Tarihte Bugün - 25 Kasım

Fazlı Köksal, gazetemiz için hazırladığı "Tarihte Bugün" köşesinde, 734 yılında uçmağa varan, "Ey Türk milleti! Titre ve kendine dön!" vasiyetinin sahibi Göktürk Devleti'nin Kağanı Bilge Kağan'ı anlattı

Tarihte Bugün - 25 Kasım

25 Kasım
Dünya Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü
734 - Göktürk Devleti'nin Kağanı Bilge Kağan vefat etti.
1879- İngiltere'nin İstanbul Büyükelçisi Layard’ın Padisaha yeni bir ıslâhât programı verdi.
1889 – Ünlü romancı Reşat Nuri Güntekin doğdu
1893 - Orhun Abideleri, ilk kez Danimarkalı Thomsen tarafından çözülerek okunmuştur
1905 – Düşünür, romancı ve mutasavvıf Samiha Ayverdi doğdu.
1917 – 1960 İhtilalinin Kudretli Albayı ve MHP’nin Genel Başkanı Alparslan Türkeş doğdu…
1938- Bilim adamı, sosyolog, yazar, Selçuk Üniversitesi kurucu rektörü Prof. Dr. Erol Güngör doğdu.
1920- Mustafa Kemal, İstanbul Hükümeti adına İzzet Paşa'nın buluşma isteğini kabul ederek temsilcilerin Bilecik'e "teşrif buyurmaları"nı istedi.
Batı Dersim Aşiretleri Reisleri imzasıyla TBMM'ne çekilen telgrafta, Sevr Anlaşması gereğince Diyarbakır, Elazığ, Van ve Bitlis illerinde bağımsız bir Kürdistan kurulması gerektiği, bunun kurulmasına izin verilmezse silahlı mücadeleye geçileceği bildirildi. 
TBMM, 15 Kasım’da Ankara'ya gelmiş olan Şeyh Sunusi şerefine bir ziyaret verdi. Ziyafette hazır bulunan Mustafa Kemal, yaptığı konuşmada, Sunusilik tarikatını övdü. 
Düğünlerde israfın önlenmesine ilişkin 55 sayılı yasa kabul edildi. Buna göre çeyizlerin teşhiri, erkeğin iki kattan fazla elbise yaptırması, bir günden fazla çalgı çalınması ve ziyafet verilmesi, nişan, çevre töreni, ağırlık ve hediye verilmesi, köçek oynatılması yasak. Aykırı hareket edenler 6 yıl hapis yatacak.
Yunanistan'ın Londra Büyükelçisi, İngiliz Dışişleri Bakanlığı'na bir nota vererek Genel Savaş'tan kalan Türk tutsaklarının Türkiye'ye dönünce Mustafa Kemal'in ordusuna katıldıklarını bildirdi; bunların Türkiye'ye dönüşlerini önlemek için tez elden tedbir alınmasını istedi.
Karabekir'in, irtibat memuru olarak görevlendirdiği Dr. Fuat Sabit, Bakü’den gönderdiği raporda, Mustafa Suphi'nin Türkiye Komünist Partisi içinde İttihatçılara karşı aldığı tutumdan şikâyet etti. Suphi'yi kötüledi, Parti'nin merkez komitesinde Süleyman Nuri ve Hilmi gibi güvendiği adamlarının bulunduğunu bildirdi. Mustafa Suphi ve arkadaşları Kars'tan Trabzon'a gelirlerken bu "güvenilir" kişiler, 1 8 ve 28 Ocak'ta kuruldan gizlice alıkonacak, diğerleri öldürülecektir ...
1921- Yafa halkı ve Trablus Hilal-i Ahmeri tarafından Anadolu Hilal-i Ahmeri'ne verilmek üzere 10.700 lira İstanbul'dan yola çıkarıldı
1922 - Edirne'nin kurtuluşu.
1922 - Kurtuluş Savaşının simge isimlerinden Sütçü İmam şehit edildi.
1924 - Kazım Özalp Paşa, TBMM Başkanlığı’na seçildi
1925 - Şapka giyilmesi konusundaki kanun, TBMM'de kabul edildi.
1934 - Mustafa Kemal Atatürk, İsmet Paşa'ya "İnönü" soyadını verdi.
1945 – Bestekar Lemi Atlı vefat etti
1948 - Türkiye'de öğrenci velilerinin talebiyle, ilkokullara isteğe bağlı din dersi kondu.
1955 - Bir yıl önce büyük bir yangınla hasar gören Kapalıçarşı yeniden açıldı
1958 - Ahmet Adnan Saygun'un bestelediği Yunus Emre Oratoryosu, BM'nin yeni çalışma dönemi dolayısıyla New York'ta seslendirildi. Orkestra ve koroyu şef Leopold Stokowski yönetti.
1968 - İstanbul'da Dr. Siyami Ersek ve ekibi, trafik kazasında ölen bir memurun kalbini bir işçiye taktı; hasta 39 saat yaşayabildi.
1989- PKK Yüksekovaya bağlı İkikaya köyünde 21 kişiyi katletti..
1998 - 55. Hükümet, gensoru ile düşürüldü. Devlet Bakanı Güneş Taner'in Bakanlık görevi sona erdi. Başbakan Mesut Yılmaz, istifasını Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e sundu.
1999 - Yargıtay 9. Ceza Dairesi, PKK lideri Abdullah Öcalan hakkında verilen ölüm cezasını onadı.
2000 - Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de, Richter ölçeğine göre 7 şiddetinde deprem meydana geldi. 26 kişi hayatını kaybetti.
2001 - Türkiye'nin ilk ve tek Yahudi müzesi olan 500. Yıl Vakfı Türk Musevileri Müzesi açıldı.

