meydan verilmemek için, Hey'et-i Temsiliye'ce yol gösterme maksadıyla ve uygun şekilde bazı telkinler yapılmasının yerinde olacağı hesaba katıldı. Hey'et-i Temsiliye'nin bu konudaki yardım şekli de, ayrıca bir formül halinde üçüncü protokol olarak tespit edildi.
Gizli sayıldığı için imza altına alınmayan dördüncü protokol şuydu
Bazı komutanların ordudan atılması ve bir kısım subayların Divan-ı Harb'e verilmeleri ile ilgili olarak çıkarılan padişah iradeleri ile diğer emirlerin düzeltilmesi.
Malta'ya sürülmüş olanların, ilgili bulundukları kendi mahkemelerimizde kovuşturma yapılmak üzere İstanbul'a getirtilmeleri çarelerinin araştırılması.
Ermeni zulmü ile ilgili görülenlerin de mahkemeye verilmesi (Millî Meclis'e bırakılacaktır).
İzmir'in boşaltılmasının İstanbul Hükûmeti tarafından yeniden protesto edilmesi ve gerekirse gizli talimatla halka gösteri toplantıları yaptırılması.
Jandarma Genel Komutanı, Merkez Komutanı, Polis Müdürü ve İçişleri Müsteşarı'nın değiştirilmeleri (Harbiye ve Dahiliye Nezaretlerince).
İngiliz Muhipler Cemiyeti'nin (kapı kapı dolaşıp) halka kâğıt mühürletmelerine engel olunması.
Yabancı parasıyla satın alınmış derneklerin faaliyetlerine ve bu gibi gazetelerin zararlı yayınlarına son verilmesi (özellikle subay ve memurların bu gibi derneklere girmelerinin kesinlikle yasaklanması).
Aydın Kuva-yı Milliye'sinin güçlendirilmesi ve beslenmelerinin kolaylıkla sağlanması. Millî Mücadele'ye katılmış memurların genel bir yatışma ve güvenlik sağlanıncaya kadar yerlerinden alınmamaları ve millî dâvâya aykırı hareketlerinden dolayı millet tarafından işten el çektirilmiş memurların yeni görevlere tayinlerinden önce durumun özel olarak görüşülmesi.…. 
İmzasız beşinci protokol da, Barış Konferansı'na gidebilecek kimselerin adlarını içine alıyordu. 
Efendiler, bu görüşmelerimizde tespit edilen esaslar arasında, en önemli noktanın Meclis-i Millî'nin toplanma yeri ile ilgili olduğunun yüksek dikkatlerinizi çekmiş olacağını sanırım.
Meclis'in, İstanbul'da toplanmasının doğru olmadığı konusundaki eski görüş ve kanaatimizi Salih Paşa'ya kabul ve tasdik ettirdik, Ancak, Paşa, kendisi bu görüşe katılmakla birlikte, bu katılışın şahsına ait olup kabine adına şimdiden söz veremeyeceği kaydını da eklemişti Kendisi, kabine üyelerini bu görüşe inandırmak ve katılmalarını sağlamak için elinden geleni yapacağına söz vermiş, başaramadığı takdirde, kabineden çekilmekten başka yapacak bir şey olmadığını söylemiştir.
Salih Paşa, bu konuda başarı sağlayamamıştır.

Özetle Amasya Protokolleri Anadolu’daki milli hareketin İstanbul Hükümeti tarafından resmen tanındığı ilk metin olması açısından çok önemlidir…

Sakarya Yenihaber

Güncelleme Tarihi: 22 Ekim 2020, 08:00
banner3
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER