Teknoloji, İnsan ve Gelişmişlik (1)

Corona (Covid-19) belasıyla uğraşının bir parçası olarak evde kapalı kaldığımız bu karantina günlerinde; elimizden düşürmediğimiz telefon, bilgisayar ve benzerleriyle aramızdaki yabancılık ilişkisi inanın canımı acıtıyor.

İnsanoğlunun üretmediği bir teknolojiyi yüksek oranda kullanmayı öğrenmesi mümkün değildir. Bilimin ve teknolojinin bir parçası olmayan insan topluluklarının en büyük problemi, teknoloji seviyesine ulaşmadaki insanın tekâmül problemidir. Bu durum teknolojiye sahip olmayan ülkelerin gelişimini negatif etkilemektedir. Ülkedeki toplam kalite, insanoğlunun keyif ve özgürce yaşamasını sağlayan değerler topluluğu, her şeyin insan için olduğu, iklim ortamı oluşmayan ülkelerden bu ortamın sağlandığı ülkelere olan beyin göçünün olmasının doğal sonucu, bilim ve teknolojide fakir ülkeler grubunda olan şehrimiz Sakarya vede ülkemizin bu sonucu değiştirmesi gerekmektedir.

Ülkelerin büyümesi gelişmesi ve dünyada söz sahibi olabilmesi için, tarım, sanayi ve teknolojide üreten ülke olması ile mümkün olabilir. Ülkelerdeki bilim ve ARGE çalışmaları ve bu çalışmalara uygun ortam ve iklim her şeyin önündedir. Çünkü tüm bunlar insan marifetiyle gerçekleşmektedir.

Dünyanın en nazik varlığı insandır. Uygun olan ortam ve şartlarda her şeyi yapabilir, olmayan şartlarda ise ortama ayak uydurur. Bilimin, eğitim ve öğretim ile desteklenmediği ülkelerde, gelişmişliğin yakalanması mümkün değildir. Bilimle beslenmeyen ve sanayi toplumu olamamış ülkeler teknoloji devriminin de bir parçası olamazlar, olamamışlardır. Sakarya güçlü konservatif yapısıyla Türkiye’nin dikkate değer şehirlerinden biri olmayı başarmış ve üç bin yıllık geçmişiyle bulunduğu coğrafyanın önemli bir parçası olmuş ve çok önemli medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır. MÖ 297 – 64 yılları arasında var olan Bithynia Krallığının bir parçası olan Sakarya ili bölgesi, o dönemki adıyla Sangarius olan Sakarya nehrinden ismini almıştır. Osmanlı döneminde uzun yıllar Kocaeli Sancağına bağlı bir kaza durumunda olan il merkezi Adapazarı 22 Haziran 1954 yılında Kocaeli ilinden ayrılarak Sakarya adını almış ve geçmişten gelen güçlü kültür zenginliğini ve konumunu gönümüz Türkiye’sine taşımıştır.

Ancak son yıllarda eğitim ve öğretimdeki gerileme, sanayi ve teknoloji ve de gelişmişlik anlamında çevresindeki illere ve Türkiye’nin gelişimine göre geri kalmasına sebep olmuştur. 1980 sonrası yıllarda özel teşvik paketlerini kullanma gayretleri bölgenin belirli bir ilerlemesini sağlamasına rağmen yeterli olmamıştır. Ve eğitim ve öğretim hayatının gerilemesi ve yaşam kalitesindeki değerlerin yeterince gelişememesi şehrin cazibe merkezlerinden birisi olmasının önüne geçmiştir. Şehrin sosyal ve siyaset alanındaki rekabetçi olmayan yaşam şekli bunu önemli sebeplerinden birisidir.

Basit bir örnekle, 1970 yıllarda üniversiteye öğrenci yerleştirmede ilk sıralarda olan ilimiz sonraki yıllardan bugüne 54 inci sıralara düşmüştür. İlköğretimden orta öğretime geçişteki başarı sıralamasının, ortaöğretimden üniversiteye geçişte çok düştüğü görülmektedir. Eğitim ve öğretime bağlı sosyal hayatın gelişmemesi, şehrin altyapı ve turizm alanında gerekli iyileştirmeleri yeterince yapamaması, Karadeniz-Marmara coğrafyasında olan şehri bazı doğu illerinin de gerisine düşürmüştür. Neticesinde güçlü ve büyük firmalar ya merkezlerini ya da kendilerini büyük illere taşımışlardır. Gelişmiş dünyanın nimetlerinden faydalanmak isteyen kişiler şehirden ayrılmaya başlamışlardır. (devam edecek)

..................

YORUM EKLE