Tarımda üretmezsek tükeniriz!..

Tarım bir ülkelerin yegâne tükenmeyen gerçek gücü olarak görmek gerektiğine inanıyorum.  
Ülkemizin tarım üretimi yıllardır tartışmalı olan bir konu.
Tarım dünyası platformunun yapmış olduğu araştırmaya göre;

Tarım üreticilerinin yüzde 41 kendilerinden sonra kimsenin üretime devam etmeyeceğini ifade ediyor.
Araştırma kapsamında “sizden sonra işi kim devralacak” sorusuna verilen yanıtlar çok çarpıcı.
Araştırmaya katılan üreticilerin yüzde 41’i bu soruya “kimse devam etmez” yanıtını vermiş.
Çocuklarının devam edeceğini söyleyenlerin oranı yüzde 37 olurken yüzde 19’u “belli değil” yanıtı alınmış.
Yüzde 3’ü ise akrabalarının devam edeceğini yönünde görüş bildirmiş.
Yapılan araştırmaya göre, küçük üreticilerde kendilerinden sonra çiftçiliğe devam edilmeyeceğini belirtenlerin oranı daha fazla olarak ölçümlenmiş.’


Türkiye Ziraat Odaları ilgi alanına girdiği bu konuyla alakalı (mısır bahçelerinde, tarım arazilerinde) farkındalık içeren eylemlerle, bu duruma dikkat çeken basın açıklaması yaparak, çiftçinin, dolaysıyla ülkenin durumunu üretim yapılamayan tarlalardan hükümete duyurmak istiyor.
Ziraat odalarının bu eylemleri hükümet tarafından ne kadar duyulur bilemiyorum.
Ama sesiyle birlikte, izi de tarlalardan silinen nesillerin varlığı, tarımda gerçek tehlike olarak görmek gerekiyor.
Kendimi bildim bileli ata topraklarımda tarım, fındık üretimi yapmaktayım.
Bu yılda yaklaşık 45 gündür fındık bahçesinde yaşamaktayım.
Tabi bu yaşamanın şartları var.
Yıl boyu bakımını yaptığımız ve 8’nci ayın 20’sinden sonra artık ürünü toplamak ve bazı hazırlıkları yapabilmek için fındık bahçesinde gönüllü ikamet etmekteyim.
Tabi bu ikamet süresince bol bol düşünme vakti bulunmaktayım.
Örneğin geçmişte fındık bahçelerinde bir ailenin neredeyse tüm mutfak ihtiyacını karşılayan hayvanların yoğunluğunu biliyorum.
Aynı zamanda her bahar köylerde müthiş canlılık, insan yoğunluğu olurdu.
Fındık bahçelerinde haneler, geniş aileler, yani “dede ve torun dâhil aileler” birlikte yaşarlardı.
Ailemin ’de dâhil olduğu bu insanlar geçmişte tüm ihtiyaçlarını fazlasıyla topladıkları üründen elde edebiliyorlardı.
Bugün maalesef fındık bahçelerinde insanlar azaldı.
İnsanlarla birlikte sığır, tavuk gibi hayvanlarda azaldı.
Çocuklar, gençler bahçelerinde, ata topraklarında uzunca süredir durmuyorlar, durmak istemiyorlar.
Çünkü topladıkları ürün ihtiyaçlarını karşılamasını, asgari ihtiyaçları karşılamaya yetmemekte.
Bu durum tarım üretimini direk etkilemektedir.
Ailelerde gençler geleceklerini uzun bir süredir şehir merkezlerinde, neredeyse boğaz tokluğuna çalışarak aramaktalar.
Kent merkezlerinde yaşanan sıkıntılar ülkenin sosyal durumuna da negatif etki yapmaktadır.
Gün geçmiyor ki ekonomik sorunlar nedeniyle intihara varan olaylarla karşı karşıya kalmayalım.
Yeni bir gelecek için ata topraklarında yaptıkları üretimi terk ederek, şehirlere göçen çiftçi gençlerin, ailelerin temel ihtiyaçlara ulaşmakta yaşadıkları sorunlar katlanarak devem etmektedir.
Bu sorunları aşmak için yapılacaklar bellidir.
Gençler başta olmak üzere, tarım alanlarını, üretimi terk eden insanları yeniden üretim alanlarına, fındık, mısır, şeker pancarı bahçelerine gönüllü dönmelerini ülke olarak sağlamalıyız.
Üretim alanlarına dönmeyen, üretim alanlarını terk eden her fert, bankaların kredilerine, ilaç sanayinin geleceğine terk edilmiş olacağı kesin.
Neredeyse sıfır ithalat oranlarıyla üreten çiftçileri, tarım alanlarında tutamayan tarım politikası kabul edilir bir durum değildir.
Köylüyü köyünde tutamayan anlayışın ters yüz edilmeli..
Çünkü tarımda ülke olarak üretimden koparsak, üretmezsek, ülke olarak hızla tükeneceğiz!..

  

YORUM EKLE
YORUMLAR
Birol KISIR
Birol KISIR - 2 ay Önce

Kalemine sağlık
bunu desteklemek gerek
Tarim la uğraşanlara kokayliklar yapilmali
Tarimle ugrasmaya teşvik edilmeli
Zaten siz konuyu guzel anlatmissiniz

Cevri küçük
Cevri küçük - 2 ay Önce

Hangi alanda tükenmemişliğimiz devam ediyor merak ediyorum

banner7

banner6