Tarihte bugün-26 Aralık- İhsan Pere

Tarihte bugün-26 Aralık- İhsan Pere

1530 - Babür devletinin kurucusu ve ilk hükümdarı Bâbür Şah vefat etti.

1918 - Türk ordusu Pozantı'ya kadar bütün Çukurova bölgesini boşalttı. Geri çekilme tamamlandı. Gerekli tedbirler alınamadığı için milyonlarca liralık savaş araç ve gereci Fransızların eline geçti. Bunlar: 30 vagon piyade ve topçu cephanesi, 15 vagon benzin, 2 deniz uçağı, 200 ton yiyecek. Bu bölgede işgallerini yarın tamamlayacak olan Fransızlar, Adana'da da 1 26 vagonluk silah, cephane ve yiyeceğe el koydular.

1919 - İngiliz Kontrol Subayı Rawlinson yeniden Erzurum'a geldi. Rawlinson İstanbul'un 16 Mart 192o'de işgali üzerine Malta'ya götürülen Türklere karşılık rehin alınacak ve daha sonra onlarla değiştirilecektir.

1920 - İstanbul'da, İngilizlerin kontrolü altındaki Büyük Postane'nin altında, Ankara ve Anadolu ile bağlantı kurup haberleşmeyi idare etmek üzere Telgraf Müdürü Tahsin (Pere) Beyin yönetiminde gizli bir telgraf merkezi açıldı

1921- Gıyabında Sağlık Bakanlığı'na seçilen Dr.Rıza Nur, Sinop'tan Mustafa Kemal'e çektiği telgrafta, rahatsızlığı nedeniyle görevi kabul edemeyeceğini bildirdi, Avrupa' da tedavi görmesi için dört ay izin istedi. 28'de Mustafa Kemal onu yeniden Ankara'ya çağıracak, Rıza Nur, görevi kabul edecektir.

1921 - Hindistan Hilafet Komitesi'nce gönderilen ilk yardım 1 44.400 lira Ankara'ya geldi. (26.000 İngiliz lirası) . 1 2 Ağustos 1922'ye kadar çeşitli taksitler halinde 106.400 İngiliz lirası karşılığı olan 675.494 lira bağış gelecektir

1921- Malta'dan bırakılanlardan Harbiye eski Nazın Mersinli Cemal Paşa, Ankara'ya geldi

1923 - Kısmî genel af kanunu kabul edildi.

1925 - Uluslararası saat ve takvimin kullanımı, TBMM'de kabul edildi.

1932 - Samsun-Sivas demiryolu hattı açıldı.

1938 - Cumhuriyet Halk Partisi olağanüstü kurultayı toplandı. Kurultayda Mustafa Kemal Atatürk "Ebedi Şef", İsmet İnönü ise "Millî Şef" ilan edildi.

1957 - Dokuz subayın, isyan muharrikliği (kışkırtıcılığı) yapmak ve fesat çıkarmaktan tutuklandıkları açıklandı. 26 Mayıs 1958'de başlayan yargılamalar sonucunda, Dokuz Subay Olayı sanıklarından Kurmay Binbaşı Samet Kuşçu, 2 yıl hapis ve ordudan tart cezasına çarptırıldı, öteki sanıklar beraat etti.

1963 - Türk donanması Kıbrıs karasularına girdi; fakat Kıbrıs adasına çıkarma ve indirme harekatından şimdilik vazgeçildi.

1968 - İstanbul Üniversitesi'nde öğrenciler, Rektörlük Binasını işgal ettiler. Üniversite süresiz kapatıldı.

1981 – Eski Başbakanlardan Suat Hayri Ürgüplü vefat etti

1983 - Hisarbank, İstanbul Bankası ve Ortadoğu İktisat Bankası, Ziraat Bankası'na devredildi. Devredilen bankalarda çalışan 1329 kişi tazminatları ödenerek işten çıkarıldı.

1988 - Kültür ve Sanat Büyük Ödülü, sinema alanındaki çalışmaları ve katkıları nedeniyle sinema yönetmeni Lütfü Akad'a verildi.

1992 - Ankara-Haydarpaşa hattındaki ilk elektrikli tren hizmete girdi.

1994 - 37 aydının Madımak Oteli'nde yakılmasıyla ilgili Sivas davası sonuçlandı. Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi, 22 sanığa verilen idam cezasını on beşer yıl ağır hapis cezasına çevirdi. Mahkeme, Aziz Nesin'in halkı tahrik ettiğini ve olayların çıkmasına yol açtığını öne sürdü.

1996 - TBMM, Susurluk Komisyonu'na bilgi veren Millî İstihbarat Teşkilatı (Millî İstihbarat Teşkilatı) Kontr-terör Daire Başkanı Mehmet Eymür, Millî İstihbarat Teşkilatı'nın Abdullah Çatlı'yı 1980 sonrası yurt dışı operasyonlarda kullandığını açıkladı.

