Tarihte Bugün: 28 Mayıs - Edip Cansever'in hayatı...

Fazlı Köksal; Sakarya Yenihaber için hazırladığı Tarihte Bugün köşesinde 28 Mayıs günü yaşanan dikkat çeken olayları aktarırken; 1986 yılında kaybettiğimiz Şair Edip Cansever'in de hayatını anlattı

Tarihte Bugün: 28 Mayıs - Edip Cansever'in hayatı...

TARİHTE BUGÜN

1812 -  Osmanlı Devleti ve Rusya arasında Bükreş Antlaşması imzalandı, 1806-1812 Osmanlı-Rus Savaşı sona erdi.
1830 -  ABD Başkanı Andrew Jackson, Amerikan Kızılderililerinin yurtlarından çıkarılmasına ve başka yerlere sürülmelerine olanak tanıyan Yerli İskân Yasası'nı imzaladı.
1871 - Paris Komünü düştü.
1913 - Osmanlı'da ilk feminist örgüt sayılabilecek Teali-i Nisvan kuruldu.
1918 - Azerbaycan Milli Şurası tarafından Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti ilan edildi.
1920 – Bolu’da isyancılara komuta eden 5 subay ile 2 memur idam edildi. Düzcedeki İsyancılardan da 7 kişi idam edildi…
1920 – Fransa Ankara’nın ateşkes koşullarını kabul etti. Ateşkes 29 Mayısta başlayacak.
1921 – Genelkurmay Başkan Vekilliğine Fevzi Paşa’nın atandığına dair Bakanlar Kurulu Tezkeresi TBMM’nin yetkilerini gasp ettiği gerekçesi ile reddedildi..
1922 - Musevi Cemaati ve Türk Ortodoks Patrikhanesi yayınladıkları bildirilerle Anadolu’da Hristiyanlara baskı yapıldığı iddiasının asılsız olduğunu açıkladılar.
1925 – Bülent Ecevit doğdu, , 
1928 - Bakanlar Kurulu, Millet Mektepleri açılmasını kararlaştırdı.
1928 – 1312 Sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu Kabul edildi
1954 -Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) en çok konuşulan diller arasına Türkçe'yi de aldı.
1959 - ABD tarafından uzaya gönderilen iki maymun, sağ olarak Dünya'ya döndü. 
1960 - Milli Birlik Komitesi, Orgeneral Cemal Gürsel'e Milli Birlik Komitesi başkanlığının yanı sıra, başbakanlık, milli savunma bakanlığı ve başkomutanlık görevlerini de verdi. Orgeneral Gürsel aynı gün asker ve sivil üyelerden oluşan bakanlar kurulunu açıkladı
1986 – Şair Edip Cansever öldü…
1992 - Türkiye ile Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'ni birbirine bağlayan Ümit Köprüsü hizmete girdi.
1999- Başbakan Bülent Ecevit 57. hükümeti açıkladı Milliyetçi Hareket Partisi , Demokratik Sol Parti ve Anavatan Partisi'nden oluşan 35 kişilik kabinede hiç kadın bakan yok. 
2013 - Gezi Parkı protestoları başladı.


EDİP CANSEVER
Turgut Uyar ve Cemal Süreyya ile birlikte İkinci Yeni’nin üç atlısı olarak anılan Edip Cansever,  8 Ağustos 1928 tarihinde İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Aslen Çankırı Atkaracalarlı olan Fazlı Cansever annesi de Penbe Hanım’dır. Yüksek Ticaret Okulu'nda başladığı öğrenimini yarıda bırakarak ticaret hayatına atıldı. 1950 yılından ölümüne dek babasının Kapalıçarşı’daki dükkânında antikacılık yaptı. İşyerinin asma katında kendisi için hazırladığı çalışma yerinde sadece şiirle uğraştı.

İlk şiiri 1944'te İstanbul dergisinde yayınlandı. Yücel, Fikirler, Edebiyat Dünyası, Kaynak dergilerinde çıkan ilk gençlik şiirlerini "İkindi Üstü" kitabında topladı. Bu şiirlerde varlıklı, her şeye yaşama sevinciyle bakan bir gencin avarelikleri, duyguları ön plandaydı. 1951'de "Nokta" dergisini çıkardı. Bu dergi genç şairlerle ve yazarlarla tanışmasını sağladı. İlk kitabından 7 yıl sonra yayınladığı "Dirlik Düzenlik" bu dönemin ürünüdür. Bu kitaptaki şiirlerde düşünceyi dil içinde eritmeye yönelen, özlü bir söyleyiş ve çarpıcı biçim arayan, toplumsal eleştiri için mizah aracını kullanan bir tutum görüldü. 1957'de yayınlanan "Yerçekimli Karanfil" ile kendisine özgü bir şiir evreni kurdu. İkinci Yeni akımının özgün örneklerini verdi. Yenilik, Pazar Postası, Yeni Dergi gibi dönemin sanat yayınlarında şiirsel canlılığı besleyen şairlerden biri oldu. Şiirinde zamanla sevinç yerini bunalıma, toplumsal dengesizlikleri eleştirme kaygısı yerini yıkıcı bir umutsuzluğa bıraktı. "Dize işlevini yitirdi" gerekçesiyle yeni arayışlara yöneldi. Şiirde tiyatrodan esinlenen diyaloglar kullandı. "Nerde Antigone", "Tragedyalar", "Çağrılmayan Yakup" bu dönemin ürünleri. Yine de İkinci Yeni içindeki bazı şairler gibi anlamsızlığı savunmadı. Kapalı, anlaşılması güç, yine de anlamdan ayrılmayan bir şiire yöneldi. Çok farklı imgeler kullanırken bile düşünce öğesini gözardı etmedi. Yapıtlarına tutarlı bir bütünlük kazandırdı. Şiirinde düzyazı olanaklarını kullanmaktan da çekinmedi. Yalnız şiirleriyle değil tepkileri ve yaşama biçimiyle de kendisinden söz ettirdi. Sürekli yazan, yayınlayan bir şair olarak ilgileri hep üstünde tuttu. 
Geçirdiği bir beyin kanaması sonucu 28 Mayıs 1986 tarihinde İstanbul’da hayatını kaybetti. Cemal Süreya ölümünden sonra yazdığı şiirde, ölümünü fazla şiire bağladı
“her şeyin fazlası zararlıdır ya,
fazla şiirden öldü edip cansever.”

Bir Şiiri;
 ADSIZ BİR ÇİÇEK
Rengini dünyaya ilk defa sunan
Adsız bir çiçek gibi parlıyorsa gözlerim
Sevgilim
Bana 'sen bir şairsin' dediğin zaman.

Yalnız sana yazıyorum bu şiiri
İstersen bir şiir gibi okuma
Çünkü her yıl yeniden yazacağım onu
Soğuklar başlayınca havalanıp
Millerce yol katettikten sonra
Güneyi tadan bir kuşun sevinciyle.

Ve yazmış olacağım bir de
Her dönemde her çağda
Sevdanın kendine özgü diliyle.

Ve beni en etkileyen mısraları;
"kim ne derse desin ben bugünü yakıyorum
yeniden doğmak için çıkardığım yangından"

  
 

Sakarya Yenihaber

banner3
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER