Tarihte bugün - 8 Temmuz: Bursa'nın işgali ve Bülbül şiiri

Fazlı Köksal; gazetemiz için hazırladığı Tarihte Bugün köşesinde 1920 yılında Bursa'nın işgal edilmesini ve Mehmet Akif'in bunun üzerine yazdığı Bülbül şiirini anlattı

Tarihte bugün - 8 Temmuz: Bursa'nın işgali ve Bülbül şiiri

8 Temmuz
1522 - Kanuni Sultan Süleyman, Rodos'a çıktı.
1829 - Salih Paşa'nın Çarlık Ordusu'nun teslim koşullarını kabul etmesi sonucu Erzurum,  Ruslar tarafından işgal edildi.
1833 - Osmanlı İmparatorluğu ile Çarlık Rusyası arasında Hünkâr İskelesi Antlaşması imzalandı.
1919 - Mustafa Kemal, resmî görevinden ve askerlikten çekildi.
1920 – Yunan ordusu Bursa’yı işgal etti.  Bazı Bursa zenginleri, Yunanlıların şehre girmesine yardımcı oldular. Halk, Balıkesir halkının yaptığı gibi iç bölgelere göçtü.
1920- Adana'daki Fransız işgal yönetimi, Türkleri katletmekten sanık bir Ermeni'yi hükümet konağı önünde astı
1921 - Hindistan Hilafet Konferansı, 5.000 temsilcisinin katılmasıyla başladı. Yarından sonra sona erecek konferansta, Müslümanların İngiliz ordusunda görev almaması, İnönü Zaferi'nden ötürü Mustafa Kemal'in kutlanması, Türkiye için yardım toplanması, İngilizler Türkiye'ye karşı askeri harekata geçerse, Hindistan'ın bağımsızlığının ilan edilmesi kararlaştırıldı.
1937 - Türkiye ile İran, Irak ve Afganistan arasında saldırmazlık paktı (Sadabat Paktı) imzalandı.
1954 - Türkiye'de ilk gece maçı, Ankara 19 Mayıs Stadı'nda Gençlerbirliği ile Ankara Demirspor arasında yapıldı.
1966 - Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay, Yassıada hükümlüsü eski Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ı sağlık durumu nedeniyle affetti.
1967 - Hacettepe Üniversitesi kuruldu.
1982 - Düceyil'de Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin'e başarısız bir suikast girişimi düzenlendi.
1984 - Erdal İnönü, Sosyal Demokrasi Partisi genel başkanı seçildi.
1993 - Anayasa’n›n 133. Maddesinde değişiklik öngören tasarı, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi. Böylece, özel radyo-televizyon işletilmesi ve kurulması serbest bırakıldı
1996 - Türkiye'de RP-DYP Koalisyon Hükûmeti güvenoyu aldı; "Refahyol (54. Hükûmet)" dönemi başladı.
2003 - Sudan Havayolları'na ait bir yolcu uçağı, Sudan'da düştü: 117 kişi öldü, iki yaşında bir çocuk kurtuldu.
2006 – Tarihi Roman Yazarı Mustafa Necati Sepetçioğlu vefat etti.
2018 - Çorlu tren kazası: Kapıkule'den İstanbul (Halkalı)'a doğru hareket eden yolcu treni, Çorlu yakınlarından geçerken yağış nedeniyle rayların altındaki menfezde oluşan toprak kayması sonucu, 5 vagonun devrilmesiyle meydana gelen tren kazasında, 25 kişi öldü, 317 kişi de yaralandı.

BURSA’NIN İŞGALİ ve BÜLBÜL ŞİİRİ
8 Temmuz 1920 Tarihinde Bursa’nın Yunanlıllar tarafından işgal edilmesi bütün ülkede derin bir teessüre yol açtı. TBMM Bursa işgalden kurtulana kadar Meclis kürsüsüne siyah örtü örtülmesine karar verdi.  
Bursa’ya giren Yunan ordusunda teğmen olan Başbakan  Venizelos’un oğlu Sofokles Osman Gazi’nin türbesine girmiş ve orada   “Kalk koca Türk!.. Senden ırkımın intikamını almaya geldim. Bak kurduğun devlet parça parça oldu. Bursa’yı eski sahibine iade ettik. Zelil neslin şimdi elimizde bir köle durumunda bulunuyor. Kalk!.. Seni bir kere daha öldüreyim de ırkımın intikamını alayım!..” demiş bu sözleri ve Osman Gazi’nin sandukasına ayağını dayayarak çektirdiği fotoğrafı Avrupa gazetelerinde yer almıştı. 
Bu olay yanında Bursa işgal edilirken, şehrin tahrip edilmesi, Osmanlı Devletinin kurucusu olan Osman Gazi ve Orhan Gazi türbelerine saldırıların olması, karşısında milli duyguya sahip her insan gibi derin üzüntüye kapılan Akif de Bursa’nın işgaline ilişkin hislerini  “Bülbül” şiirinde dile getirmiştir.
BÜLBÜL
Eşin var, aşiyanın var, baharın var, ki beklerdin;
Kıyametler koparmak neydi ey bülbül, nedir derdin?
O Zümrüt tahta kondun, bir semavi saltanat kurdun;
Cihanın yurdu hep çiğnense, çiğnenmez senin yurdun,
Bugün bir yemyeşil vadi, yarın bir kıpkızıl Gülşen,
Gezersin, hanümanın şen, için şen, kâinatın şen.
Hazansız bir zemin isterse, şayet ruh-i ser-bazı,
Ufuklar, bu’d-i mutlaklar bütün mahkûm-i pervazın.
Değil bir kayda sığmazsın, kanatlandın mı, eb’ada;
Hayatın en muhayyel gayedir ahrara dünyada,
Neden öyleyse matemlerle eyyamın perişandır?
Niçin bir damlacık göğsünde bir umman huruşandır?
Hayır, matem senin hakkın değil… Matem benim hakkım;
Asırlar var ki, aydınlık nedir, hiç bilmez afakım!
Teselliden nasibim yok, hazan ağlar baharımda;
Bugün bir hanımansız serseriyim öz diyarımda!
Ne hüsrandır ki: Şark’ın ben vefasız, kansız evladı,
Serapa Garba çiğnettim de çıktım hak-i ecdadı!
Hayalimden geçerken şimdi, fikrim herc-ü merc oldu,
Selahaddin-i Eyyubi’lerin, Fatih’lerin yurdu.
Ne zillettir ki: nakus inlesin beyninde Osman’ın;
Ezan sussun, fezalardan silinsin yâdı Mevla’nın!
Ne hicrandır ki: en şevketli bir mazi serap olsun;
O kudretler, o satvetler harap olsun, türap olsun!
Çökük bir kubbe kalsın mabedinden Yıldırım Han’ın;
Şenaatlerle çiğnensin muazzam kabri Orhan’ın!
Ne haybettir ki: vahdet-gahı dinin devrilip, taş taş,
Sürünsün şimdi milyonlarca me’vasız kalan dindaş!
Yıkılmış hanımanlar yerde işkenceler altında kıvransın;
Serilmiş gövdeler, binlerce, yüz binlerce doğransın!
Dolaşsın, sonra, İslam’ın harem-gahında na-mahrem…
Benim hakkım, sus ey bülbül, senin hakkın değil matem!

 

Sakarya Yenihaber

Güncelleme Tarihi: 08 Temmuz 2020, 08:34
banner3
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER