Tek adayın avantajı dezavantajı

Kongre süreçleri gelince herkeste bir hareketlilik oluyor. Hali hazırda yönetimde bulunanlar kongrelerin tek adaylı olmasından bir avantaj elde eder. Çünkü genel olarak sistemin devamı esastır.

Kongre süreci ilk olarak Cumhuriyet Halk Partisi’nde başlayacak gibi. Delegelerini tespit eden CHP önümüzdeki günlerde kongrelere başlayacak.

Daha sonra iktidar partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi kongreye gidecek.

CHP şimdiye kadar hep çok adaylı kongreler gördü. En küçük teşkilatından genel merkez kongresine kadar tüm kongreler çok adaylı oldu.

Çok adaylı kongreler teşkilatların diri olmasını sağlıyor. Aday olanlar proje hazırlıyor. Vaatte bulunuyor. Teşkilat içinde bir hareketlenme oluyor. Ama elbette kırıcı söylemlerde de bulunuluyor. Adaylar ve listede yer alanlar zaman zaman birbirine eleştirinin ötesinde hakarete varan söylemlerde bulunabiliyor. O zaman da ayrışmalar yaşanıyor. Kongreler zaman zaman kongre olmaktan çıkıyor. En fazla sandalye fırlatanın kongre kazandığı bile oldu.

Tabi şimdi siyasi kültür biraz daha gelişti. Ama şimdi de kaybeden ekip genel olarak partiden bir süreliğine uzaklaşıyor. Hatta duruma göre başka partilere meylediyor. O zaman da aslında çok adaylı kongre demokrasiye hizmet etmekten çok parti içinde ayrışmaya neden oluyor.

İktidar partisi ise kurulduğundan bu yana tek adaylı kongreler yapma gayreti içinde. Genel merkez tarafından ciddi bir hazırlık yapılıyor. Görevlendirilen koordinatör il ve ilçeleri geziyor. Partinin ileri gelenleri ile görüşüyor. Bir kanaat oluşturuyor ve belli sayıda ilçe başkan adayını Ankara’ya çağırıyor. Sonra orada bir eleme yapılıyor ve aday adaylarının yüzüne karşı söylüyor.

Onlar da kendi görev yerlerine dönüyor ve ona göre yönetimler şekilleniyor. Bu konunun avantajı kongre sakin geçiyor. Ama dezavantajları da var. Çünkü aday olamayanlar küsüyor. “Seçime bile sokmadılar” diye içerliyor. Aday gösterilen kişi kendini delegeye hatta halka karşı sorumlu hissetmiyor. Kongrede coşku olmuyor. Çoğu delege seçime bile gelmek istemiyor.

Çünkü delegenin oyu kıymet bulmuyor.

Partinin tabanla bağları zayıflıyor.

Bana sorarsanız demokrasi geliştiğinde her yerde birden çok aday çıkmalı. Bir işi benden daha iyi yapan biri olacaksa çıkıp aday olabilmeli. Mahkeme kadıya mülk değil.

Saygı yitirilmeden girişilecek her türlü seçim demokrasinin gelişimine katkı sağlar. Parti içindeki rekabeti artırır. Partiye olan saygınlık da yükselir.

Onun için her yerde birden fazla aday olmalıdır.

Fırsat olacak mı?

Adalet ve Kalkınma Partisi’nden ayrılan isimlerin yeni partiler kurması gündemde. Ha kuruldu ha kurulacak diye zaman geçiriliyor. Aslında bu biraz da siyasi manevra.

Çünkü her kongre döneminde partide küskünler olur. Ayrılması gündemde olanlar olur. Yeni kurulacak partiye geçmekle tehdit eden bile olur.

Yeni parti ya da partilerin gözleri hiç şüphesiz iktidar partisinde.

Onun için kurulmalarını tüm siyasi partilerin kongrelerini tamamlamalarının ardından gerçekleştirmeleri normal karşılanmalı.

Bakalım bu tezimiz ne kadar doğrulanacak…

Erken seçim olmaz

Türkiye’de genel olarak erken seçimler ekonomik krizler sonrası yapılır. Demirel’in “Tencere tavanın yıkamayacağı hükümet yoktur” sözü Türkiye siyasi tarihinin özeti gibidir.

Türkiye bir süreden bu yana etkili bir ekonomik kriz altında. Seçim süreci de siyasi iktidarın değişmesine değil aksine güçlenmesine neden oldu.

Şimdilerde inceden bir “erken seçim” dillendirilmeye başlandı. Seçim olalı henüz bir yıl olmamışken bu konunun gündeme getirilmeye çalışılması aslında sağlıklı değil. İnsanlar kararlarını bir yılda ne kadar değiştirir bilmiyoruz. Ülke ekonomik krizdeyken ve asıl ana giderlerden biri seçimlerken krizleri seçimle aşmaya çalışmak hiçbir ekonomik teori ile açıklanamaz da…

İşin bir de şahsi boyutu var.

Pek çok milletvekili hayatlarında ilk defa vekil unvanı aldı. Emeklilik hakkını elde etmek için en az iki yıl vekillik yapmış olmak gerekiyor. Bu durumda milletvekili kendi eli ile emeklilik hakkından feragat etmiş olacak. Bunun için de seve seve oy kullanacak…

Bunu düşünmek çok sağlıklı olmaz.

Bu durumda benim görüşüme göre ülkesini düşünen de kendisini düşünen de seçimden yana oy kullanmaz.

Dolayısıyla 2021 yılından önce seçim kesinlikle olmaz.

Ötesi için bir şey diyemem…

YORUM EKLE

banner7

banner6