1997 – Ünlü Matematikçi Cahit Arf vefat etti…

2003 - İran İslam Cumhuriyeti'nin Kirman Eyaleti'nde 6.6 büyüklüğünde deprem oldu. 20.000 kişi öldü.

2004 - Hint Okyanusu tabanında (Kuzey Endonezya, Aceh yakınlarında) meydana gelen 9,7 şiddetindeki güçlü depremin yarattığı tsunami, Güneydoğu Asya'da okyanusa kıyısı bulunan 13 ülkede 200.000 den fazla kişinin ölümüne veya kaybolmasına yol açtı. Yalnızca Endonezya'da 128.000 kişi öldü.

2005 - TÜBİTAK'ın geliştirdiği Pardus GNU Linux'un ilk sürümü yayınlandı.

                                                                                                                      Günün Portresi

İhsan Pere

İstiklâl Savaşımız, “Muhaberesiz muharebe olmaz” sözünü doğrulayan şanlı bir mücadeledir ve bu mücadelede telgrafçılarımızın önemli bir yeri vardır.

Her türlü psikolojik savaşın yürütüldüğü, İstanbul Hükümeti’nin ve İstanbul’daki PTT Genel Müdürlüğü’nün maddî-manevî baskısının hat safhada olduğu bir ortamda, yöneticisiyle, mühendisiyle, hat bakıcısıyla, telgraf memuruyla telgrafçılarımız, Atatürk’ün haber alma kanallarının açık kalması için savaş vermiştir. Bunun için, Kurtuluş Savaşımız bir anlamda “telgraf savaşı’’ olarak da kabul edilebilir.

Atatürk, bütün yapmak istediklerini, yaptıklarını, talimatlarını, savaş şifrelerini ilgili yerlere hep telgrafla iletmiş, başka bir deyişle ülkenin geleceğini, savaşın kaderin telgrafçıların manipleye vurmaktan nasırlaşmış, uyuşmuş parmaklarına emanet etmiştir.

Bu telgrafçılar içinde, İstanbul Telgraf Müdürü İhsan Bey ve ekibi çok önemli görevler ifa etmişlerdir. 16 Mart 1920’de İstanbul işgal edildikten sonra, Ankara İstanbul’daki olaylardan haberdar olamamaktadır. Millî Mücadelenin başarıya ulaşması için, Ankara’nın mutlaka İstanbul’dan haber alması gerekmektedir. Bu durum, Ankara’yı olduğu kadar İstanbul’da bulunan vatanseverleri de rahatsız etmektedir. Bu durumdan rahatsız olanların başında da İstanbul Telgraf Müdürü İhsan Bey gelmektedir. İhsan Bey, gizli bir hat çekilmesi hâlinde, Ankara ile muhaberenin mümkün olacağını düşünür.

Bu düşüncesini Telgraf Merkezi’nin baş memurlarından Hilmi Bey’e açar, fikrini sorar. O da, “İhsan böyle bir şey yaparsan memlekete büyük faydan dokunur; yalnız bu işi başarabilmek için hat başçavuşu[i] Hacı Mümtaz’ın ikna edilmesi gerekir.” der. “Sana birbirinden emin, asılacak olsalar gık demeyecek arkadaşlar bulurum, fakat en iyisi bu memur işini Mümtaz’a bırak, o seçsin.” diyerek kendisini Mümtaz’la Sirkeci’deki Bahçeli Bahar Lokantası’nda buluşturur.

Hacı Mümtaz bu gizli hat ile ilgili teklifi başlangıçta kabul etmekte tereddüt etmekle birlikte, bu hattın İstiklâl Savaşımıza yapacağı katkılar izah edilince, memnuniyetle kabul etmiştir. Hacı Mümtaz ve İhsan Bey uzun istişarelerden sonra, bu hattın İngiliz İşgali altındaki Telgraf Müdürlüğü’nün bodrum katında kurulması hâlinde orada olacağına hiç ihtimal verilmeyeceği için yakalanma riskinin az olacağı, çalışacak memurların giriş ve çıkışlarının dikkat çekmeyeceği, acil durumlarda gündüz bile kullanılabileceği gibi artıları olacağı sonucuna varırlar. Bu karar hemen uygulanır ve İngiliz askerlerinin işgali altında bulunan İstanbul Telgraf Müdürlüğü’nün bodrum katındaki karanlık, rutubetli ve pis odasına gizlice bir hat çekilir ve bu hatta bir telgraf cihazı irtibatlandırılır.[ii]

Bu telde çalışmak üzere muhabere memurlarından Cevat (Besen) ile İsmet (Emekli) seçilmişti. Bu iki memura müdüriyet kaleminde çalışan Edip de katılmıştı. İhsan Pere muhaberede kullanılmak üzere Edip ile birlikte bir şifre miftahı (anahtarı) hazırlarlar. Bu şifre miftahını, durumu açıklayan bir mektupla birlikte, Adapazarı’na tayin edilmiş Celal isimli bir memura teslim ederek Ankara’ya gönderirler.