Günün Portresi
Bilge Kağan

Çinlilerin soğuktan derilerinin çatladığı, Çin piyadelerinin yarısının donarak öldüğü 720 senesi Göktürk - Çin savaşı sırasında üstündeki kıyafetler paramparça olduğu hâlde savaşmaya devam ettiği için böyle bir şeyin mümkün olabileceğine inanmayan Çinlilerin, kendi kaynaklarında “karın içerisinden çıkmış, bir kurt” olarak bahsettikleri, çok büyük bir Türk hükümdarı Bilge Kağan; 683 yılında, kağanlığın o zamanki merkezi olan Çugay-Ḳuz Dağı dolaylarında doğdu.

     Babası, ikinci Göktürk Kağanlığını kurarak Türkleri yenden bir araya getiren İlteriş Kağan, annesi İlbilge Hatun’dur. Bilge bir isim değil, bir unvandır. Asıl ismi Çin kaynaklarına göre Beg-kür'dür. Yani "Yiğit, Savaşçı Bey". Bilge ise akıllı, bilgin gibi anlamlara gelir ve töredeki en büyük unvandır.  
8 yaşında iken, babası İlteriş Kağan'ın 691 yılında vefat edince devletin başına geçen amcası amcası Kapgan Kağan'ın himayesinde büyüdü.


Yine amcası tarafından 697 yılında Tarduşlar’a şad  olarak atanan Bilge Kağan, atamanı   Köli Čor'un denetiminde yetişti. 698 yılında, amcası Kapgan Kağan'ın isteği üzerine Türgişler ile yapılan Bolçu Savaşı'na katıldı. Bu savaşta 20 bin askerden oluşan Göktürkler ordusu 100.000 askerden oluşan Törgiş ordusunu mağlup eder. Bölge Göktürklerin egemenliği altına girince Kapgan Kağan Bilge’yi buranın bırakmış ancak onun bir çocuk olduğunu düşünen on-oklar hanedanı lideri, isyana kalkışmış fakat Bilge Şad tarafından isyan bastırılınca, lanetlilerin kanının yere dökülmemesine dayalı eski Türk inancı gereğince bir çuvala koyulup atlara dövdürülerek öldürülmüştür. 


