TC ibarelerini koymasanız daha iyiydi

Belediyeler bir bir TC ibarelerini koymaya başlıyor.

Anlamını bilmedikten, hakkını vermedikten sonra o ibareleri koymanın bir manası falan yok kardeşim. “Var mı var” mantığı ile bir işe kalkışmak gerçekten can sıkıcı.

Pek çok tabelada TC ibaresi için yer ayrılmamış. Zaten tabelalar eskimiş. TC ibaresi orada doğuya tayini çıkmış da bir torpil bekleyen memur gibi duruyor. Devamlı gözü kapıda, tayin olacağı günü gözlüyor gibi…

Karasu Belediyesi tarafından konulan TC ibaresi diğerlerinden farklı renkte.

Pamukova Belediyesi’ne asılan da zorla sıkıştırılmış gibi…

Kardeşim TC yazmak bile abestir aslında. Türkiye Cumhuriyeti yazmak zül geliyorsa yazmayın kardeşim.

Bir şeyi “Var mı var” mantığı ile yapmak zorunda değilsiniz. Belediye Başkanısınız sonuçta. Yapmak istemediğiniz bir şeyi size kimse zorla yaptıramaz.

Yazmayın oraya TC’yi. Ya da hakkını verin.

Yokken sıkıntı yoktu. Bir belediyenin girişinde TC olsa ne olur olmasa ne olur! Sonuçta Türkiye Cumhuriyeti’ne bağlısınız. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’ndan aldığınız güçle yönetimde bulunuyorsunuz. Seçimlere Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre giriyor, yetkiyi Türkiye Cumhuriyeti’nin kurumlarından alıyorsunuz.

Göreve seçilmenizi sağlayan da görevde kaldığınız süre içinde sizi denetleyen de, size para gönderen de Türkiye Cumhuriyeti.

Hatta dikkat etseniz sizin maaş aldığınız paraların üstünde de TC ibaresi vardır.

Ve sizin astığınız tabelalardaki gibi ucube olarak da durmamaktadır.

Lütfen ama lütfen yaptığınız işlerde samimi olun.

Yapma yapmama noktasındaki eleştiriler ayrı. “Ama yaptık mı yaptık” mantığı ile kimseyi memnun etme şansınız yok.

Un yerine saman yollamak da mümkün

Bir yerde bir felaket duyuyoruz. İlk aklımıza gelen şey “Bir yardım kampanyası başlatalım” oluyor. Allah için Türkiye bu noktada çok etkin. Vatandaş cebindeki küçük meblağları veriyor ve çığ misali yardımlar olgunlaşıyor.

Yardım yapan iyi niyetli, toplayan da öyle.

Ama aslında kime yardım ediyoruz?

Mesela Iraklı ya da Suriyeli savaş mağdurlarına yardım edilecek. Tırlar dolusu ne göndermek geliyor aklımıza? Un!

Kardeşim! Un Sakarya’da da aynı fiyata satılıyor. Dahası bir tır dolusu unun nakliyesi çeyrek tırı geçiyor. Yani siz aslında tır firmasına çeyrek tır un yardımında bulunuyorsunuz. Üstelik de törenler falan…

Araç konvoyları. Yolda tırın başına bir şey gelirse zaten ettiğiniz yardım sizlere ömür…

Un alacağınız parayı belki il ekonomisine kazandırmış oluyorsunuz ama attığınız taş ürküttüğünüz kurbağaya değmiyor.

Neden yazdım bunu? Sakarya’da bir kadın Afrika’da su kuyusu açılması için para biriktirmiş yıllarca. 13 yıl…

Ajanslarda yayınlandı dün. Kadıncağız 13 yıl içinde ne dertler çileler çekmiş. Bahçesinde yetiştirdiği ürünleri satmış ve Afrika’daki insanlara yardım etmenin hayalini kurmuş. Ajansta ailenin tarlasında yetiştirdiği ürünleri satmış. Eşinden destek görmüş. Bu arada kendi lüksünden ödün vermiş. Fedakarlıkta bulunmuş yani.

Aynı parayı farklı dönemde bağışlasa muhtemelen bir kamyon un alıp töreni düzenlemiştik.

Yardım ederken de mantıklı olmak lazım. Yardımı yerine ulaştırırken de…

Un yardımı en kolayı diye, en ucuzu ve en gösterişlisi diye her yere un yollamanın manası yok.

Eğer un yollamanın tek gerekçesi ucuz olmasıysa bir dahakine saman yollayın…

Nedir ekonomi

İnsan ihtiyaçları sınırsızdır. Kaynaklar ise kıt. Sınırsız insan ihtiyaçlarının kıt kaynaklarla doyurulması bilimine ekonomi denir.

Hani ilmihalde yayınlanan bir şiirde dediği gibi: “Helal haram demez toplarsın malı/ Yüz bin olsa dersin milyon olmalı/ Gözün aç bu dünya fanidir fani/ Gideceksen de çok dursan ne fayda…”

Dünya tasarruf günüydü dün.

Tasarruf olunca konu duyurmak pek işine gelmiyor kimsenin. Oysa sevgililer günü falan olsaydı… Duymamanız için sağır olmanız gerekirdi. Yine de tasarrufun günü olmaz. Cimrilik ile tasarrufu ayırt edebiliyorsanız, cömertlik ile israfı da birbirine karıştırmıyorsanız hayat sizindir…

YORUM EKLE

banner7

banner6