Tarihte Bugün - Reşat Çiğiltepe'nin intiharı

Fazlı Köksal, gazetemiz için hazırladığı Tarihte Bugün köşesinde 27 Ağustos'ta yaşanan dikkat çeken olayları ve Çiğiltepe’yi emredilen zamanda alamadığı için intihar eden 57. Tümen Komutanı Reşat Bey'i yazdı

Tarihte Bugün - Reşat Çiğiltepe'nin intiharı

27 Ağustos
1389 - I. Murat, Sırp güçlerine karşı Kosova Meydan Muharebesi'ni kazandı. Murat Hüdavendigar, zaferden sonra savaş alanını dolaşırken, yaralı Sırp Miloş Obiliç'in hançer darbesiyle öldü.
1783 - Montgolfier Kardeşler, hidrojen gazıyla doldurdukları ilk balonu uçurdular.
1859 - Dünyanın ilk petrol kuyusu, ABD’nin Pensilvanya eyaletinde açıldı.
1908 - Hicaz Demiryolu hizmete girdi. İstanbul'dan Medine'ye ilk tren kalktı.
1916 –Arkeolog Halet Çambel doğdu.
1921 - Mustafa Kemal'in emri: Bütün gruplar, şimdiki mevzilerini son ere kadar savunacaklardır. Düşman kendi kuvvetine dayanarak daha elle tutulur bir başarı kazanmış değildir. Kanla yoğrulmadıkça bir karış toprak bırakılmayacak."
1921 - Fevzi Paşa, gece Mustafa Kemal'e Yunan saldırısının durdurulduğu haberini verdi. Bunun üzerine Mustafa Kemal, Meclis ve Hükümet'in Kayseri'ye taşınması hakkındaki dünkü emrini durdurdu.
1921 - Yurdun her yanında orduyu destekleme mitingleri devam ediyor: Yalova, Zile, Kars, Bafra, Söke, Kayseri, Gölpazarı, Ermenek , Tokat ,Gerede….

1922 - Afyon'da büyük bir saldırıya geçildiğini öğrenen Ankara halkı, uykusuz bir gece, geçirdi. Türk birlikleri, sabah saat dörtten başlayarak dalgalar halinde Yunan mevzilerine saldırdılar. Yunanlıların bir yıldan beri tahkim ettiği mevziler ele geçirilmeye başlandı. Yunan Birinci Kolordu Komutanı Trikopis, bazı birliklere, karşı saldırıya geçmelerini emretti. Ancak, değil karşı saldırıya geçmek, yerinde tutunmanın zorlaştığı, durumu iyileştirmenin imkânsız olduğu cevabını aldı. Afyon'un boşaltılması ve kuvvetlerin önceden tespit edilen yere çekilmesi emredildi. Telefon bağlantısı kesildiğinden emri bazı birliklere ulaştırmak mümkün olmadı. Ordu Komutanlığı ise, fırsat düştükçe karşı saldırıya geçilmesini emretti. Trikopis, daha batıda bir savunma hattı tutmaya karar verdi. Afyon'da Hıristiyanlar, büyük bir paniğe kapıldılar. Dört beş bin Ermeni, istasyona akın etti. Yunanlılar, Birinci Kolordu tarafından bırakılan malzemeyi imha ederek Afyon'u terk ettiler. Bütün Yunan mevzilerine şiddetli darbeler indiren Türk birlikleri, Afyon'a girdi. Yunanlılar, perişan bir halde Sincanlı ovasına aldı. Süvari Kolordusu, Yunan çekilme hatuna hâkim oldu. Nurettin Paşa, Afyon'un alındığını Batı Cephesi'ne bildirdi. Mustafa Kemal, Fevzi ve İsmet Paşalar onu kutladı.
Mustafa Kemal'in Meclis'e telgrafı: İki günden beri kesintisiz devam eden savaşlar sonucunda Afyon'u kurtardık. Esir, ağır ve hafif top ve her çeşit malzemeden ganimet çoktur. Kumandanlarımız sevk ve idarede düşman kumandanlarından üstündür.
İki anlamlı ölüm: 
57. Tümen Komutanı Reşat Bey, Çiğiltepe’yi emredilen zamanda alamadığı için intihar etti. O can verirken birlikleri tepeyi ele geçirdiler.
 Zayıf ve hastalıklı olması sebebiyle Konya hastanesine gönderilmiş olan Yıldırım Kemal, Süvari Kolordusu Komutanı Fahrettin Bey'in karşısına çıkarak saldırı emrini alır almaz trene atlayıp geldiğini bildirdi, en ileri hatlarda çarpışan bir alaya verilmesini istedi. Yıldırım Kemal, iki saat sonra çarpışmada öldü.

1927 - Mustafa Kemal Paşa'ya suikast hazırlamak üzere Sisam'dan Anadolu'ya geçen Kuşçubaşı Eşref'in kardeşi, Kuşçubaşı Hacı Sami Bey ölü, arkadaşları ise yaralı olarak ele geçirildi.
1928 - Paris'te, 15 ülkenin katılımıyla Kellogg-Briand Paktı imzalandı.
1937 – Namık Kemal’in oğlu Şair Ali Ekrem Bolayır vefat etti.
1945 - Vârisleri, Sultan II. Abdülhamit'in miras davasını kazandı. II. Abdülhamit'in mirası 400 milyon dolardı.
1948- Adnan Menderes Partisinin dış politikası ile ilgili olarak verdiği demeçte, Batı blokuna girilmesini savundu.  Menderes, «Amerika ve Rusya'nın önderlik ettikleri iki ayrı blokun ortasında kalmak her ülke için hatalı bir yoldur. Milli veya bağımsız diye adlandırılan dış siyaset gerçekte Birlemiş Milletlerdeki demokrasi anlayışından uzaklaşmak demektir» dedi.
1949 - Almatı’dan Pekin’e gitmek üzere yola çıkan ve Doğu Türkistan Cumhurbaşkanı Ahmed Can Kasımî ile Cumhuriyetin ileri gelenleri Abdülkerim Abbasov, Delilhan Sugurbayov, İshak Beg Mononov’un da bulunduğu uçak Baykal Gölü civarında düştü. Liderlerinin yok olmasından sonra Doğu Türkistan Cumhuriyeti 20 Ekim 1949 yılında yıkıldı.
1956 - Başbakanlığa bağlı olarak Atom Enerjisi Komisyonu kurulmasana ilişkin kanun kabul edildi
1964 - Türkiye'deki ilk ABD aleyhtarı gösteri, ABD'nin Kıbrıs konusundaki tutumu nedeniyle Ankara'da yapıldı.,
1973 - Türkiye-Irak Petrol Boru Hattı Anlaşması imzalandı. Türkiye topraklarına döşenecek 625 kilometrelik boru ile Irak petrolü Kerkük’ten Akdeniz’e ulaştırılacak
1982 - Türkiye’nin Ottawa Büyükelçiliği Askeri Ateşesi Atila Altıkat Asala militanlarınca şehit edildi.
1993 - Dünya Güreş Şampiyonası'nda, Sabahattin Öztürk 82 kiloda dünya şampiyonu oldu. Türkiye 23 yıllık aradan sonra güreşte ilk şampiyonluğunu aldı

Günün Portresi
Reşat Çiğiltepe

57. Tümen Komutanı Albay Reşat Bey'e Bizzat Başkomutan Mustafa Kemal tarafından, Büyük Taarruz’un ikinci gününde, muharebenin  kaderini etkileyecek en kritik mevkilerden biri olan Sincanlı Ovası’ndan Dumlupınar’a kadar tüm yolların önündeki en stratejik engel olan Çiğiltepe’yi düşmandan temizlemesi emredilmiştir. Ne var ki, bu tepenin önemini çok iyi bilen Yunan Başkomutanı Trikopis de, en zinde kuvvetlerini, üstün ateş gücüyle bu tepeye yığmış; tahkimatı tamamlamıştır. Bundan sonra olaylar şöyle gelişir;:
27 Ağustos 1922 sabahı 57. Tümen bu tepeyi kuşatmış, saat 10.30’da Mustafa Kemal telefonda komutana:
- Reşat Bey, bu önemli tepeyi ne zaman alacaksınız?
- Komutanım, yarım saat sonra alacağız.
- Başarılar diliyorum.
Mustafa Kemal (10.45):
- Düşmanın halen direndiğini görüyorum. Gözümüz o tepede, çok önemli.
- Komutanım tepeye düşman bir tümen yığmış direniyorlar. Ama alacağız komutanım, mutlaka alacağız.
Mustafa Kemal (11.00):
- Reşat Bey’i istiyorum.
- Komutanım Reşat Bey size bir mesaj bırakarak intihar etti. Okuyorum, komutanım: “Yarım saat zarfında bu tepeyi almak için söz verdiğim halde sözümü yapamamış olduğumdan dolayı yaşayamam komutanım.”
Mustafa Kemal’in gözlerinden yaşlar boşanır:
- Allah rahmet eylesin. Reşat Bey büyük bir vatanseverdir.
11.45, Başkomutanın telefonu çalar:
- Çiğiltepe alınmıştır komutanım. Yüzlerce ölüsünü bırakan düşman Sincanlı Ovası’na doğru kaçmaktadır, arz ederim.”
Soyadı Kanunundan sonra, Reşat Beyin ailesine Çiğiltepe soyadı verilir..
Reşat Çiğiltepe’yi Şair Şinasi Özdenoğlu  “Şehit Reşat Bey Destanı”nda mükemmel anlatmıştır… Reşat Çiğiltepe’yi anarken bu şiiri okumamak olmaz;
Şehit Reşat Bey Destanı
"Kan, ateş ve barut
Ve tepemizde güneş...
Bir manga tırmanırken tepeye
Kırılıp dökülüyor o anda
Bir manga yetişiyor hemen
Düşman makinalısı altında
Büyük zayiat veriyor
57. Tümen.
Topçumuz dövüyor düşmanın ileri mevzilerini
Ve Başkomutan elinde dürbünü
İzliyor Çiğiltepe'deki kan ve ateş cehennemini...
Kaderimizin düğüm noktası bu tepe
Kıstırmak için bir ateş çemberinde
Dumlupınar’da düşmanın büyük kuvvetlerini
Mutlak almalıyız Çiğiltepe’yi
"Kıyametler kopuyor şimdi Çiğiltepe ’de
Ve Başkumandan Mustafa Kemal Paşa
Muharebe idare yerinde
Şaklatıp kırbacını çizmesinde
Çelik mavisi gözleriyle
Gürlüyor gökyüzü gürler gibi:
- Bulun bana Kaymakam Reşat Bey’i!
Aldılar telefona Reşat Bey’i
Yarı kısık, yarı kükreyen sesiyle
Soruyor Mustafa Kemal Paşa:
- Alamadın mı hâlâ Çiğiltepe 'yi?
Tutabilmek için ileri mevzileri
Mutlak almalısın bu tepeyi!
- Emredersiniz efendim!
Bitmemişti henüz Başkomutan’ın emri:
- Bu tepe alınmış olacak
Saat tam 12’de
Reşat, alınmış olacak bu tepe! 

Yağıyor şimdi
Tanrı’nın en cömert rahmeti gibi
Düşman ateşi...
Kurşun, kan ve ateş
Ve tepemizde güneş
Tırpan altında sarı başaklar gibi
Eriyor Mehmet’ler
Bir yandan sönüyor dünyalar
Bir yanda doğuyor cehennem içinde
Yeni bir şafak...

Ve Başkomutan’ın gözleri
Bileğindeki saate bakarak
Çiziyor bir büyük kuşatmanın amansız haritasını
Düşmanı ateşten kıskaç içine alacak
Bir kesin sonuçlu meydan savaşı ki
Tarihe parmak ısırtacak...

O Başkomutan ki
Otuzbeş yaşında ve Halep ’te
Ordular Grubu’na emretmekle alevlenmiş
İhtirasla yanıyor
Öyle bir ihtiras ki
Amacında yalnızca kurtuluşu vatanın
Ve bütün bir geleceği ulusun...
Elinde olsa, şu anda
Bütün orduları dünyanın
Kumanda edecek...
Ve haykıracak neredeyse
Bir çığ gibi içinden taşan bu arzuyu
Aya, güneşe, uzaya
En uzak yıldızlara..

Ayni ses, son bir kez telefonda
Başkomutanın sesi:
- Saat tam 12
Hâlâ alamadın mı Çiğiltepe’yi?
- Paşam, eriyoruz güneş altındaki kar gibi
Tümenin yarısı şehit
Süngü taktırdım yarısına
Yeniden taarruza geçiyorum şimdi
Yarım saat içinde tamam!
Alamazsam yarım saat içinde Çiğiltepe ’yi
Ben artık yaşamam!
Geçmiyor şimdi dakikalar
Ve vurdu zaman...
Kader, bir mucize doğursun diye durdurmuş zamanı
Akrep de, yelkovan da dinlemiyor komutanı
Kezbanlarla, Ayşelerin doğurdukları
Canlarını sunarken Çiğiltepe’de
Analar, babalar siz neredesiniz?
O uzak, o yitik dünyalarda mısınız?
Dualarla açılan rüyalarda mısınız?
* * *
Öylesine cömertçe
Hiç itirazsız
Doğurup büyüttüler
Büyütüp gönderdiler, hiç itirazsız
Ülkenin dört bir yanındaki analar
Ölüm kusan silâhlar karşısında ölsünler diye mi?
Sür Komutan, sür bakalım, aslanım
Sür, ateş hattına, sür en ileriye
Sür, en sonunda bir zafer hattına!
Takımları, bölükleri değil
Alayları, tümenleri değil
Orduları, hatta ordular grubunu
Sür, günüdür o zafer hattına!
Nasıl olsa aç ve kızgın fırına
Sarılan mayalı hamur gibi
Anaların rahminde filizlenerek
O Mehmetler ki serpilip büyüyerek
Ve hep böyle ateş hattında
Hep böyle savaştan savaşa
Yarım bırakıp kısacık yaşam serüvenlerini
Evet, sonunda nasıl olsa
Unutulacak isimleri...
Bir küçük mermi çekirdeği kadar mıdır ki
Cirimleri?
* * *
O analar ki Mehmetlerin
Bozkırlarında bu ülkenin
Süpürge tohumuyla köreltip iştahlarını
İskelet vücutlarından fışkıran sayısız oğullarını
Saldılar cömertçe ve itirazsız
Savaş meydanlarına...
Konu olsun diye mi tarih düşürenlere?
Esin olsun diye mi ozanların
Destanlarına?
Akıyor şimdi dakikalar
Akrepler şimdi başka, yelkovanlar başka
O zalim yokuşlara can havliyle tırmanan
Parlayan süngülerle ölümü göğüsleyen
O canlar ki yarattıkları mucizede
Her biri birer destan
Her biri birer kahraman...

Ve Kocatepe’den bir kurşun atımı ötede
1591 rakımlı şu Çiğiltepe’de
Yeniden kurulurken zembereği dünyanın
Çınlıyor ateş hatundaki Reşat Bey'in kulağında
Başkomutan 'ın sesi:
- "Alamadın mı hâlâ Çiğiltepe’yi?’’
Ve yanıt veriyordu Reşat Bey’e şimdi kendi sesi:
- “Paşam, alamazsam yarım saat içinde Çiğiltepe’yi
Ben artık yaşamam! ”  “Ve düşmedi Çiğiltepe
Saat 13’te bile
Ama, Reşat Bey durmalıydı verdiği sözde...
Sağ eliyle kavradığı tabancasının namlusu
Birkaç saniye sonra
Boyanmıştı şakağından akan kanla
Bayrağının rengine...
Durmuştu akrep, yelkovan
Ve zaman, tarihin durup düşündüğü andı
Şehit Reşat Bey'in tabancası avucunda
Barut kokan destandı..."

Sakarya Yenihaber

banner3
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER