Teknoloji, İnsan ve Gelişmişlik (2)

Sakarya’nın Türkiye içindeki durumu, Türkiye’nin dünyadaki konumu ile benzerlik göstermektedir. Dünyanın 16-17 büyük ekonomisi olan ülkemiz, teknolojideki gelişmişliği ve yaşanılabilir hayat seviyesi bakımından alt sıralardadır.  Bu durumun çok fazla etkileyeni vardır. Geleceğimizin sahipleri gençlerimiz, bu durumdan etkilenmekte ve kendilerine yön çizmekte zorlanmaktadır. Bir bölümü şehirden göç ederken diğer bölümü işsizliğin pençesinde fındık tarlaları ile kahvehane duvarları arasında sıkışmışlığı yaşamaktadır.

Osmanlı İmparatorluğu sanayi devriminin bir parçası olamadığı için uzun bir duraklama devrinin sonunda parçalandı ve nihayet buldu. Osmanlı dan geriye bugünkü Türkiye Cumhuriyeti kaldı. Küllerinden yeniden doğan Türkiye Cumhuriyeti yüzyıllık ömrünü yaşarken sanayi toplumu olma yolunda çok uğraştı ve dünyadan kopmadı ama değişen dünyanın bir parçası olma yolunda epey geride kaldı. Dünya, daha doğrusu bugünün gelişmiş toplumları ki onlar sanayi geçişine liderlik etmişler ve yirminci yüzyıl ile birlikte sanayi toplumundan teknoloji toplumuna geçişi yaşarken, Türkiye maalesef bu treni de kaçırmıştır.

Türkiye sanayide olduğu gibi teknolojide de icat eden ve üreten noktasında olmayıp, üretilen teknolojiyi satın alan ve kullanmaya çalışan ülkeler grubunda olmaktan kurtulamamasının sebepleri, bu teknolojiyi üretecek veya icat edecek insanlardan yoksun olmamasından değil, buluş ve üretimin yapılabileceği ortam ve iklimi oluşturamamasından ve de yönetememesinden kaynaklanmaktadır. Ülkenin değerli insan kaynağı gelişmiş ülkelerin kontrolüne geçmiş veya başka bir deyişle kabiliyetli kişiler kendilerine sağlanan imkân ve uygun şartları tercih ederek ülke dışına çıkmışlardır.

Yüzyıllar boyu bilime ve bilim sahibi insanlara değer veren Osmanlı duraklama devrindeki problemlerin artması neticesi bilim ikinci plana düşmüştü. Cumhuriyet dönemi yeniden canlanan bilim ve bilim insanına verilen değer ve oluşturulan yaşam iklimi gelişmiş batı ülkelerinin gerisinde kalınca, Türkiye bilimle gelişen, üreten ve icat eden ülke konumlamasında yer alamamış ve sanayii ve ürünlerini ithal eden ülke şekline dönmüştür. Bilim ve sanayinin dışında kalan ülke bir sonrasında teknoloji devriminin de bir parçası olamamış ve satın alan kopyalayan ülke konumuna gelmiştir. Ufak tefek çabalar olsa da bunlar genele yayılamamış ve bunların önemli kısmı ya yabancılar tarafından satın alınmış ya da bu girişimcilerin önemli bölümü yurtdışına taşınmışlardır.

Son yıllarda yapılan çalışmalar, üretiminin bir parçası olamasak ta en azından teknolojiyi iyi kullanan ülkeler grubuna dahil olma yolunda özellikle bankaların ve bazı özel sektör kuruluşları yanında devlet kurumları tarafından başlatılan e-dönüşüm belirli bir başarıya ulaşmıştır.

Teknoloji devriminden uzak kalmanın ne anlama geldiğinin basit bir anlatımı, son otuz yılda hayata başlayan teknoloji şirketlerinin sadece bir tanesinin bile piyasa değerinin Türkiye’nin toplan gayrisafi milli hasılasından fazla olduğu gerçeği olmasıdır.  2019 sonu itibariyle 743.71 Milyar USD olan Türkiye Gayri safi toplam milli gelirimiz, ki bu gelirle Türkiye dünya sıralamasında 16-17 ci sıradadır. Dünyanın teknoloji devi sayılan Google (800 Mılyar USD) , Amazon (970 Milyar USD), Apple (1.113 Trilyon USD),  Microsoft (1.2 Trilyon USD). Bu durum değişimin geldiği noktada önemini net bir şekilde göstermede ve tedbir alınmadığı zaman makasın açılarak büyüyeceğini göstermektedir.

Şehrimizin ve ülkemizin bu durumu değiştirilmelidir. Çok çalışarak, inanarak bu yapılabilir. Herkesin bir önerisi bir cevabı vardır geri kalmışlığımız için. Dünyadaki en iyi örnekler, iyi yöneticiler eşliğinde herkesin kendi üzerine düşeni yapmasıyla çözümün bulunabileceği gerçeğidir.

Yeni bir gayret gerekmektedir Sakarya için, şehrin ileri gelenleri, lokal yöneticiler ve siyasete yön verenler uyanmalı ve toplam kalitenin iyileştirilmesi için yeni bir aksiyon planı geliştirerek uygulamaya geçmelidirler. Bu çalışmalar siyaset üstü olmalıdır. Sakarya’da bu potansiyel vardır. Yeter ki bu potansiyelin sahipleri ve sahipleneni olsun.

Belki de bu tespitlerimi kabul etmeyenler ve şehrimizin ve ülkemizin gelişmişliğinin yeterli olduğunu düşünenler vardır aramızda. En basit haliyle, yapmamız gereken etrafımızdaki diğer illere ve dünya şehirlerine ve ülkelerine bakmak ve rakamlarımızı karşılaştırarak eksiğimizi görmek gerekmektedir. İnanıyorum ki önemli bir çoğunluk benimle aynı fikirde. Hadi o zaman yeni bir sayfa açalım.

Haddim olmayarak bir öneri, bu çalışmalar, Valilik ile Sanayi ve Ticaret Odası Başkanlığında yerel yöneticiler ile dünyanın değişik bölgelerindeki bilim sanat ve ticaretle uğraşan insanlarında katılımıyla istişare konseyi kurarak neticeye ulaşan çalıştaylar yaparak ve de topluma ve siyaset önderlerine deklere edilerek  başlanmalıdır.

Bu karantinalı günlerde kalın sağlıcakla...

YORUM EKLE