699 yılında amcası Kapgan Kağan tarafından Sağ Kanat Şad'ı tayin edildi ve emrine 20,000 kişilik bir ordu verildi. Bilge Kağan, 700 yılında Tangutlar üzerine askeri bir sefer düzenledi. Savaş sonunda yenilgiye uğrattığı Tangutların çocuklarını, kadınlarını, at sürülerini ve bütün mal varlıklarını ele geçirdi. 703 yılında Göktürklere vergi vermeyi kesen Basmıllar üzerine sefer düzenledi ve onları yendi. 17 Ocak 707 tarihinde Kapgan Kağan komutasındaki Göktürk ordusu ile Çaça Sengün komutasındaki Tang ordusu arasında meydana gelen büyük Ming Şa Muharebesi'nde yer aldı. Bilge Kağan, 709 yılında Tang Hanedanlığı'nın kışkırtma siyaseti sonucunda Göktürk konfederasyon birliğine karşı ayaklanan Çikleri, Kırgızları, Türgişleri yenerek tekrar Gçktürklere itaat ettirdi.. 711 - 712 yıllarında, Müslümanların Maveraünnehir'i fethi sırasında,

          Maveraünnehir'deki Türklerin yardım istemesi üzerine, Araplara karşı düzenlenen sefere katıldı. Ancak bu seferde istenilen sonuca ulaşamadı. Bilge Kağan, 714 yılında hiçbir sorunları yokken ayaklanan Karlukları yenilgiye uğrattı. Karluklar bu yenilgiden sonra Tang Hanedanlığı'na sığındılar. 715 - 716 yılları, Göktürklerin kendilerine bağlı boylar birliğine karşı yaptıkları mücadelelerin en şiddetli geçtiği yıl oldu. Bu kez ayaklananlar kağanlığın bel kemiğini oluşturan Dokuz Oğuzlardı. Ayrıca yalnız da değillerdi, yanlarında Karluklar ve Basmıllar da vardı. Bilge Kağan, kardeşi Kül Tigin ile birlikte bir yılda dört kez onlarla savaşmak zorunda kaldı. İlk üç savaita iki tarafta kesin üstünlük sağlayamadı. Ezginti Kadız'da gerçekleşen dördüncü savaş Türklerin kendi aralarında yaptıkları en kanlı muharebelerden biri oldu. Kıran kırana geçen savaşta Göktürkler, Oğuzları silip süpürdü.


716 yılında  amcası Kapgan Kağan, Bayırkular tarafından kurulan bir pusuda öldürülünce, kurultay devletin başına Kapgan Kağan'ın oğlu İnal'ı geçirdi. Fakat İnal, oldukça başarısız bir yönetim sergileyince devletin tehlikeye girdiğini gören Bilge Şad, kardeşi Kül Tegin’in planladığı kanlı bir darbe ile İnal'ı tahttan indirerek idam ettirir. 717 yılında Bilge Kağan, kardeşi Kül Tegin tarafından "Tanrı gibi gökte olmuş Türk Bilge Kağan" unvanı ile Göktürk tahtına oturur. Ve bu unvanla tarihe geçer.


Bilge Kağan’ın tahta geçtiği tarihte ortada herhangi bir devlet otoritesi kalmamıştı. Bilge Kağan, kendi yazıtında bu durumdan şöyle söz etmektedir: “ Ben kağan olduğumda her yere gitmiş olan millet, yaya olarak, çıplak olarak, öle yite geri geldi. “ Bilge Kağan Göktürk hakanı olduktan sonra dağılan bütün Türkleri bir araya toplamaya başlar. 


Önce töreleri yeniden uygulamaya koyan Bilge Kağan, ilk seferini 717 yılında Uygurlar üzerine düzenledi. Kargan Savaşı'nda Uygurları bozguna uğratan Bilge Kağan, 718 yılında  kağanlığını tanımayan Karluklara karşı Tudun Yamtar komutasında bir ordu gönderip onları buyruğu altına aldı. Ardından barış yapmak için Çin’de hükümran olan Tang Hanedanlığına elçiler gönderdiyse de Tang imparatoru Hsüan Tsung bunu kabul etmedi ve savaş hazırlıklarına başladı. 720 yılının kış aylarında Tang Hanedanlığı, Göktürklere karşı Basmıllar, Tatabılar ve Kitanlar katıldığı bir ittifak düzenledi. Ancak Tonyukuk'un yerinde ve zamanında yönlendirmeleriyle ilk önce zayıf olan Basmıllar bozguna uğratıldı. Tang ordusu soğuk iklim koşullarına dayanamaları nedeniyle savaşamadı. Savaşın birinci günü on yedi bin Çin askerini yok eden Bilge Kağan, ikinci günü ise düşman piyade ordusunu tamamen yok etmiştir. Bilge Kağan 721 yılının kış aylarında Kitanlara, 722 yılının ilkbaharında da Tatabılara karşı seferler düzenleyerek ittifakın diğer üyelerini de cezalandırdı.


Bilge Kağan, Tang Hanedanlığı ile barış tesis ettikten sonra ülkenin ekonomik, sosyal ve kültürel açıdan kalkınması için gayret gösterdi. Onun döneminde Ongin Yazıtı (719 - 720), Altun Tamgan Tarkan Yazıtı (724), Tonyukuk Yazıtı (725), Kül Tigin Yazıtı (732) vb. birçok yazıt dikilerek Türk Edebiyatı’nın ilk örnekleri verildi. Yine kültürel alanda Budizm'e meyledip bir tapınak inşa ettirmişse de devlet adamı Tonyukuk'un uyarıları üzerine bu isteğinden caydı. Ardından milletini yerleşik hayata geçirmeye heveslendi. Bu fikrini aynı zamanda kayınpederi olan bilge veziri Tonyukuk’a açınca Tonyukuk’un; “Türkler, Çinlilerin yüzde biri kadar bile değildirler. Su ve otlak peşindedirler. Avcılık yaparlar. Belli bir yerleri yoktur ve savaşçıdırlar. Kendilerini güçlü görünce, orduları yürütürler. Güçsüz bulunca kaçarlar ve gizlenirler. Çinlilerin sayı üstünlüklerini böylece etkisiz kılarlar. Türkleri surlarla çevrili bir kentte toplarsanız ve bir kez Çin’e yenilirseniz, onların tutsağı olursunuz.” şeklindeki cevabı üzerine   Bilge Kağan bu arzusunu hayata geçmirmekte vaz geçmiştir. 


Türkleri büyük ölçüde bir araya getirmeyi başaran Bilge Kağan, 727 yılında yardımcılarından Buyruk Çor’u elçi olarak Çin'e gönderir. Buyruk Çor, yıllarca Çin’de kalarak devletin elçiliğini üstlenir. . 
734 yılında Buyruk Çor, Bilge Kağan’ın otağına geri döner ancak hemen bu tarihte Bilge Kağan hastalanıp yatağa düşer. Kendisini Buyruk Çor'un zehirlediğini anlayan Bilge Kağan, emir vererek onu ve akrabalarını idam ettirir… Ve düşmanların boyun eğdiremediği bu ulu kağan 25 Kasım 734 günü zehire yenik düşerek vefat eder. 


Kendisi için çok büyük bir cenaze töreni düzenlendi. Cenaze törenine, hem tüm türk boylarından hem de komşu ülkelerden yoğun katılım oldu. 22 Haziran 735 tarihinde defnedilen Bilge Kağan'a, Türk milletinin duyduğu minnet şöyle anlatılmaktadır: “Bunca millet saçını, kulağını kesti. iyi binek atını, kara samurunu, mavi sincabını sayısız getirip hep bıraktı.”


Bilge Kağan'ın mezarının başına oğlu Tengri Kağan tarafından Bilge Kağan Yazıtı dikilmiş olup bu yazıtı kağanın, edebi yönüyle öne çıkan diğer oğlu Yollıg Kağan 34 günde yazmıştır. 
Anıttaki şu sözler onun Türk milletine bir vasiyetidir. Ve Atatürk’ün Türk Gençliğine Hitabı da bu sözlerin genişletilmiş ve güncellenmiş halidir;


“Türk Beğleri, millet, işitin! Üstte gök basamasa, altta yer delinmese, Türk milleti, senin ilini, senin töreni kim bozabilirdi?
 Ey Türk milleti! Titre ve kendine dön!”

 

[1] Şad: Ülkenin idaresinde deneyim kazanması için, oymak ve boylara yönetici olarak gönderilmiş olan, hükümdar soyundan gelen kişi

[1] Ataman: İslamiyet’ten önceki Türk Devletlerinde Hükümdar çocuklarının eğitmenlerine verilen ad. Selçuklularda “Atabey”lar, Osmanlı’da “Lala”lar Ataman geleneğinin günün şartlarına uyarlanmış halleridir.   

Sakarya Yenihaber

Güncelleme Tarihi: 25 Kasım 2020, 10:42
banner3
YORUM EKLE