Tarihte bugün - Patrona Halil İsyanı

Fazlı Köksal, gazetemiz için hazırladığı Tarihte Bugün köşesinde 27 Eylül'de yaşanan önemli gelişmeleri aktardı

Tarihte bugün - Patrona Halil İsyanı

28 Eylül

1730 - Lâle Devri'ni sona erdiren Patrona Halil İsyanı başladı.
1920 - Kazım Karabekir'in komutasındaki Doğu Ordusu, bütün cephelerde birden Ermeniler üzerine harekâta başladı. Ermeniler Sarıkamış'ı boşalttılar.
TBMM'nde Basın ve Haberalma Genel Müdürü Galip Bahtiyar Bey, müdürlüğünün yaptığı çalışmalar konusunda bilgi verdi. "İrşat ve tenvir önemli bir silahtır" diyen Bahtiyar Bey, Yeni Dünya, Öğüt, Açıksöz, İkaz gazetelerine kağıt verdiklerini, halkı aydınlatmak için barış şartları ve Bolşevik Devrimi konularında broşürler hazırlatıp bastırmakta olduklarını söyledi.
1921 - Albay Cafer Tayyar Bey (Eğilmez) , esir bulunduğu Yunan hapishanesinden İstanbul Harbiye Nezareti'ne gönderdiği yazıda, Yunanistan'da Türk esirlerine kötü davranıldığını, şikayet edecek bir makam bulamadıklarını bildirdi.
1922 - İngiliz Bakanlar Kurulu, lzmir'deki göçmenlere yardım ve bunların taşınması için Milletler Cemiyeti'ne çağrıda bulunmaya karar verdi.
Buhara Hükümeti'nin kutlama yazısı Meclis'te okundu: Yunanlılara ve rehberlerine karşı kazandığı büyük zaferden dolayı Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti'yle bütün Türk kardeşlerini tebrik eder, emperyalistlere karşı Türkiye'nin siyasetini kendi siyasetimiz sayarız
1924 - Tiyatro sanatçısı Lale Oraloğlu doğdu.
1928 - Alexander Fleming, Penicillium Notatum isimli bir küfün antibiyotik özellikler taşıdığını keşfetti ve Penisilini buldu.
1937 - Anayasanın değiştirileceğini iddia eden Tan gazetesi Bakanlar Kurulu tarafından 10 günlüğüne kapatıldı.
1937 - Mussolini ve Hitler, Berlin Olimpiyat Stadyumu'nda bir milyonu aşkın insanın katıldığı bir gösteride birlikte konuşarak gövde gösterisi yaptı.
1945- Celal Bayar Milletvekilliği görevinden istifa etti.
1950 - BM emrine verilen Kore birliği, İskenderun'dan gemilerle Kore'ye doğru hareket etti.
1955 - Türk Migros İstanbul'da hizmete başladı.
1961 - Cemal Abdünnasır önderliğinde Mısır ile Suriye'nin birleşmesiyle oluşan Birleşik Arap Cumhuriyeti Suriye'deki askeri darbenin ardından sona erdi.
1961 - Suriye'de bir askeri darbe oldu. Suriye'nin yeni hükümeti, 1958 'de kurulan Birleşik Arap Cumhuriyet 'inden ayrıldığını ilan etti
1965 - İstanbul Kız Kulesi Türkiye Cumhuriyeti Millî Savunma Bakanlığı'na devredildi.
1978 - Sosyalist Enternasyonal, CHP'nin üyelik başvurusunu kabul etti.
1982 - Halk arasında Banker Kastelli olarak anılan Abidin Cevher Özden, Tunus'ta yakalandıktan sonra Türkiye'ye getirilerek tutuklandı.
1986 - Boşalan 11 milletvekilliği için ara seçim yapıldı.
1992 - Avrupa Birliği kuruldu.
1994 - Modern deniz tarihinin en büyük kazası yaşandı ve M/S Estonia feribotu Baltık Denizi'nde battı; 852 kişi öldü.
1995 - Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) lideri Yaser Arafat ile İsrail başbakanı İzak Rabin, Batı Şeria'nın Filistin yönetimine devri konusunda anlaştılar.
2003 - Türkiye kadın millî voleybol takımı, tarihinde ilk kez Avrupa ikincisi oldu.
2013 - Bürokrat, yazar ve avukat Turgut Özakman öldü.
2014 – Köy enstitüsü kökenli yazar Talip Apaydın vefat etti…

Günün Olayı
Patrona Halil İsyanı

Lâle Devri diye bilinen Nevşehirli Damat İbrâhim Paşa’nın sadrazamlığı döneminde ilk Türk matbaasının açılması, bir tercüme komisyonunun oluşturularak Doğu ve Batı dillerinden çeviriler yapılması, kütüphaneler açılması, bir süredir ihmal edilen çiniciliğin tekrar ihyası, kâğıt ve kumaş imalâthanelerinin kurulması, itfaiye teşkilâtı kurulması gibi olumlu gelişmeler geniş halk kitlelerini ilgilendirmediği için takdir görmüyor, ancak; artan lüks ve ihtişam Avrupa mimarisi tarzında yalı, konak ve köşklere harcanan paralar lüks, sefahat ve israf halkın tepkisini çekiyordu.  Ordunun savaşa çıkmaması, gazâ ve cihat anlayışının yerini yavaş yavaş çırağan eğlenceleri ve helva sohbetleri dünya sevgisi ve zevklerinin alması, ramazanda bile eğlencelerin devam etmesi özellikle dinî çevrelerde tepkiyle karşılanıyordu. Bazı kadınların mesire yerlerdeki serbest tavırları ve eğlencelere katılmaları da İbrâhim Paşa’nın eseri olarak gösteriliyor ve ona duyulan tepkinin artmasına neden oluyordu.
Lale Devrinin padişahı III. Ahmet ile damadı sadrazamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın, ve diğer devlet adamlarının israfa varan lüks harcamaları da halkın hoşnutsuzluğuna ve yöneticilere karşı kin ve düşmanlık duygularının oluşmasına yol açıyordu. XVII. yüzyıl boyunca büyük şehirlere göç hâlâ devam ediyor, bu da köylerin boşalmasına, dolayısıyla üretimin düşmesine ve gelirlerin azalmasına sebep oluyordu. Sahipsiz ve boş kalan kadroların devlet hazinesine alınması da, bu kadroları kanuna aykırı olarak dolu imiş gibi kullanan askerî zümreler arasında derin bir hoşnutsuzluğa yol açmıştı. Esnaf loncalarının ağır vergi yükü ve bunların sayıca çoğalması da özellikle İstanbul esnafını rahatsız ediyordu. Taşrada da durum farksızdı. Gerek Anadolu’dan gerekse Rumeli’den pek çok gayri memnun İstanbul’a gelmiş ve ümitsiz bir bekleyiş içine girmişti.
Ayrıca Damat İbrahim Paşa’nın rakiplerini uzaklaştırması, kendi yakınlarını yüksek mevkilere getirmesi İbrahim Paşa’ya duyulan tepkiyi daha da arttırdı. Damat İbrahim Paşa’nın damatları Kaptanıderya Kaymakam Mustafa Paşa ile Sadâret Kethüdâsı Mehmed Paşa arasındaki siyasî rekabet hızlandırdı. Sadrazamın  iki damadını birbirine dünür yapması da işe yaramadı. Kaptanıderya Mustafa Paşa’nın gözü sadrazamlık makamındaydı. İbrahim Paşa ise küçük damadı Mehmet Paşa’yı tutuyordu. Kaptanderyalık yanında İstanbul kaymakamlığına da atanan Mustafa Paşa yaptığı bağışlarla taraftar toplamaya başladı. Esnafın ve askerin huzursuzluğu bir isyan için uygun bir ortam sağlıyordu.  Mustafa Paşa isyanın hazırlığı işini daha önceden tanıdığı ve idamdan kurtardığı bir Yeniçeri olan Patrona Halil’e verdi. Halil o zamana kadar bazı olaylara karışmış, Niş ve Vidin ayaklanmalarına katılmış, iki defa ölüm cezasından kurtulmuş, etkili konuşabilen bir kişiydi. İstanbul’a gelerek seyyar satıcılık ve hamamlarda tellâklık yapmıştı; halk arasında ise gaybı bilen bir kişi olarak ün yapmıştı. Kaymakam Mustafa Paşa halkın desteğini sağlamak için Ayasofya vâizi İspirîzâde Ahmed Efendi’yi devreye soktu. Bu arada sebepsiz yere görevinden alınan ve sadrazamla özel bir meselesi olan İstanbul Kadısı Zülâlî Hasan Efendi de yanına çekti. Patrona Halil ilmiye sınıfından bu iki önemli şahsiyet dışında güvendiği, isyanda görev alacak esnaftan elebaşıları tespit etti. İsyancılara hamam tellâkları, softalar, sebzeci, kaldırımcı, tavukçu, süprüntücü, dilenci gibi ayak takımı katılmıştı.
Âsiler, 28 Eylül 1730 Beyazıt Camii’nin Kaşıkçılar’a açılan kapısı önünde toplandılar ve üç koldan Kapalı Çarşı’ya girerek dükkânları kapattırıp esnafı bayrak altında toplamaya başladılar. Önce isyana katılmakta tereddüt gösteren yeniçeriler Patrona Halil’in ikna gücü karşısında kışla kapılarını açarak âsilerle birleştiler. 
III. Ahmed sancak-ı şerifin çıkarılarak Ortakapı’ya dikilmesini ve herkesin bunun altında toplanmasını emrettiyse de bundan bir sonuç alınamadı; zira halk buna rağbet etmedi, gelmek isteyenler de âsilerce engellendi. Damad İbrâhim Paşa’nın âsiler arasına nifak sokma çabası ve bazılarını bol paralarla serdengeçti yapma girişimi de işe yaramadı. 
Şeyhülislâm Yenişehirli Abdullah Efendi sadrazama açıkça muhalefete başladı. Bostancıların âsilere karşı silâh çekmek istememeleri karşısında ümitsizliğe düşen III. Ahmed âsilerin istediği ricâlden damadı İbrâhim Paşa’yla iki veziri 1 ekim gecesi idam edilmek üzere bostancıbaşıya teslim etti. 
Ancak âsiler bu tavizlerle de yetinmedi. Bu defa canlarının güvenliği bakımından III. Ahmed’in hal‘ini istiyorlardı. Sultan Ahmet asilerle görüşmek üzere  iö vezirden oluşan bir heyeti isyancılara gönderdi. Fakat bu heyet âsileri yatıştırmak yerine padişahın nasıl tahttan indirileceğini görüşerek saraya döndü. Heyetten İspirîzâde Ahmed, III. Ahmed’in huzuruna çıkarak pervasız bir şekilde saltanatının sona erdiğini söyledi. Bunun üzerine padişah, kendisine ve evlâtlarına dokunulmayacağına dair güvence alıp saltanattan feragat etti ve yeğeni Şehzade Mahmud’u kendi eliyle tahta oturtarak ona biat etti (2 Ekim 1730). Yeni padişah Alay Köşkü’nde huzuruna kabul ettiği Patrona Halil’e ihsanlarda bulundu.
Âsiler, önceleri hiçbir resmî görev ve unvan almadan hükümetin icraatını denetlemeyi denedi. Patrona Halil, I. Mahmud’dan halka yüklenen aşırı vergilerin ve mâlikâne usulünün kaldırılmasını istedi. Padişah tarafından kendisine 100.000 altın teklif edildiğinde ise İstanbul’un bütün servetinin kendisine ait olduğunu, makam ve paraya ihtiyacı bulunmadığını söyledi. Ancak rüşvet alarak istediklerini istediği makamlara tayin ettirdi. 
Patrona Halil Birkaç hafta içinde 3000 keselik servetin sahibi oldu. Patrona Halil ve adamlarının yaptıkları yeni Padişah 1. Mahmut da tasvip etmiyordu. Sonunda âsilerin ortadan kaldırmaya yönelik bir kip görevlendirdi. Ve asilerin elebaşları  23 Kasım 1730 günü öldürüldüler.. 

Sakarya Yenihaber

banner3
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER