Tarihte bugün: 5 Eylül - Paris'te bir Türk elçisi

Fazlı Köksal; gazetemiz için hazırladığı Tarihte Bugün köşesinde 5 Eylül'de yaşanan dikkat çeken olayları aktardı.

Tarihte bugün: 5 Eylül - Paris'te bir Türk elçisi

5 Eylül

1669 – Osmanlı İmparatorluğunun Fransa’ya gönderdiği ilk elçi Süleyman Ağa, 5 Eylül 1669'da Versailles Sarayı'nda XIV. Louis tarafından kabul edildi.
1669 - Girit, Osmanlı İmparatorluğu'nca fethedildi.
1698 - Rus Çarı I. Petro, ülkesini Batılılaştırma çabalarının bir parçası olarak, din adamları ve köylüler dışında sakal bırakan her erkeğe özel bir vergi yükümlülüğü getirdi.
1795 - ABD ile Osmanlı İmparatorluğu arasında, ABD'yi yıllık vergiye bağlayan ABD - Osmanlı Sözleşmesi imzalandı.
1839 - Çin'le İngiltere arasındaki I. Afyon Savaşı başladı.
1885 – Azerbaycanlı besteci ve müzikolog Üzeyir Hacıbeyov doğdu
1905 - Macar asıllı İngiliz yazar Arthur Koestler doğdu
1920 - İkinci Yozgat Ayaklanması başladı. Birinci Yozgat Ayaklanması'ndan sonra bağışlanan isyancılardan kurulmuş 500 kişilik gönüllü alayının cepheye gitmeyip dağılması üzerine, bunlardan Deli Hacı, Hasan ve Küçükağa adındaki elebaşıların topladığı kişiler, Akdağmadeni yöresinde başkaldırdılar.
1920 – 4 Ağustos günü İçişleri Bakanlığı'na seçilen Tokat Mebusu Dr. Nazım Bey, Mustafa Kemal'in kendisiyle görüşmeyi reddetmesi ve Çerkez Ethem aracılığı ile baskı yapılması üzerine, sağlık sebebini ileri sürerek görevinden istifa etti.
1921 - Yunan saldırısı, büyük kayıplar verilerek püskürtüldü. Yunan ordusuna, saldırıları durdurup bulundukları yerde kalmaları emredildi. Böylece Yunan ordusu, Sakarya savaşında en uç noktada durdurdu.
Mustafa Kemal, Fransız kadın gazeteci Berthe-Gaulis'e bir mektup yazarak, Türkiye kurtuluş savaşı lehine yazdığı yazılar için teşekkür etti. Kızı ile birlikte Türkiye'ye gelme isteğini memnunlukla karşıladıklarını belirtti. "Saldırgan, takatten düşeceğe benziyor. Askerlerimizin kahramanlığı ve bütün milletin takdire değer bir sadakatle bana yaptıkları noksansız yardımlardan kuvvet alarak saldırganı memleketten kovacağını kuvvetle ümit ediyorum" dedi
1922 - Türk ordusu, Yunanlılar Milne hattını tutmadan bir an önce mevzileri ele geçirmeye karar verdi. Yunanlıların son savunma hattı da ele geçirilerek onların savunma imkânları bütünüyle ortadan kaldırıldı. Kurtuluş Savaşı'nın başlangıcında ilk Kuvayı Milliye çetelerini kuran Alaşehir; tamamen yakılmış olarak kurtarıldı.
1922 - Mustafa Kemal, Rauf Bey'in İngilizlerin ateşkes tekliflerini ilettiği dünkü telgrafına cevap vererek, Anadolu'daki Yunan ordusunun kesin biçimde yenilgiye uğradığını, Anadolu için herhangi bir görüşmeye gerek kalmadığını, ateşkesin ancak Trakya için söz konusu olabileceğini bildirdi
1922 - Yunanlıların Trakya' dan getirdiği takviye kuvvetleri, İzmir' deki durumu görünce karaya çıkmayı reddettiler. Limandaki gemiler, taşıyabileceklerinden üç misli fazla yolcu alarak Rum nüfusunun ileri gelenlerini Adalara ve Pire'ye taşıyor. Bu gemileri korumak için İngilizler karaya denizcileri çıkardılar. İngiliz ve Fransız elçilikleri vatandaşlarının İzmir'den ayrılmaları gerektiği bildirildi. İtalyan Elçiliği ise İtalyan uyruklulara için bir tehlike olmadığını söyledi.
1922- Başbakan Rauf Bey askeri zaferi tebrik için gelen yabancı temsilcileri kabul ediyor.
1924 – İngilizler Hakkari’yi boşaltması için Türkiye’ye 2 nota verdi.
1938 - Atatürk, vasiyetnamesini yazdırdı. Vasiyet, Ankara 3. Sulh Hukuk Hakimi Osman Selçuk tarafından 28 Kasım 1938'de açıldı.
1945 - Türkiye'de çok partili döneme geçişin ilk partisi olan Millî Kalkınma Partisi kuruldu.
1950 - Başvuru fazlalılığı yüzünden, üniversite giriş sınavı uygulaması başlatıldı.
1960 - Muhammed Ali (Cassius Clay), 1960 Roma Olimpiyatlarında altın madalya kazandı.
1961 - Çankaya'da toplanan parti liderleri seçim konuşmalarında 27 Mayıs'ı eleştirmeme ve Demokrat Partiyi övmeme bildirisi imzaladı.
1963 - 20-21 Mayıs'ta askeri darbe girişiminde bulunan Albay Talat Aydemir, Ankara 1 Numaralı Sıkıyönetim Mahkemesi'nce idama mahkûm edildi.
1970 - Dr. Saadettin Bilgiç '41ler'in AP Kongresinden önce yeni bir parti kuracaklarını söyledi.
1973 - Devlet Film Arşivi'nde yangın çıktı; Atatürk'ün tek kopyalı filmleri yandı.
1990 - ‘Ülke dışına asker gönderme ve yabancı askerlerin Türkiye’de bulundurulması konusunda hükümete yetki verildi.
1991 - Nelson Mandela, Güney Afrika'da Başkan seçildi.
1993 – Romancı Samim Kocagöz vefat etti.
2012 - Afyonkarahisar'da bulunan askeri depoda meydana gelen patlamada, 25 asker hayatını kaybetti.