Telgrafçılar arasında Gece Kuşları olarak bilinen bu bir avuç telgrafçı, 26 Aralık 1920 itibaren[iii], Ankara Hükümeti adına gönüllü istihbarat yapan MM grubunun[iv], elde ettiği istihbarı bilgileri ve İstanbul’daki gelişmeleri, Ankara’ya aktarmaya başladı. Muhabere gün batımında başlar şafak sökene kadar devam ederdi. İstanbul işgali sonrasında İhsan Pere ve Hacı Mümtaz’ın gayretleri ile kurulan bu mini telgraf merkezi, telgrafçılarımızın cesaret ve fedakârlıkları sayesine önemli hizmetlerde bulunmuştur. İngilizler Ankara ile telgraf muhaberesinin yapıldığını öğrendikleri halde bunu meydana çıkarma maksadıyla bütün istihbarat servislerini, işgal kuvvetlerinin İstanbul Telgraf Müdürlüğü’ndeki temsilcisi Leon ve azınlıklara mensup telgraf memurlarını seferber etmelerine rağmen burunlarının dibindeki bu merkezin yerini bulamamışlardır. Bununla beraber bir aralık büyük para mükâfatına kapılan bir soysuzun ihbarı üzerine gizli merkeze baskın yapılmış ise de ihbar haber alınarak merkez son anda tahliye edilmiş, İngilizler bir şey bulamamışlardır.[v]

Daha sonra telgraf makinesi İhsan Pere’nin Zeyrek’teki eski, ahşap evinin çatı katına kurulmuş ve telgraf muhaberesi, telefon hatlarından faydalanmak suretiyle sağlanmıştır.

Telgrafçılar aileleri ile birlikte, bu evin alt katlarındaki odalarında kalıyor ve dikkati çekmeden yaşamaya çalışıyorlardı. Gündüzleri İngiliz denetimi altındaki telgrafhaneye gidip resmî işlerini yapıyor, gece olunca nöbetleşe çatı katına çıkıp sabaha kadar İstanbul ile Ankara arasındaki gizli haberleşmeyi sağlıyorlardı. Sabah olur olmaz, haberleşme kesiliyor ve içlerinden biri, erkenden işe gider gibi evden çıkıp mesajları yerlerine ulaştırıyordu. Yakalanırlarsa, işgal kuvvetlerinin emirlerini çiğnedikleri için idam edileceklerini bilmekteydiler. Bütün bu zor şartlar altında Gece Kuşları, İstanbul kurtulana kadar faaliyetlerine devam etmiştir.

Telgraf Müdürü İhsan Bey Anadolu’ya silah kaçırma ve haber alma hizmetlerini yürüten gizli M.M. Grubu ile birlikte hareket ediyordu.

İhsan Pere ve arkadaşlarının hayatları pahasına çektiği telgraf hattı, savaşın kaderini değiştirecek çok önemli mesajları Ankara’ya ulaştırdı. Gece Kuşlarının çağrı işareti olan PR, bilahare merkezin kurucusu İhsan Bey tarafından soyadı (Pere) olarak alınmıştır.

Atatürk, Ankara ile İstanbul arasında haberleşmeyi hiç kesmeden sürdüren İhsan Pere ve Gece Kuşları da dâhil 220 posta memurunu istiklâl madalyasıyla ödüllendirdi. Ayrıca çıkarılan 16.07.1965 gün ve 686 Sayılı kanunla İhsan Pere’ye “vatanî hizmet” tertibinden maaş bağlandı.

 

[i] Telgraf (bilahare telefon) hatlarının tesis ve bakımından sorumlu kişi. “Hat çavuşu”, “hat başçavuşu” tabirleri uzun yıllar kullanılmış, daha sonra “hat bakıcısı” ve “başbakıcı” unvanları yerleşmiş, 1980’lerin sonunda bu

unvanlar kaldırılarak, hat bakıcıları ve başbakıcılar, tahsil durumlarına göre, “teknisyen” veya “teknisyen yardımcısı” kadrolarına atanmışlardır.

[ii] Asaf Tanrıkut, Türkiye PTT Tarihi: Teşkilat ve Mevzuatı I, Efem Matbaası, Ankara 1984.

[iii] Bazı kaynaklarda Ekim 1920 tarihi belirtilmektedir.

[iv] İstiklal Savaşı sırasında İstanbul’da faaliyet gösteren gönüllü istihbarat kuruluşlarından Müdafi Milliye Grubunun kısaltması. İstanbul’da Müsellah Müdfai Milliye Grubu Felah Grubu gibi başka istihbarat kuruluşları da vardır.

[v] Sadi Borak, “İstanbul Gizli Telgraf Merkezi”, Tarih Dünyası Tarih Dünyası, S. 3-4 (Temmuz-Kasım 1952).

Not: Fazlı Köksal’ın “Posta ve Telekomünikasyon Tarihinden Portreler” kitabından kısaltılarak alınmıştır.

banner3
YORUM EKLE