Tarihte Bugün - Son Halife Abdülmecit'in seçilmesi

Fazlı Köksal, Osmanlı'nın son padişahı Vahdettin'in İngilizlerle kaçmasının ardından Abdülmecit Efendi'nin halifeliğe seçilme sürecini anlattı

Tarihte Bugün - Son Halife Abdülmecit'in seçilmesi

19 Kasım
1092 - Büyük Selçuklu Devleti Hükümdarı Melikşah vefat etti…
1256 - Moğol Hükümdarı Hülâgû Han Alamut Kalesi ele geçirerek kaleyi yerle bir etti ve halkını kılıçtan geçirdi. Buradaki zengin kütüphaneyi de veziri tarihçi Alâeddin Atâ Melik Cüveynî’ye teslim etti.
1808 - İstanbul'da Kandıralı Mehmet önderliğinde ayaklanma çıktı. Beş bine yakın yeniçeri ve dört yüze yakın sekban öldü.
1920 -Aralarında Ağa Han ve Amir Han'ın da bulunduğu 23 kişi, İngiliz yurttaşı sıfatıyla Milletler Cemiyeti Genel Sekreterliği'ne başvurarak Sevr Anlaşması'yla Türkiye'ye yapılan haksızlığı anlattılar ve bunun düzeltilmesini istediler 
1921- 17 Kasımda, 84 oyla Nafıa Vekili seçilen Rauf Bey, bu oyu az görerek istifa etti. Meclis, oylamaya katılan 163 mebusun 162'sinin oyu ile Rauf Bey'i yeniden aynı bakanlığa seçti
1922- TBMM Yeni Halifeyi seçti. Oylamaya katılan 163 mebustan 148'inin oyu ile Abdülmecit halife seçildi. 9 kişi çekimser kaldı. 3 oy Selim Efendi'ye, 2 oy da Abdülhalim Efendi'ye çıktı. Tunali Hilmi "İslam âleminde en şümullü halife seçimi budur" dedi.
Mustafa Kemal, Abdülmecit Efendi'ye bir yazı ile halife seçildiğini bildirdi
Meclis İkinci Başkanı Dr.Adnan Bey, Türkiye İşçi ve Çiftçi Sosyalist Fırkası adına Şefik Hüsnü'nün Meclis'te 15 Kasım'da okunan saltanatın kaldırılmasını kutlayan telgrafına teşekkür etti. 
Mustafa Kemal, büyük zaferi kutlayan Türkocağı'nın telgrafına verdiği cevapta, yeni Türkiye'nin dayanağı olan millet ve memleket fikirlerinin gelişmesi için yıllardır yaptığı telkin ve yayınlarından dolayı Türkocağı'na teşekkür etti.
1923 - Mustafa Kemal Paşa’nın Halk Fırkası Reisliğine vekâlet etmek üzere şu İsmet Paşa’yı görevlendir; “Halk Fırkası Genel Başkanlığı ile fiilen uğraşmaya bugünkü vazifem müsait olmadığından zât-devletlerini vekil tayin ediyorum”
1938 - Atatürk'ün naaşı, Şerafettin Yaltkaya’nın Dolmabahçe’de kıldırdığı Cenaze namazına müteakip İstanbul'dan Ankara'ya törenle yola çıkarıldı.
1942 - Beslenme, giyecek ve yakacak için "Harp Ekonomisi Bürosu" kuruldu.
1943 - III. Tarih kongresi toplandı.
1959 – İlk Yüksek İslam Enstitüsü İstanbul’da eğitime başladı.
1967 - TBMM, Hükümete ülke dışına asker gönderme yetkisi verdi. Donanma alarma geçirildi, Ankara'daki 28. Tümen İskenderun'a hareket etti.
1979 - Eski milletvekillerinden Ortadoğu Gazetesi yazarı İlhan Darendelioğlu, İstanbul'da uğradığı silahlı saldırıda öldü.
1984 - BM görevlisi Enver Ergun, Viyana'da Ermeni saldırganlarca öldürüldü.
1991 - Süleyman Demirel Başkanlığındaki Doğru Yol Partisi ve Erdal İnönü Başkanlığındaki Sosyal Demokrat Halkçı Parti koalisyonu ile 49. Hükümet kuruldu. Erdal İnönü Başbakan Yardımcısı oldu.
1992 - İstanbul'da polis otosuna açılan ateşte 4 polis memuru öldürüldü. Saldırıyı Dev-Sol üstlendi. 
1994 - Halil Mutlu, Dünya Halter Şampiyonası'nda 7 Dünya rekoru kırarak, 3 altın madalya kazandı. Naim Süleymanoğlu 64 kiloda 5 Dünya rekoru kırarak, 3 altın madalya, Fedai Güler de 70 kiloda 2 Dünya rekoru kırarak 2 altın madalya elde etti.
2005 - Hadisa katliamı: Bir grup Amerikalı askerin, aralarında çok sayıda çocuk, kadın ve yaşlılar olan bir grup Iraklı sivili öldürdü.
2008 - Diplomat, yazar ve siyaset adamı Gündüz Aktan vefat etti
2011- Ünlü sinema yönetmeni Lütfi Ömer Akad vefat etti

Günün Olayı
Halife Seçimi

Vahdettin 17 Kasım 1922 tarihinde Malaya isimli İngiliz Zırhlısı ile İstanbul’dan kaçtı. 
Bunun üzerine bakanlar kurulu Başbakan Rauf Bey’in başkanlığında, halifelik meselesini görüştü. Refet Paşa'nın Abdülmecit'ten aldığı yazı okundu. Bir an önce seçim yapılması kararlaştırıldı. Çoğunluk Halife'nin İstanbul’da kalmasını isterken, bazı bakanlar, Anadolu' da oturtulmasını istediler. Konunun Mecliste’de görüşülmesi kararlaştırıldı.
18 Kasım 1922 tarihinde Başbakan Rauf Bey, Vahdettin'in kaçışıyla ilgili bilgileri TBMM’ne arz etti. Mebuslar, oturdukları yerden "Lanet olsun!, Cehenneme kadar yolu var! Hain! İdam" sesleriyle tepki gösterdiler. Rauf Bey, bu ihanetin tarihte benzerinin görülmediğini söyledi. 
Şer'iye Bakanı Vehbi Bey, Halifelik makamının boşaldığını söyleyerek yeni bir halife seçilmesiyle ilgili fetvasını okuttu. Vahdettin'in halifelikten düşürüldüğü oybirliği ile ve sürekli alkışlar arasında kabul edildi. 
19 Kasım 1922 günü halife seçimi konuşuldu.  Uzun ve gergin geçen bir görüşme oldu. Hükümet ve çoğunluk yanlısı mebuslar, hemen Abdülmecit'in halife seçilmesini istediler. Başbakan'ın hemen yeni halifenin seçilmesiyle ilgili oylamaya geçmek istemesi, bazı mebusların sinirlenmesine ve gürültülere sebep oldu. Oylamaya katılan  163 mebustan 148'inin oyu ile Abdülmecit halife seçildi. 9 kişi çekimser kaldı. 3 oy Selim Efendi'ye, 2 oy da Abdülhalim Efendi'ye çıktı. Tunali Hilmi "İslam âleminde gerçekleşen en şümullü bir ümmet topluluğu ve seçimi budur" dedi.
Çoğunluk Halife'nin İstanbul’da kalmasını isterken,  Muhalefete mensup mebuslar ise İstanbul’un işgal altında olduğunu gerekçe göstererek Halife'nin Ankara'ya getirtilmesini ve kendisine biat edilmesini istediler. Bitlis Mebusu Yusuf Ziya Bey, Halife'nin aynı zamanda Meclis başkanı olması gerektiğini söyleyince Mustafa Kemal "Türkiye halkı kayıtsız şartsız hakimiyetine sahip olmuştur.
Hakimiyet, hiç bir renkte, hiç bir şekilde, hiç bir mana ve delalette iştirak kabul etmez" dedi. Tunalı Hilmi, Halife'ye tek tek bağlılık bildirilmesini isteyen Selahattin Bey'e "Saçak öpmek istiyor" diye sataştı.
Halife seçimi dolayısıyla Meclis'te bir dua okundu Meclis'in Halife'ye bağlılığını bildirmek üzere 15 kişilik bir heyet seçilmesi kararlaştırıldı. 
Mustafa Kemal, Abdülmecit'e Meclis'in kararını telgrafla bildirdi. 
 Mustafa Kemal, Refet Paşa'ya Halife Abdülmecit'le ilgili bazı talimatlar gönderdi. Abdülmecit'in yalnızca "Müslümanların halifesi" unvanını kullanacağını bildiren Mustafa Kemal, onun İslam alemine yayımlayacağı bildiriyi yayımlanmadan önce görmek istediklerini, bu bildiride Meclis kararından ötürü sevindiğinin açıkça belirtileceğini, Vahdettin'in yaptıkları bir bir sayılarak kınanacağını, Anayasanın ilk 10 maddesinin kapsamı açıklanarak bu yönetim biçiminin övüleceğini, "Millet Meclisi Hükümeti"nin  geçmişte gördüğü hizmetlerin övüleceğini, bildiride bunlardan başka siyasi bir görüşe yer verilmeyeceğini bildirdi.

 Telgrafı Refet Paşa Abdülmecit'e götürdü, İslam dünyasına yayımlanacak bildiriyi de ona okudu. Abdülmecit, şimdiye kadar kendisine iyi davranmamış Vahdettin hakkında bir şey yazmamanın daha asilce olduğunu, kendisinin de bir bildiri hazırladığını, her iki bildiriyi birleştirerek yarınn öğleden önce göndereceğini, bildirinin Arapça bir çevirisinin de İstanbul basınında yer almasının iyi olacağını söyledi.
Ankara hükümetinin İstanbul’daki temsilcisi Refet Paşa, 19 Kasım 1922 tarihli bir yazı ile, Abdülmecid Efendi’nin “Halîfe-i Müslimîn ve Hâdimü’l-Haremeyn” unvanını kullanmak, cuma günleri selâmlık resmine çıkmak ve Fâtih’in sarığı gibi sarık sarmak, İslâm âlemine neşri istenilen beyannamenin bir de Arapçasını neşretmek talebinde bulunduğunu, Sultan Vahdeddin’i takip hususunda mâzur görülmesini istediğini Ankara’ya bildirdi. Mustafa Kemal Paşa ise Abdülmecid Efendi’nin Fâtih’in sarığı yerine redingot giyebileceğini bildirdi. Mutabakattan sonra bildiri yayımlandı. Ancak Mustafa Kemal, Abdülmecit'in bildirisinde "Peygamber Halifesi" ve “Abdülmecid bin Abdülaziz Han” unvanlarını kullanmasından  hoşnut olmayacaktır.
24 Kasım 1922 günü Topkapı Sarayı’ndaki Hırka-i Şerif Dairesi’nde yeni halifeye biat edildi. Biat merasiminde, Ankara hükümetinin temsilcisi Refet Paşa ile Hoca Müfid Efendi’nin de dahil olduğu mebuslardan müteşekkil bir heyet de hazır bulundu. İlk defa Arapça yerine Türkçe dua edildi. Fâtih Camii’nde yeni halife adına Müfid Efendi tarafından ilk defa Türkçe hutbe okundu. “Küçük cihaddan büyüğüne döndük” meâlindeki hadîs-i şerifi konu alan hutbede, “büyük cihad” cehalete karşı savaş diye yorumlandı. 
Bu sırada 21-27 Aralık 1922 tarihinde toplanan Hint Hilâfet Konferansı Abdülmecid’in halifeliğini tasdik ve kabul etti. Yine Hint müslümanları 3 Ocak 1923’te Mustafa Kemal Paşa’ya “müncî-i hilâfet” (hilâfetin kurtarıcısı) unvanını verdi. 
 

Sakarya Yenihaber

Güncelleme Tarihi: 19 Kasım 2020, 08:04
banner3
YORUM EKLE