Günün Olayı
XVII. ASIRDA PARİS'TE BİR TÜRK ELÇİSİ

Çağının en kudretli Hıristiyan hükümdarı olan XIV. Louis, mutaassıp bir Katolik’ti. Fransa'nın menfaatlerini çiğnemek bahasına, Girit savaşında Türkiye'ye karşı Venediklileri destekliyordu. Bu yüzden an’anevi Türk-Fransız dostluğu bozulmuş, İstanbul'daki Fransız büyükelçisi, sadrazam tarafından tokatlanmıştı. Türkler, Akdeniz ve çevresindeki denizlerin üçte ikisine hâkimdiler. XIV. Louis'nin tutumu üzerine, Fransız ticaretini engelleyen tedbirler aldılar.
Bunun üzerine Fransa kralı telâşa düştü. İstanbul'daki büyükelçisi La Haye (Lahey), Paris'e bir Türk elçisi yollandığı takdirde bütün anlaşmazlıkların halledileceğini ileri sürdü.
Nihayet Divan-ı Hümayun, yani Osmanlı hükümeti, büyükelçinin bu teklifini kabul etti. Fakat Fransa'nın istediği gibi yüksek rütbeli bir devlet adamını değil, Süleyman Ağa adındaki bir müteferrikayı göndermeye karar verdi. Müteferrika Süleyman Ağa, padişahın alelâde emir subaylarından biriydi.
Süleyman Ağa'ya 12 kişilik bir maiyet ve bir miktar tahsisat verildi. Fransa, Türk elçisinin bütün masraflarını üzerine almayı kabul etti. Buna rağmen Fransızlar, Paris'te padişahın bir elçisini görecekleri için gururlanıyorlardı.
Süleyman Ağa, 4 Ağustos 1669'da Toulon limanında Fransa'ya ayakbastı. Bir Türk elçisinin, cihanın en büyük devletinin temsilcisinin gelişi, bu konuyu orijinal Fransız arşiv belgelerinden inceleyen Fransız Akademisi üyesi büyük tarihçi Albert Vandal'a göre, "Fransız milletinin gururunu okşamıştı." Hâlbuki Divan-ı Hümayun bilakis siyasî tutumunu beğenmediği XIV. Louis'nin gururunu kırmak için, Süleyman Ağa adında adı sanı işitilmemiş, bugünkü anlayışımıza göre rütbesi ancak yüzbaşı olan bir padişah emir subayını yollamışta. Avrupa'ya geçici olarak yollanan elçiler çavuşlar yani padişah yâverleri arasından seçilmek âdetken, bu defa alt rütbede biri gönderiliyordu.
Süleyman Ağa'nın Fransa'daki faaliyetlerini, Vandal eserinde şöyle anlatıyor; Türk elçisi, hiçbir yabancı diplomata nasip olmayan bir ilgiyle karşılandı. Şerefine balolar verildi. Kendisine hediyeler sunmak için Fransız asilzadeleri, birbirleriyle yarış ettiler. Marsilya kapısında kendisini Kral namına karşılayan görevliye Süleyman Ağa, atından inmeyerek hitap etti. Protokole aykırı bu davranışa rağmen Fransızlar, Türk elçisine karşı ilgilerini eksiltmediler. Bilakis, elçiye yapılan törenlerde Türk âdetleri taklit edilmeye çalışılarak, Ağa’nın gözüne girmek istendi. Türkiye'de yüzbaşı rütbesini taşıyan ve padişahın yüzlerce emir subayından biri olan Türk elçisi, kralla görüşmeden önce, Fransa başbakanını ziyaret etmeyi reddetti. Ancak XIV. Louis tarafından kabul edildikten sonra, en kudretli Hıristiyan devletinin başbakanı ile görüştü.
Albert Vandal, Süleyman Ağa’nın başbakanla karşılıklı oturup konuşmalarını ve XIV. Louis tarafından kabulünü gösteren o çağa ait iki Fransız gravürünü de yayınlamıştır. Moliere, Bourgeois Gentilhomme adlı komedisinin ünlü sahnesini, bu kabulü gördükten sonra yazmış ve Fransızlar'ın Türk elçisine bu derecede rağbet etmeleriyle eğlenmiştir.
Süleyman Ağa, 5 Eylül 1669'da Versailles Sarayı'nda XIV. Louis tarafından kabul edildi. Moliere'in anılan piyesi de, aynı sarayda 14 Ekim 1670'te ilk defa olarak kralın huzurunda oynandı. XVII. asrın en büyük Batı bestekârı sayılan Lully, Türk âdetlerinden ilham alarak besteler yaptı. "Turquerie" denen Türk modası, hızla Paris sosyetesine yayıldı. Türk âdet ve kıyafetleri, renkleri ve desenleri, davranış ve nezaket kuralları taklit ediliyordu.
Vandal’ın ifadesine göre Fransa sonradan, Süleyman Ağa'nın Türk sarayında "dördüncü derecede bir subay" olduğunu öğrendi ve gösterilen itibara pişman oldu. Ancak bunun doğru olması mümkün değildir. Türk elçisinin Fransa'ya ayak basmasından önce Fransız hükümetinin elçi hakkında bilgi edinememiş olması imkânsızdır. İstanbul'daki Fransız büyükelçiliği, yüzlerce kişinin çalıştığı, Fransa'nın yabancı ülkelerdeki en geniş kadrolu diplomatik misyonuydu.
Süleyman Ağa, birkaç ay Paris'te kaldı. Sadâret kaymakamı 3. Vezir Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın verdiği talimata uyarak, Fransız gururunu kıracak hiçbir fırsatı kaçırmadı.
Kendisi padişahı temsil ettiği için, yabancı hükümdarlara yapılan törenin aynen şahsına da yapılmasını isteyecek kadar işi ileri götürdü. Fransız hükümeti, Süleyman Ağa'nm Türkiye'deki gerçek rütbesini halka ilân etmeye cesaret edemedi ve Türk elçisinin bostancıbaşı olduğu yalanı, hükümet tebliğinde yer aldı. Bu suretle Fransız muhayyilesinde Süleyman Ağa, yüzbaşılıktan orgeneralliğe yükseltilmiş oluyordu. Çünkü bostancıbaşının rütbesi beylerbeyi yani orgeneraldi.
Süleyman Ağa'nın Paris'e yaydığı modaların çoğu, az zamanda unutuldu. Fakat onun Fransızlara tanıttığı bir şey vardı ki, bugün hâlâ Fransa'da yaşamaktadır. Bu, kahvedir.
Fransızlar, kahve içmeyi ilk defa olarak Süleyman Ağa'dan gördüler ve bu yeni içeceği çok sevdiler. Kahve, Fransızların hayatının ayrılamaz bir parçası olarak, İngiltere'de çay neyse, aynı rağbeti gördü. İstanbul'a girdikten 80 yıl sonra Paris'e giren ve oradan Fransa'ya yayılan kahve, Fransızların gündelik hayatına Türklerin hediye ettiği bir içecek oldu. 
Kaynak: Yılmaz Öztuna Türkler bbk yayıncılık 2. Baskı İstanbul 2006. Sayfa 250-252

Sakarya Yenihaber

banner3
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER