Tarihte bugün-8 Şubat- IV Murat

Tarihte bugün-8 Şubat- IV Murat

1265 - İlhanlılar Devleti'nin kurucusu Hulagu Han vefat etti.

1640- 4. Murat Öldü.

1664- Yeni Cami İbadete Açıldı

1919- Dünkü İngiliz gösterilerine karşılık olarak, Fransızların Doğu Orduları Başkomutanı d'Esperey İstanbul'a ikinci defa girdi. Fransız İşgal Kuvvetleri Kumandanı unvanıyla gelen d'Esperey ilk olarak 23 Kasım'da gelmiş ve karşılama törenini yeterince parlak bulmamıştı. Bu defa, Rum ve Ermeni azınlıkların gösterileri, 2 1 parça top atışı, mızıka sesleri arasında Sirkeci'den Beyoğlu'na kadar beyaz bir at üzerinde görkemli bir yürüyüş yaptı. Rum ve Ermeni okulları da karşılamaya çıkarıldı. d'Esperey Dolmabahçe Sarayı'nda oturacağını söyledi.

1919 - İngiliz Dışişleri Bakanlığı, İstanbul Yüksek Komiseri'ne soruyor: Samsun'daki Türklerin silahlanmasını önlemek için gemi, subay yollayarak tedbir alabilir misiniz?

1920 - Dışişleri Bakanlığı, Harbiye Bakanlığı'ndan, Karadeniz Bölgesi'ne Rusya'dan yapılan Rum göçünün durdurulmasını istedi

1921 - Antep düştü... Milli Kuvvetler Komutanı Özdemir Bey'le birlikte 150 savaşçının mutasarrıf vekili ve bazı memurların gece şehirden çıkmayı başarmasından sonra telaşa kapılan halk, Şıh Camii'nde toplanarak teslim olmaya karar verdi.

1922- TBMM Bakanlar Kurulu, Fevzi Paşa'nın cepheye gitmesi nedeniyle Bakanlar Kurulu Başkanlığı'na Şer'iye Bakanı Mustafa Fehmi Efendi'nin bakmasını kararlaştırdı

1930 - Akşam gazetesinin düzenlediği bayrak koşusu yarışı, Galatasaray, Beşiktaş, Robert Kolej, Fenerbahçe ve İstanbulspor'un katılımıyla yapıldı. Yarışı, 26 dakika ile en erken dönüşü gerçekleştiren Robert Kolej kazandı.

1935 - Türkiye Büyük Millet Meclisi 5. dönem seçimleri yapıldı. Türk kadını ilk kez seçme ve seçilme hakkını kullandı. Cumhuriyet Halk Fırkası (CHF) iktidarı devam ediyor. 17 kadın milletvekili ilk defa Meclise girdi. Ara seçimlerde bu sayı 18'e ulaştı. Bu dönemde kadın milletvekillerinin meclisteki 395 milletvekiline oranı yüzde 4,5.

1937 - Orman Kanunu kabul edildi.

1951 - Atatürk'ün manevi kızı ve Türkiye'nin ilk kadın savaş pilotu Sabiha Gökçen, pilot olarak Kore Savaşı'na katılmak için başvuruda bulundu. Sabiha Gökçen'in bu girişimi, Batı basınında geniş bir biçimde yer aldı. Ancak Gökçen'in bu isteği Amerikan Ordusunda kadın pilot bulunmaması nedeniyle gerçekleşemedi.

1956 - Gazetelerin sayfa sayısı sınırlandı; piyango ve ikramiyeler yasaklandı.

1956 - Dolandırıcılar kralı Sülün Osman, Bursa'da yakalandı.

1958 - Bobby Fischer henüz 15 yaşında ve Dünya satranç şampiyonu oldu.

1962 - Türkiye Cumhuriyeti Turizm Bankası çalışmalarına başladı.

1969 - TRT, köye yönelik televizyon yayınlarının izlenmesi için Ankara'nın 4 köyüne televizyon izleme merkezi kurdu.

1973 - Eski Millî Birlik Komitesi üyesi emekli Korgeneral Cemal Madanoğlu ve 31 arkadaşının yargılanmasına başlandı. Cemal Madanoğlu ve arkadaşları, Millet Meclisi'ni feshederek Anayasa'nın tamamını veya bir kısmını değiştirmeye teşebbüsle suçlanıyorlardı.

1974 - Amerikan uzay istasyonu Skylab, uzayda 84 gün geçirdikten sonra dünyaya döndü.

1974 - Yukarı Volta'da askeri darbe.

1976 - Innsbruck'ta yapılan Kış Olimpiyatları, TRT televizyonundan naklen verildi.

1976 - İngiltere, Strasbourg'da kendini savunmak durumunda kaldı. İngiltere hakkında, IRA (İrlanda Cumhuriyet Ordusu) sanıklarına işkence ettiği iddiaları vardı.

1977 - İstanbul gazetelerinin fiyatı 2 liraya çıktı.

1977 - THY grevi, Bakanlar Kurulu tarafından ikinci kez ertelendi.

1980 - İzmir'de 55 bin işçi 1 günlük işi bırakma eylemi yaptı. Eylem yapan işçiler Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu DİSK'e bağlı sendikalara üyeydiler.

1980 - Tariş olayları: Tariş işçileri işletmenin bazı bölümlerini işgal etti, Çiğli İplik Fabrikası'nda işçiler, fabrika kapılarını kapatarak barikat kurdu.

1984 – KDV uygulaması başladı

1985 - Hisarbank, İstanbul Bankası ve Ortadoğu İktisat Bankası'nın (Odibank) 66 yöneticisinin mallarına tedbir konuldu. Mallarına tedbir konulan bankacılar arasında Ömer Çavuşoğlu, Ahmet Kozanoğlu, Melih Saydam ve Özer Uçaran Çiller de bulunuyor.

1986 - 6 yıl aradan sonra ilk işçi yürüyüşü Balıkesir'de yapıldı. Yürüyüşe yaklaşık 5000 kişi katıldı.

1989 - Boeing 707 tipi bir yolcu uçağı, Portekiz açıklarındaki Azor Adaları'na düştü: 144 kişi öldü.

1990 - Amasya Yeniçeltek'te toprak altında kalan 63 işçiden umut kesildi. Madenin hava bacaları betonlandı. Bir gün önce meydana gelen grizu patlamasında ölenlerin sayısı 66'ya ulaştı.

1992 - Olağanüstü Hâl Bölge Valiliği'ne Ünal Erkan atandı.

2000 - Danıştay 10. Dairesi, FP'den İstanbul Milletvekili seçilen Merve Kavakçı'nın, 'Türk vatandaşlığının kaybettirilmesine' ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı'nın iptali istemini oy birliğiyle reddetti.

2001 - Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Esad Coşan ile damadı Ali Yücel Uyarel'in Süleymaniye Camii haziresine definlerine imkân tanıyan kararname taslağını imzalamayarak Başbakanlık'a geri gönderdi.

2001 - Kırklareli'nin Lüleburgaz İlçesi'nde, SSK hastanesinde hatalı iğne yapıldığı için sol kolu dirseğinden kesilen Ayşen Başaran'ın ailesinin, 1996 yılında SSK aleyhine açtığı tazminat davası sonuçlandı. Mahkeme, Başaran ailesine yasal faizleriyle birlikte 119 milyar lira manevi tazminat ödenmesine karar verdi.

2001 - Gazeteci ve yazar Ahmet Kabaklı vefat etti.

2002 - Yargıtay 6. Ceza Dairesi, "Yüksekova Çetesi" davasında 5 sanık hakkında verilen çeşitli hapis cezalarına ilişkin mahkûmiyet kararlarını bozdu.

2004 - Türk rock müziği sanatçısı, besteci, tiyatrocu ve sinema oyuncusu Cem Karaca vefat etti

Günün Portresi

IV Murat

Sultan IV. Murat,  I. Ahmet’in oğlu olarak 1612 senesinde Kösem Sultan’dan dünyaya gelmiştir.

Henüz 2 yaşında iken babası vefat eden Şehzade Murat, Topkapı Sarayı’nın Enderun bölümünde ve özel hocalardan ders alarak yetiştirilmeye başlandı. Özellikle Arapça ve Farsça dilleriyle, okçuluk ve harp biliminde kendini geliştirdi. Fakat onun büyüme ve çocukluk dönemi, Osmanlı tahtında kısa süreli meydana gelen padişah değişikliklerine sahne oldu. Bilhassa ağabeyi Genç Osman’ın tahttan indirilerek şehit edilmesi, kendisini derinden sarstı.

Daha sonra amcası Sultan I. Mustafa’nın devleti gerektiği gibi idare etmeye aklî iktidarı olmadığı gerekçesiyle devlet adamlarının ortak kararıyla tahttan indirilmesi nedeniyle henüz 12 yaşında iken 10 Eylül 1623’te tahttın sahibi oldu.  IV. Murat’ın çocuk yaşta tahta çıkmasında annesi Kösem Sultan’ın vezir ve ulema üzerindeki  kuvvet ve nüfuzu etkili olmuştur.

Sultan IV. Murat’ın yaşı küçük olduğu için devlet yönetimini, annesi Kösem Sultan, naibe sıfatıyla üstlendi. Kösem Sultan ve vezirlerin de yardımıyla devleti yönetilirken Sultan IV. Murat gelişmeleri izliyor, devletin işleyişini anlamaya çalışıyordu. Devlet doğuda Safeviler denizlerde Venedik ile sorunlar yaşıyordu.

Erzurum Beylerbeyi Abaza Mehmet Paşa Sultan II. Osman’ın öldürülmesinden sorumlu tuttuğu Yeniçerileri etkili olduğu her yerde Yeniçerileri katletmeye başlamıştı. Yeniçerileri hedef alan saldırıları Ankara’ya kadar ulaşmıştı. Vezir-i Azam Hüsrev Paşa komutasındaki Osmanlı birlikleri, kendisini mağlup edip İstanbul’a getirdiler. Sultan Murat’ın huzuruna çıkartılan Abaza Paşa; “Sultan Osman’ın kan davasını güttüğünü ve suçlulardan intikam almak için mücadele ettiğini” belirtince, ağabeyi konusunda üzüntülü ve hassas olan Sultan Murat, Abaza Paşa’yı bağışlayarak Bosna Beylerbeyi tayin etti.

Saltanatının ilk 8 yıllık süreci böyle devam etti. Gerek ağabeyi Sultan Osman’ın katledilmesi döneminde gerekse kendi saltanatı döneminde yaşadığı hadiseler, Sultan Murat’ı erken yaşta olgunlaştırmış ve yaşına göre daha olgun hareket etmesine neden olmuştu.

Çzellikle Kapıkullarının ve Yeniçerilerin neden olduğu otoritesizlik ve devlet içinde devlet gibi davranan yapıları, Sultan IV. Murat’ın bir padişah olup devleti eski ihtişamlı günlerine kavuşturmayı hedefliyor, atası Yavuz Sultan Selim’i, kendisine örnek alıyordu.

1632 yılı şubat ayında, Sipahiler istemedikleri Hafız Ahmet Paşa Vezir-i Azam olunca sarayı basmaları ve padişahı ayak divanına çağırmaları Sultan Murat’a aradığı fırsatı verdi. İsyancılar Hafız Ahmet Paşa’yı şehit etmekle kalmadılar, padişaha güvenmediklerini ve şehzadeleri canlı olarak görmek istediklerini söyleyerek onların hayatlarının garanti edilmesini talep ettiler. Ayrıca Şeyhülislam Yahya Efendi ile Defterdar Mustafa Çelebi, Yeniçeri Ağası Hasan Halife ve padişahın nedimi Musa Çelebi’nin öldürülmesini istediler. İsyanı perde arkasından yöneten Topal Recep Paşa, onların isteğiyle Vezir-i Azâm yapıldı. Zorbaların taleplerini karşılamaya mecbur kalan Sultan Murat, bir padişahın ayak divanına çağrılmasından ve askerlerin hadsiz isteklerinden çok büyük rahatsızlık duymuştu. Bu kapsamda ilk olarak Yeniçeri ve Sipahilerin desteklediği Hüsrev Paşa’yı ve Topal Recep Paşa’yı da idam ettiren padişah,  tüm askerî birliklerin temsilcilerini saraya çağırarak hepsinden biat alan padişah, kendisine bağlı askerleri görevlendirerek Yeniçeri ve Sipahi zorbalarını yakalattı ve idam ettirdi. Bu arada Annesi Kösem Sultan’ın tüm yetkilerini alarak  Eskisaray’a yollamıştı.

Kardeşleri Bayezid’i Revan Seferi’ne çıkarken diğer kardeşi Şehzade Kasım’ı ise Bağdat Seferi’ne çıkarken idam ettirdi. Fakat kendisinin o tarihte erkek çocuğu olmadığı için küçük kardeşi Şehzade İbrahim’i hanedanın başka erkek ferdi kalmayacağı düşüncesiyle öldürtmedi.

Başta saray olmak üzere İstanbul’u tam anlamıyla kontrolüne alan ve asayişsizliği gideren Sultan Murati, Osmanlı Devleti’nin kuzey hudutlarını taciz eden Lehistan’a karşı sefer hazırlıkları yaptıysa da, bu durumdan çekinen  Lehistan barış istedi. 

Daha sonra Osmanlı’nın yönetim zafiyetinden yararlanarak bazı toprakları işgal eden Safevîlere karşı sefere çıktı. Sultan III. Mehmet’in 1596’daki Eğri Seferi’nden 39 yıl sonra sefere çıkan ilk Osmanlı padişahı olan IV. Murat 1635 yılında gerçekleştirdiği ve bizzat katıldığı harekâtla Revan ve çevresini yeniden Osmanlı topraklarına kattı. Daha sonra  Hoy ve Tebriz’i de yeniden fethetti.

1638’deki Bağdat Seferi ile Safevî’lerce  işgal edilen Musul ve çevresini kontrol altına alan IV. Murat, komutasındaki Osmanlı Ordusu, Bağdat’ı 14 sene sonra yeniden fethetti. Sultan IV. Murat, Musul’a ve kuzeyindeki Telafer bölgesine Türkmenleri yerleştirmişti. Bu zafer sonrası barış isteyen Safevîler ile 1639 yılında Kasr-ı Şirin antlaşmasını imzalamıştır ki İran ile hâlâ o anlaşma ile çizilen sınırlar geçerlidir.

Sultan IV. Murat’ın gerçekleştirdiği iki seferle olumlu sonuçlar almasında en büyük etken  askerî birliklerde disiplini sağlaması idi. Sultan Murat sayıları 80.000’e ulaşan yeniçeriler arasındaki  askerlikle ilgisi olmayan veya zorbalık yapanları temizledi.  Revan ve Bağdat’ı fetheden Osmanlı Ordusunda disiplin altına alınmış yaklaşık 35.000 Yeniçeri askerî bulunuyordu.

Sultan IV. Murat İstanbul’a döndükten sonra yönünü bir kez daha batıya çevirdi. Osmanlı sahillerine akınlar yapan Venediklilerle (İtalya) ilk olarak ticari ilişkiler kesildi ve Divân’da sefer kararı çıktı. Bununla birlikte Osmanlı donanmasından çekinen ve ticari imtiyazlarının kaybolması nedeniyle ekonomik sıkıntıya girecek olan Venedik barış istedi. Bunun üzerine Sultan Murat, Venedik’in Avlonya sahillerine verdiği zarar nedeniyle tazminat ödenmesini şart koşarak Venedik seferinden vazgeçti.

Sultan Murat, askerî, ekonomik ve adli alanlarda reformlar gerçekleştirdi. Bozulmaya başlayan tımar sistemini düzeltmek için tedbirler aldı. Adalet sistemini düzeltmeye çalıştı, yaygınlaşan rüşveti önlemek için çok sert cezalar uyguladı. Koçi Bey’ tarafından sunulan risalelerinde eleştirilen hususların giderilmesi için çalıştı. Tebdîl-i kıyafete verdiği emirlerin yapılıp yapılmadığını kontrol etti. Halka karşı yapılan zulüm ve haksızlıkları önlemek için çok çalıştı.

Meşhur tarihçi İbrahim Peçevî,  “Dünyada onun isteğine karşı çıkabilecek kimse kalmadı. Belki birinin ektiğinden başka bir kimse bir dane bile alamadı.” diyerek Sultan Murat’ın suç işlenmeyen bir düzen sağladığını ifade etti.

Döneminde yaşayan  Kâtip Çelebi, Evliya Çelebi, Hazerfan Ahmet Çelebi, Lagari Hasan Çelebi, Koçi Bey, Şair Nef’i, Şeyhülislam Yahya Efendi ve Aziz Mahmut Hüdayi gibi din, ilim ve sanat adamlarını korudu, kolladı

Gut hastalığına yakalanan IV. Murat, Bağdat Seferi’nden beri devam eden ağrılarının artması ve tedaviye cevap vermemesi nedeniyle 8 Şubat 1640’da henüz 28 yaşında iken vefat etti. Naaşı babasının Sultan Ahmet meydanındaki türbesine defnedildi.

Geçmişle ilgili olarak “keşke” demenin bir anlamı yoktur. Ama insan 28 yaşında hayatını kaybeden bu yiğit padişah için “Keşke Kanuni veya II. Abdülhamit kadar başta kalabilseydi” demeden duramıyor.         

YORUM EKLE