Tarihte bugün: 22 Mayıs - Şeyh Vefâ'nın hayatı...

Fazlı Köksal; Sakarya Yenihaber için hazırladığı tarihte bugün köşesinde 22 Mayıs'ta yaşanan dikkat çeken olayları aktarırken, Fatih Sultan Mehmet'in cenaze namazını kıldıran ve bir semte adını veren Şeyh Ebul Vefa'nın da hayatını anlattı

Tarihte bugün: 22 Mayıs - Şeyh Vefâ'nın hayatı...

TARİHTE BUGÜN

•    1481 – Fatih Sultan Mehmet’in cenazesi Fatih Camii avlusuna defnedildi. Cenaze namazını Şeyh Vefa kıldırdı. 
•    1766 - Geniş bir alanı etkileyen Büyük İstanbul Depremi sonucunda 4.000'den fazla kişi öldü.
•    1885 -  Fransız yazar Victor Hugo öldü 
•    1912-Taşlamalarıyla ünlü Şair Eşref öldü.
•    1920- Kuvayı Milliye güçlerine yenilen Anzavur, Damat Ferit’e telgraf çekerek Aldığı 5000 altın dışında 6000 altın da borçlandığını, ayağı sakatlandığı için İstanbul’a döneceğini bildirdi.
•    1920 – Amerikan Yardım Heyeti Harputta Hristiyanlara zulüm yapıldığına dair iddiaların doğru olmadığını ABD’ye bildirdi. TBMM Hükümeti konunun yerinde soruşturulmasını ABD heyetinden istedi.
•    1921- Yunanlılar yakıp yıkıp yağmaladıkları Gördes’ten çekildiler
•    1922 – Kayseri’de toplanan Umum Anadolu Hristiyanları Kongresi adına açıklamada bulunan Papa Eftim Hristiyanlara baskı yapıldığı iddialarını şiddetle reddetti..
•    1927 - Çin'in Xining vilayetinde yaşanan depremde yaklaşık 200.000 kişi öldü. 
•    1932 -  Ağrı Dağı ayaklanmasına katılan 34 kişi hakkında idam kararı verildi. 
•    1950- Celal Bayar Türkiye Cumhuriyeti'nin 3. cumhurbaşkanı oldu. Aynı gün, Adnan Menderes ilk Demokrat Parti hükümetini kurdu.
•    1955 -  1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'ndaki Türk kadın kahraman Nene Hatun öldü. 
•    1960 -Ressam İbrahim Çallı, İstanbul'da 78 yaşında öldü.
•    1960 - Yeryüzünde ölçülmüş en şiddetli deprem olan Büyük Şili Depremi sonucunda 4.000 ile 5.000 arasında insan hayatını kaybetti. 
•    1971 - Bingöl'de 6.7 büyüklüğündeki depremde 878 kişi öldü.
•    1981 - Dünyanın en büyük hortumlarından olan 1.5 kilometre çapındaki Binger Oklahoma Hortumu görüldü.
•    1982 – Eski Cumhurbaşkanlarından Cevdet Sunay öldü
•    1988 - Galatasaraylı futbolcu Tanju Çolak ligde attığı 39 golle Metin Oktay'ın 38 gollük rekorunu kırdı.
•    1990 - Kuzey ve Güney Yemen birleşti. 
•    1992 – Slovenya, Hırvatistan ve Bosna Hersek’in bağımsızlıkları Birleşmiş Milletler tarafından resmen tanındı
•    1996 – Türk pop müziği sanatçısı Tanju Okan öldü.
•    2003 – Türkiye 1963’ten beri tanımadığı Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportlarını kabul etti.
•    2007 - Ankara, Ulus'ta meydana gelen patlama sonucunda 5 kişi öldü, 60 kişi yaralandı. 
•    2008 - TBMM Genel Kurulunda, üniversite bulunmayan dokuz ilde devlet, İstanbul'da da iki vakıf üniversitesi kurulmasını öngören kanun tasarısı kabul edildi. Böylece Türkiye'de üniversitesiz il kalmadı.
•    2011 - 64. Uluslararası Cannes Film Festivali'nde "Bir Zamanlar Anadolu'da" filmiyle yönetmen Nuri Bilge Ceylan Juri Büyük Ödülünü kazandı
 
Günün Portresi
Fatih’in cenaze namazını kıldıran ve bir semte adını veren şeyh;
Şeyh Ebul Vefa


İstanbul’un VEFA  semtine adını veren  Şeyh Vefâ, Konya’da doğmuştur. Doğum tarihi tam olarak bilinmemekledir.  Babası Zeyniyye tarikatının Vefâiyye kolunun kurucusu Ahmed Sadri Efendi’dir. Asıl adı Muslihuddin Mustafa'dır. Kendisi “Vefâ, İbnü’l Vefâ, İbn Vefâ, Vefâzâde, Ebû’l-Vefâ” gibi lakaplarla anılır.  “İbn Vefâ” lakabını annesinin adı olan Vefâ’dan aldığı söylenir. Şeyh Vefa Hazretleri Konya’da doğduğu için Vefa Konevî olarak da anılmıştır. 
Ebul Vefa hacca gitmek amacıyla Konya’dan Antalya’ya inmiş, oradan bindiği gemi Rodos korsanları tarafından kaçırılıp içindekiler esir edilince  Şeyh Ebul Vefa da kızkardeşiyle birlikte esir düştü ve diğer esirlerle beraber Rodos’a götürüldü. 
Şeyhin yanında para pul yoktur ama Rodos Şövalyeleri Hacca giden Müslümanların ona gösterdikleri saygıyı ve hürmetten Şeyh Vefa’nın  çok saygın biri olduğunu anlarlar ve bu  asil ve saygın insan için Osmanlı’nın yüksek fidye vereceğini düşünürler.  
Soyguncular, para almak için Şeyh Vefa’yı zindana korlar. Ama orada da sevgi dolu yaklaşımı zindancıları etkiler. Onların sevgi ve saygısını kazanır.   Şeyh hapiste iken kısa sürede Rumca öğrenir, onların hastalarını tedavi eder, dertlerini dinler. Gönüllere bir sevgi  köprüsü kurar..
Şeyh Vefa’nın öğrencisi olan Karamanoğlu İbrahim Bey, onun durumunu öğrenince istenen meblâğı kısa sürede temin ederek şeyhinin fidyesini öder ve onu esaretten kurtartır. 
Hapiste geçirdiği günler Ebûl Vefa Hazretleri'ni çok tesir etkilemiştir. İstanbul'da Rumların yoğun olduğu bir semte dergahını kurar ve bu insanlara kapılarını açar. Bıkıp usanmadan onların sorunlarıyla ilgilenir, dertlerine deva olur, hakkı tebliğ eder. Gülene de anlatır, sövene de. Ve daha sonra onun adıyla VEFA diye anılacak semtin Hristiyan sakinleri Müslüman olmaya başlar… Şeyh Vefa’nın ziyaretçileri arasında şairler müzisyenler, âlimler, vezirler de vardır…  
Onun ünü Fatih Sultan Mehmet’e de ulaştı. Şeyhin Rum ahali üzerindeki etkisini ve sohbetine katılan vezirlerinden ilminin derinliğini öğrenen Fatih, Şeyh Vefa’yı ziyaret için erkânı ile birlikte tekkenin kapısına kadar gider. Ama ilginçtir, herkese açık olan kapı maalesef ona açılmamıştır.  Fatih, mahzun bir şekilde geri döner. Bir çağ kapayıp, bir çağ açan, Bizans surlarını yerle bir eden ulu hakan, bir gönül erinin tekkesinin esrarlı kapısını açamadan geri dönmek zorunda kalmıştır.
Aradan bir zaman geçtikten sonra Hünkâr, yine dergâha ziyarete gider. Yine aynı durum, kapı kapalı! Hünkârın hem kafası karışır, hem de sinirlenir. Musâhibine bu işin aslını esasını öğrenmesi için talimat verir.  Musâhib,  Ebû’l-Vefa’ya bu durumun nedenini sorunca, Ebul Vefa: “Hünkârımız Fatih’in hassas ve coşkun bir gönlü vardır. Buraya girer de bizim âlemimizdeki zevki tadarsa, bir daha ayrılmak istemez ve devletin idaresine dönmez. Lakin bu devlet ve millet O’na emanettir. Kendisi kadar liyakatli bir kimse gelip onun yerini dolduramaz ise, devlet ve millet zarar görür. O da, ben de günahkâr oluruz. Ayrıca; ruhu buranın manevî havasından etkileneceği için, neyi varsa buraya getirip infak edecek. Dula, yetîme, garibe, bîçareye ve bîkese gidecek olan kaynaklar, buraya akacak!. Aynı zamanda bunu gören müritlerimde dünya malına heves başlayacak, düzenimiz bozulacak!.. Hünkârımıza bizler burada duacıyız. Gönlümüz, gönlünün içindedir…” buyurur. Musahib huzurdan ayrılıp, tekkenin kapısında merakla neticeyi bekleyen Fatih’e bu sözleri aktarınca,  Hünkâr sorar: “Hazret bu hislerini ifade ederken nasıldı?” Musahib de “Hünkârım Ebû’l-Vefa Hazretleri, Bu sözleri söylerken, , gözlerinden yaşlar dökülüyordu“ deyince Fatih, başını önüne eğer. O cihan sultanının gözlerinden de yaşlar dökülmeye başladı. Onunla hayat boyu bir daha görüşmek kendisine nasip olmaz. 
Fatih’in vefat haberi gelince, Ebû’l-Vefa Hazretleri saraya gider. 22.Mayıs.1481 günü Fatih Camisinde  Hünkâr’ın cenaze namazını kıldırır ve toprağa verilmesine nezaret eder… 

 

Sakarya Yenihaber

banner3
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER