Tarihte Bugün - Batı Trakya Türk Cumhuriyetinin Kurulması

Tarihte Bugün - Batı Trakya Türk Cumhuriyetinin Kurulması

31 Ağustos
1876 - Osmanlı Padişahı V. Murad tahttan indirildi; yerine kardeşi II. Abdülhamid padişah oldu.
1900 – Darülfünunu Şahane 5 fakülteli bir üniversite olarak açıldı. (İstanbul Darülfünunu)
1910 - Zeytinburnu'nda İmalat-ı Harbiye çalışanları tarafından o zamanki İstanbul merkezli, günümüzdeki adıyla MKE Ankaragücü Gençlik ve Spor Kulübü kuruldu.
1913 - Batı Trakya Türk Cumhuriyeti kuruldu.
1918 - Vahdettin padişah oldu. Osmanlı tarihindeki son kılıç kuşanma töreni yapılmış oldu.
1922 - İstanbul eski Belediye Başkanı Selim Paşa ile yardımcısı Mehmet Ali Bey, görevleri sırasında yolsuzluk yaptıkları için Şura-yı Devlet'te yargılanmaya başlandılar.
1922- Büyük Taarruz'da altıncı gün. Gece Yunan generallerinden Dumanos kayboldu. Murat Dağı'nda attan düşerek öldüğü sanılıyor.  Sabahleyin dünkü savaş alanını gezen Mustafa Kemal, binlerce Yunanlı cesedini gördükten sonra, "Bu manzara insanlığı utandırabilir, fakat meşru müdafaamız için buna mecbur olduk. Türkler, başka milletlerin vatanında böyle bir harekete girişmez" dedi. Yerdeki bir Yunan bayrağını bir milletin istiklal alametidir." diyerek kaldırttı. 
Mustafa Kemal, İsmet ve Fevzi Paşalar, Çal köyünde yıkık bir evin avlusunda kırık bir kağnı arabasının döşeme ve oklarına ilişerek durumu görüştüler, kazanılan zaferin bütün seferi sonuçlandıracak büyüklük ve önemde olduğunda görüş birliğine varıldı. İzmir'e yürünmesi kararlaştırıldı. Büyük takip başladı. Dumlupınar, Kaplangı Dağı, Şeyh Elvanlı Dağı ele geçirildi. Yunanlılar Uşak'ı yaktılar. 
İsmet Paşa genelgelerinin birinde "Birliklerimizin saldırı gücü, düşmanı her yerde maddi ve manevi olarak perişan etmektedir" dedi. Yunan kuvvetlerine karşı şiddetli saldırılar yapıldı. Çorum Dağı 'ndaki Yunan birlikleri emir almadan çekilmeye başladı. Yunan ordusuna İzmir'deki karargâhtan "Yunan vatanının şerefi ve Yunan isminin korunması için ilerlemesi durdurularak düşmanın hızla mağlup edilmesi" emri verildi. Üstlere, yerlerine dönme emrine uymayan astları olduğu yerde vurma yetkisi verildi. Buna rağmen, itaat tamamen bozuldu ve herkes kendi canını kurtarma derdine düştüğü için hiç bir zor kullanılamadı.
Yunanlılar çekiliyor. Yunan Bağımsız Tümeni, Türk hakimiyeti altına girmiş araziden Kütahya'ya doğru çekiliyor. Bir vadide, Türk Kafkas Süvari Tümeni'nin baskını sonucu şiddetli bir çatışma oldu. Yunanlılar 150 kayıp verdi. Evvelce Yunanlılara hizmet ettiği için Bağımsız Tümen'le birlikte kaçan Seyitgazi Belediye Başkanı ile Sucaattin Tekkesi Dervişi de çarpışmada öldüler.
Banaz yönüne çekilen Yunan kuvvetleri, Türklerin köyleri boşaltmış olmasından ötürü kılavuz bulamadığı için kuşku içinde İzmir'e yol arıyor. Şafak, diğer Yunan kuvvetlerini çekilirken buldu. Banaz ve İslamköy ovaları, çekilen Yunanlılarla dolup taştı. Yunan kuvvetlerine savunma hattı kurmaları için verilen emir uygulanamadı. General Franko, Anadolu Sefer Ordusu Komutanlığı'na, "Ordunun morali o kadar düştü ki, erler bir sel gibi koşmaktadır" diye bildirdi.
Yunanlıların Uşak'ta yaptığı tahribat: 1 .000 kişi öldürüldü, 300 aile Yunanistan'a götürüldü. 1 800 ev, 12 cami ve mescit, 636 dükkan ve mağaza ile bağlar yakıldı.
Yunanistan'da durum: İngiltere'nin Atina İşgüderi Bentinck'in sabahtan akşama kadar art arda Londra'ya gönderdiği tellere göre: Hükümeti destekleyen gazeteler Anadolu'nun terk edilmesi zorunluluğundan söz etmeye başladılar. Çoğunlukta olan öteki Yunan gazeteleri ise Anadolu'nun boşaltılmasına şiddetle karşılar. Yunanistan İngiltere'den askeri yardım istemek niyetinde.
Bentinck, geç saatlerde gönderdiği telgrafta Hükümet çevrelerindeki tedirginliği anlattı . Buna göre, "felaket"in suçu "dik kafalı aptal" diye hücum edilen Başkomutan Hacıanesti'ye yükleniyor. İçişleri Bakanı Stratos, Sevr sınırlarına çekilmeyi önerirken, Gunaris, Anadolu'nun bütünüyle boşaltılmasını savunmaya başladı. Bentinck, "Durumun ne kadar ciddi olduğunu anlamak güçtür Çeşitli söylentiler vardır, ama Anadolu'nun boşaltılmasına alelacele karar verilmesi ve boşaltmaya hemen gidilmesi ihtimaline karşı sizi uyarmaya cesaret ederim" dedi
Yunan Hükümeti, İzmir’e göndermek üzere 7 gemiye el koydu. Deniz Bakanı, filoya lzmir'e hareket etmesini emretti.
1939 - Almanya’da yaptırılan Batıray denizaltısı denize indirildi.
1945 - CHP Milletvekili Fevzi Lutfü Karaosmanoğlu, CHP iktidarını, aydınların diktatörlüğü diye isimlendirerek eleştirdi. 
1948- Şekerdeki karne uygulamasına son verildi. Şeker satışı serbest bırakıldı.
1951 – Ünlü Ruh ve Sinir hastalıkları uzmanı Mazhar Osman Usman vefat etti.
1957 - Malezya, Birleşik Krallık'tan bağımsızlığını kazandı.
1962 - Trinidad ve Tobago, Birleşik Krallık'tan bağımsızlığını ilan etti.
1966 - Irak Ordusu, Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği'nin elindeki Erbil kentini ele geçirdi.
1970 - İzmir'de Akdeniz Oyunları'nın yapılacağı "Halkapınar Spor Tesisleri", inşaat sırasında yandı.
1977 – Muhsin Yazıcıoğlu Ülkü Ocakları Genel Başkanı oldu.
1986 - Bir Meksika yolcu uçağı ile küçük bir uçak, Kaliforniya'nın Cerritos şehri üzerinde havada çarpıştı. Uçaklardaki 67 kişi ile yerdeki 15 kişi öldü.
1986 - Karadeniz'de bir Sovyet yolcu gemisi, bir tanker ile çarpışarak battı: 423 kişi öldü.
1988 - Türkiye ile Gürcistan arasında Sarp Sınır Kapısı açıldı.
1991 - Kırgızistan, SSCB'den bağımsızlığını ilan etti.
1994 - Rize Belediye Başkanı Şevki Yılmaz, bir caddeye Atatürk'e suikast girişiminde bulunan 'Ziya Hurşit'in adını verdi. Gelen tepkiler üzerine caddenin adı Ziya Paşa olarak değiştirildi.

Günün Olayı
Batı Trakya Türk Cumhuriyetinin Kurulması

1912 yılındaki Balkan Savaşında Osmanlı Osmanlı devleti Balkanlardaki topraklarının tamamını kaybetti. Ayrıca  Batı Trakya, Edirne, Kırklareli gibi tamamına yakını Türklerden oluşan şehirler de Bulgarlar tarafından işgal edildi.  Osmanlı Devleti 30 Mayıs 1913’te imzalanan Londra Antlaşması ile bu durumu kabul etmek zorunda kaldı.  Savaştan çok karlı çıkan Bulgaristan’ın sınırlarının  genişlemesi diğer Balkan devletlerini rahatsız etti.  Yunanistan, Sırbistan ve Karadağbu kez Bulgaristan’a savaş açmalarıyla II. Balkan savaşı başladı.

Bulgaristan savaş nedeniyle Trakya topraklarındaki askerlerinin bir kısmını çekince Enver Bey bu durumdan yararlanarak hareket geçti. Osmanlı ordusu 23 Temmuz 1913’te Edirne ve Kırklareli’yi Bulgarlardan geri aldı.  Bulgaristan ile fiili duruma uygun İstanbul ve Yunanistan ile Atina antlaşmaları  imzalandı.
Meriç nehrine kadar olan bölgenin Bulgarlardan geri alınması , halkının çoğunluğu  Türk ve Müslüman olan Batı Trakya’nın da kurtarılması ümidini doğurdu. Aslında Enver Bey 3000 bin kişilik güçle Meriç nehri ötesine geçmiş ancak başta Rusya olmak üzere Batılı devletlerin baskıları karşısında geri çekilmek zorunda kalmıştı. Buna rağmen Enver Bey bölgenin geri alınması için daha önce Trablusgarp’ta gerçekleştirdiği çete savaşlarını burada da yapmayı düşündü. Bu düşüncesini hayat geçirme görevini de Teşkilat-ı Mahsusa ’ya verdi. Teşkilat-ı Mahsusa lideri Kuşçubaşı Eşrefin komutasındaki 16 Subay ve 100 erden bir   milli tabur oluşturuldu. Bu tabur Bulgarlara karşı mücadele vererek Koşukavak, Papazköy, Mestanlı ve Kırcali’yi Bulgarlardan geri aldı. Enver Bey daha sonra  Teşkilatı Mahususa’nın reisliğini de yapacak olan Süleyman Askeri Bey’in liderliğindeki  bir grup subay ve askeri de Kuşçubaşı Eşref’e destek olmak üzere gönderdi. Bu takviye birliklerin de yardımıyla 31 Ağustosta Gümülcine,1 Eylülde ise İskeçe geri alındı.
Gümülcine’nin de geri alınmasından sonra burada Garbi Trakya Hükümet-i Muvakkatesi adıyla Batı Trakya geçici hükümeti kuruldu. Başkanlığına da Salih Hoca getirildi. Bu faaliyetlerden rahatsız olan Batılı devletler Osmanlı yönetiminden Meriç nehri ötesindeki faaliyetlerini sona erdirmesini bölgedeki askerlerini çekmesi yönünde baskı uygulamaya başladılar. 
Osmanlı hükümeti de bölgede bulunan Türk kuvvetlerine çekilme emrini vermek zorunda kaldı. Türk birliklerinin geri çekilmesi demek bölgenin Bulgarlara ve Yunanlara bırakılması demekti. Halkının tamamına yakını Müslüman Türk olan bölgenin terk edilmesini kabul etmeyen birlikler Osmanlı devleti ile tüm bağlarını kopararak 12 Eylül 1913’te Batı Trakya Türk Cumhuriyeti adıyla bağımsız bir devlet kurdukların dünyaya ilan ettiler.  
Başkenti Gümülcine olanı bu yeni Türk devleti rejim olarak Cumhuriyet rejimini benimsemişti. Bu devlet 1918’de güneybatı Kafkasya’daki Türk Cumhuriyetinden 5 sene önce, Türkiye’den ise 10 yıl önce cumhuriyet rejimini benimseyen Tarihin ilk Türk Cumhuriyeti böylece kurulmuş oldu.  Batı Trakya Türk Cumhuriyeti ülke sınırlarını belirledikten sonra, siyah, yeşil ve beyaz renkleri içeren ay yıldızlı bir bayrağı milli bayrak olarak kabul etti.
Batı Trakya Cumhuriyetinin;
Başkenti  şimdi Yunanistan’da kalan Gümülcine idi.
Cumhurbaşkanı: Hoca Salih Efendi 
Sınırları: Tüm Batı Trakya (Doğuda Meriç, batıda Makedonya, Kuzeyde Bulgaristan - Rodop dağları ve güneyde Ege Denizi.) (Ortaköy köprüsü- Kırcaali –Makas- Mesta Karasu ve İskeçe üzerinden Akdeniz’e, Enez’den Gümülcine -İskeçe- Dedeağaç- Karağaç- Fere’ye- Koşukavak- Mestanlı ile çevrilidir.) Toplam yüzölçümü: 8.578 Km².
 Ordusu: Çoğunlukla piyade, 29, 170 askerden oluşuyordu. Genel kurmay Başkanı: P.Kur.Bnb. Süleyman Askeri Beydi. 
Bu yeni Türk devleti Sesini dünyaya duyurmak amacıyla Batı Trakya Haber Ajansı ve İndependant adıyla Türkçe ve Fransızca bir gazete çıkardı. Posta teşkilatı kurularak posta pulları da bastırdı.
Süleyman Askeri Bey devlet için bir marşa yazmıştı.  Milli Marşı;
Ey Batı Trakyalı asil Türk çocuğu ne mutlu sana,
Sen hayat verdin kanınla millî kurtuluş savaşına.
Yüce kahramanlığın nakşedildi cihanın her yanına,
Selam duruyor milletler senin şu millî bayrağına.

Bastığın şu yerler senin şanlı şehitlerinle dolu.
Düşmanlar taciz edemez yüce kahramanların ruhunu.

Şanlı şehitlerin sarılmış kurtuluş bayrağına,
Bu ne ulvi şereftir gömülmek ecdad toprağına.
Yurtta hürriyetin, istiklâlin rüzgârı esiyor,
Kahraman mücahitler şu pis esareti deviriyor.

Bu şanlı millî istiklâl savaşından asla dönülmez!
Karşımıza çelik ordular da çıksa, bizi ürkütemez!

Biz, millî istiklâl için Meriç’i, Karasu’yu aştık,
Bütün müstevlileri ezerek, yenerek hedefe ulaştık.
Balkanlarda şanlı bir cumhuriyet çığırını açtık,
İlk defa hürriyet meş’alesini biz yaktık.

Bu bayrak dalgalanacak, cumhuriyet yaşayacak!
Karşımızdaki düşmanlar bizden ürküp kaçacak!

Binlerce yıl hür yaşayan bir milletin torunlarıyız,
Şu steplerin kurdu, arslanı, göklerin kartalıyız.
Mücahitlerin hamlesi her zaman fırtınalar andırır,
Savaşta heybetimizin dehşetinden düşmanlar bayılır.

Batı Trakya Cumhuriyeti yaşayacak,yaşayacak!
Terakkimizin karşısında milletler şaşıracak!

Ey şirin Batı Trakya!... İşte nihayet esaretten kurtuldun,
Ey düşmanlar!... Sanmayın savaşlardan bu millet yorgun.
Cumhuriyetin yüce bayrağı her an bu yurtta dalgalanacak,
Şu bütün Batı Trakyalılar kıyamete kadar hür yaşayacak!

Bu yeni Türk devletine Bulgaristan karşı çıksa da Yunanlılar memnuniyetle karşıladı. Hatta 2 Ekim 1913’te Yunanlılar Dedeağaç’ı  Batı Trakya Türk Devletine bıraktı. 
Ancak Batı Trakya Türk Cumhuriyeti kalıcı olamadı. Bulgaristan’ın Batılı devletler ve Rusya nezdinde yaptığı girişimler sonucu Osmanlı devleti üzerinde baskı kuruldu. Bu baskıların neticesinde Osmanlı devleti Bulgaristan’la İstanbul antlaşmasını imzalayarak Batı Trakya’nın Bulgaristan’a ilhakını  onaylamak zorunda kaldı. Batı Trakya Türk Cumhuriyetine ise 25 Ekim 1913 tarihine kadar bölgeyi Bulgarlara teslim etmeleri için süre tanındı. 55 günlük bu varlığını sürdüren bu Cumhuriyet toprakları  Bulgar birliklerine teslim etmek zorunda kaldı.

Sakarya Yenihaber

banner3
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER