Tarihte bugün - Çandarlı Halil Paşa’nın İdamı

Fazlı Köksal; gazetemiz için hazırladığı Tarihte Bugün köşesinde 10 Temmuz'da yaşanan dikkat çeken olayları aktarırken; Sadrazam Çandarlı Halil Paşa'nın İstanbul'un fethinden kısa süre sonra idam edilişini anlattı

Tarihte bugün - Çandarlı Halil Paşa’nın İdamı

10 Temmuz
1185 – Ahlatşahlar hakanı Ahlatşah Sökmen’in vefat etti.
1453 - Osmanlı devlet adamı ve Sadrazam Çandarlı Halil Paşa Fatih Sultan Mehmet’in emriyle idam edildi. Devşirme Vezirler hâkimiyeti başladı
1894 - İstanbul'da 474 kişinin ölümüne sebep olan bir deprem meydana geldi.
1910 - Cerrahpaşa Hastanesi kuruldu.
1920 - Bir Ermeni alayının Adana’ya girdi.
1921 - Yunan Ordusu'nun taarruzuyla, Kütahya-Eskişehir muharebeleri başladı.
1923 - İstanbul'da Harp Akademisi kuruldu.
1939 - Türk Basın Birliği Birinci Kongresi toplandı
1947 - Hindistan'ın ikiye ayrılmasıyla oluşan Pakistan'da Genel Valiliğe Muhammed Ali Cinnah getirildi.
1952 - Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) kuruldu.
1961 - Galatasaray'lı millî futbolcu Metin Oktay, İtalya'nın Palermo futbol takımına 675.000 liraya transfer oldu.
1962 - Amerika Birleşik Devletleri, kıtalararası haberleşmeyi sağlayacak olan Telstar uydusunu uzaya gönderdi.
1975 - Yazar, akademisyen ve fikir adamı Nurettin Topçu vefat etti.
1992 - Yazar ve edebiyat tarihçisi Cevdet Kudret vefat etti. 
1994 - Türk Halk Müziği sanatçısı Şemsi Yastıman vefat etti. 
1995 - Siyasetçi ve yazar Mehmet Ali Aybar vefat etti. 
1996 - Ses sanatçısı Hamiyet Yüceses vefat etti.
1996 - Türksat uydusu, Fransız Guyanası'ndan uzaya fırlatılarak geçici yörüngesine yerleşti.
2006 - Çeçen lider Şamil Basayev bir bombanın patlaması sonucu vefat etti.

Günün Olayı
Çandarlı Halil Paşa’nın İdamı

10 Temmuz 1453 günü Osmanlı devlet adamı  Sadrazam Çandarlı Halil Paşa Fatih Sultan Mehmet’in emriyle idam edildi. Bu idamla Osmanlı İmparatorluğunda “Türk Vezirler” dönemi kapandı “Devşirme Vezirler” hâkimiyeti başladı

İkinci Murat’ın ilkönce saltanattan çekilip sonra tekrar tahta çıkışında Çandarlı Halil Paşa’nın büyük rolü olmuştur. Bu aynı zamanda 2. Mehmet’in (Fatih) tahtan indirilmesi demektir. Fatih bu olayı hiç unutmamış, tahttan indirilmesinde sorumlu gördüğü Çandarlı Halil Paşa’yı affetmemiştir.
Çandarlı Halil Paşa İkinci Murat ve İkinci Mehmet devirlerinde 23 sene, 9 ay, 6 gün sürekli olarak vezirazam olarak görev yapmıştır. Yaniz Veziriazamlık süresi Fatih’in yaşından büyüktür.  
Halil Paşa’nın hapsine muhtelif sebepler gösterilir: Bir rivâyete göre Bizans imparatorundan rüşvet alarak İstanbul’un fethine muhalefet etmesi muhasaranın kaldırılmasını istemesi ve harekât esnâsında bozguncu rolü oynaması ve bilhassa fetihten sonra Fatih İstanbul’da Bizans’ın son Başvekili Lukas Notaras’dan bu kadar kan dökülmesine niçin sebebiyet verildiğini sorunca Notaras’ın imparatora gelen bazı mektuplarda mukavemet tavsiye edildiğini Fatih’e ifşâ etmesi üzerine Çandarlı-Halil Paşa bu mektuplardan sorumlu görülerek tutuklanmıştır. Diğer bir rivayete göre de Fatih vaktiyle kendisinin ilk saltanatında tahtından indirilip babası İkinci Murat’ın ikinci defa tahta çıkarılmasından sorumlu tuttuğu Halil Paşa’ya karşı beslediği kini bir türlü unutamamış ve nihayet aleyhindeki dedikoduları istismar ederek intikamını almıştır. 
Çandarlı-Halil Paşa’nın iş başından atılması demek, Osmanlı devletinde Türk unsurunun yerine dönmeler ve devşirmeler zümresinin kesin olarak iş başına gelmeleri demektir. Bu devre kadar muhtelif kumandanlıklarla büyük memuriyetlerde bir takım dönmelerle devşirmeler bulunduğu muhakkaktır: Fakat devletin en büyük makamı olan ve hemen bütün salâhiyetleri toplayan veziriazamlık mevkii hep Anadolu Türklerinin elindedir. Yeniçeri ocağının kuruluşu ile birlikte  bir dönmeler ve devşirmeler sınıfı da teşekküle başlamış ve Anadolu Türk aristokrasisiyle bu dönme ve devşirme köleler zümresi arasında gittikçe şiddetlenen siyasî bir mücadele cereyan etmiştir. Çandarlı Halil Paşa’ya yönelik suçlamaların temelinde de bu çekişme vardır. 
Çandarlı’dan sonra iş başına gelen Mahmut, Rum-Mehmet, İshak ve Gedik-Ahmet Paşalar gibi veziriazamların hiç biri Türk değildir hepsi devşirme ve dönmedir. Veziriazamlık makamına yabancı unsurların gelişi Mahmut Paşa ile başlamış ve bu tarihten saltanatın ilgasına kadar Veziriazamlık-Sadrazamlık-Başvekillik makamında pek az Türk’e mukabil hep Rum, Hırvat, Arnavut, Boşnak, Pomak, İtalyan, Arap, Ermeni ve muhtelif milliyetlere mensup yabancı vezirler teselsül etmiştir. Bunların içinde daha Fatih devrinden itibaren iplikleri tarihin pazarına çıkmış bir takım Türk düşmanı hainler bile vardır. İstanbul’u Türkleştirmek için Anadolu’dan gelip yerleşecek Türk halkını «Mukataa» denilen ve arsalardan alınan emlâk vergisinden muaf tutan Fatih’in bu tedbirine karşı bile cephe almaktan çekinmemişler ve İstanbul’un Türkleşmesine mâni olmak için ellerinden geldiği kadar çalışmışlardır
Bütün bu dönme ve devşirme vezirlerin bilhassa Anadolu seferlerinde Türk halkına karşı işledikleri katliamlarla ilgili Osmanlı kaynaklarında hazin pek çok bilgi vardır. 
1 Haziran 1453 günü, yâni İstanbul’un fethinden üç gün sonra Veziriazamlık makamından azledilerek Yedikule zindanında hapsedilen Çandarlı-Halil Paşa bu zindanda kırk gün mahpus kaldıktan sonra Edirne’ye nakledilip 10 Temmuz günü orada idam edilmiştir.
Çandarlı-Halil Paşa Osmanlı tarihinde ilk idam edilen Veziriazam olmuştur. Paşa’nın idamıyla beraber bütün servetine de devlet el koymuş ve işte o tarihten itibaren servet müsaderesi kural haline gelmiştir.  Halil Paşa’nın idam edilmesiyle Çandarlı ailesinin Osmanlı tarihindeki parlak rolü de nihayet bulmuş sayılır: Birinci Murat devrinde ve 1368 tarihinde Çandarlı-Hayrettin Kara-Halil Paşa’nın Veziriazamlık makamına tayininden 10 Temmuz 1453 tarihinde torunu ve adaşı İkinci Halil Paşa’nın azil ve idamına kadar 85 sene devletin vezirlik ve veziriazamlık makamlarında bulunan Çandarlı sülâlesinin devletteki etkisi de son bulmuştur.
 

Sakarya Yenihaber

Güncelleme Tarihi: 10 Temmuz 2020, 13:40
banner3
YORUM EKLE
YORUMLAR
Yunus Türkölmez.
Yunus Türkölmez. - 5 ay Önce

Çandarlı Halil Paşanın azli ve idamının sonuçlarının devletin yapısı ve niteliğine, kurucu unsuru olan Türk köken ve çoğunluğun kaderi üzerinde yarattığı olumsuz etkileri hakkında söylediğiniz gibi fazla bir tartışma yoktur. Tarihçiler ve analistler bu konuda hemen hemen hemfikirdirler.

Ancak bu azlin ve idamın nedenleri üzerinde tartışma ve çarpıtma çok fazladır.
Bahsettiğiniz iki nedenden birisine "fetihe karşı olduğu" iddiasına ben kesinlikle katılmıyorum.
Hatta bu konuda (bana daha da yakın gelen) farklı bir iddia olduğunu belirtmek isterim.

O da şudur;
Bizans'ta başkent halkında imparatorun yönetim tarzına karşı halkta çok yoğun bir memnuniyetsizlik vardır.
Ve halk papadan yardım istenmesine çok tepkilidir. Onlara göre Papa ve Batı Hıristiyanlık dünyasına göre Osmanlı daha yakın ve makul bir komşudur.

Ama asıl söylemek istediğim husus şudur. O yüzyıllarda Anadolu'da çok güçlü olan ve din - mezhep - milliyet farkı gözetmeden örgütlenen ve devletten, siyasi otoritelerden bağımsız olarak kardeşlik felsefesi üzerinde yükselen AHİLİK Teşkikatının uzantısı olarak Bizans'ta güçlü bir örgtlenme vardır ve bu grubun Çandarlı Halil Paşa ile bağlantısı vardır.

Bu örgütlenme halktaki imparatora karşı genel memnuniyetsizliği, Papa alerjisini iyi kullanarak çok kısa süre içinde şehirde çıkaracakları bir isyanla kapıları açacaklarını ve sultan Mehmed'in şehre fazla kan dökülmeden girebileceğini Çandarlı'ya iletirler.
Yalnız bir şartları vardır.
Şehre giren askerler hiç bir şekilde yağma yapmayacaklardır.

Bu konu (yani İstanbul'daki Ahilik örgütlenmesi) Ahilik Tarihiyle ilgili araştırmalarda da geçer.

İddia şu ki; Çandarlı bunu Sultan Mehmede aktarır ve son vurucu hamlenin, hareketin birkaç gün ertelenmesini ister.
İşte "Çandarlı fetihe gizlice karşıydı" iddiasının asıl temeli de budur.
Sultanın ordusundaki yağma ve Bizans'ın zenginliğine göz diken yönetici ve komutanlar çevresi bu fikre şiddetle karşı çıkarlar.

Sonuçta da fetihin hemen ardından Çandarlı azledilir.
Bu da farklı bir iddia olarak bilinsin istedim.
Yazınız için tebrikler.

SIRADAKİ HABER