Teleferikte işler nasıl ilerledi

Sapanca Kırkpınar’da teleferik yapılması gündeme geldi. Hiç şüphesiz ki teleferik yapılması bir yerleşim yerine değer katar. Kırkpınar halkı da zaten bu konuda bizim gibi düşünüyor. Burada halkın genelinin dile getirdiği konu teleferik yapılacak yerin uygun olmadığı. Yani “teleferik yapmayalım” demiyorlar, “teleferiği daha uygun bir yere yapalım” diyorlar.

Burada iyi niyetle yola çıkan insanlar kadar olayları provoke etmek isteyenler de olabilir. Bu normal. Yöneticinin görevi olası tehlikeyi öngörüp yaşanması muhtemel sıkıntıları önlemektir.

Halkla hizipleşmek yöneticilik değildir.

Her siyasetçi “Yarın seçim olacak olsaydı yine de bu adımı atar mıydım” diye düşünmelidir. Çünkü seçim zamanlarında “Biz halkın hizmetkarı olacağız” diyenler seçildikten sonra seçimlerin yenileneceğini pek akıllarına getirmezler.

Sapanca için de benzer bir durum yaşandı sanki. Vatandaşlar arasında sağ görüşlü olan da olabilir sol görüşlü olan da.

Sapanca Belediye Başkanı’na ve Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı’na oy veren de olabilir oy vermeyen de. Sapancalı olmayan da gelmiş olabilir. Teleferiğin yerine karşı çıkmak için. Hatta olay çıkarmak isteyen de olabilir orada.

Siyasetçinin görevi orada olay çıkmasını engelleyip genel kabul görecek bir çözüm bulmaktır. Herkesi memnun etmek mümkün değildir elbette. Ancak çoğunluğu ikna edecek bir çözüm ortaya koymak mümkün olmalıdır.

Sapanca’da şimdi gelinen noktada bir diyalog kurulma girişimi görülüyor.

Mutlaka bir orta yol bulunacak tabi de…

Bu kadar kalp kırmaya, bu kadar can sıkmaya gerek var mıydı?

İnsanlar gerildi. Kırkpınar’da nöbetler tutuldu. Terör odakları “İkinci bir Gezi çıkar mı” diye el bile ovuşturdu. Hayretle izledik.

Kırkpınarlı olmayan insanlar orayı kendilerine bir kale haline getirdi. Bir çatışma alanı gibi gördü.

Alt tarafı o bölgenin kalkınması için yapılacak bir yatırım için hem de…

Hepsi iyi niyetli olan, hepsi Kırkpınar’ı sevdiğini söyleyen insanlar çatışıyor…

Şimdi konuşmaya karar verilmiş.

İnsanların Belediye Meclisi’ni basıp Belediye Meclis Üyeleri’nin yüzüne su attığı bir ortamda konuşmak ne kadar mümkün olacaksa artık…

Diyalog kurmak için hiçbir zaman geç değildir ama…

Hani derler ya dal rüzgarı affeder ama kırılmıştır bir kere diye...

Birbirimizi üzmeden, birbirimizi dinleyerek, birbirimize hizmet etmemiz mümkün. Bir kere de bunu en başından deneyelim.

Hani her defasında “İstişare” diyoruz ya… “Ben” değil “Biz diyeceğiz” diyoruz ya. Bundan sonra onu uygulayalım. Bu defa sağduyu galip geldi. Ama bundan sonra ne olur bu gerginlikleri yaşamayalım.

Yaşadığımız yeri de birbirimizi de değerli görelim.

Asıl o zaman yüz yıl iktidar olmak mümkün. Birbirimizi kırarak, görmezden gelerek, ötekileştirerek bir yere varmamız mümkün değil.

Geç olmadan anlayalım…

OSB kurmak mesele değil

Bir yerde caminin farz olmasının kuralı bellidir. “Sabah ve yatsı namazında cemaate yer kalmazsa o yerleşim yerinde cami yapılması farzdır” der alimler.

Şehirde organize sanayi bölgesi için ise böyle bir kriter yoktur. Uygun bir yer bulunduğunda ya da bir yer OSB’ye uydurulduğunda oraya OSB kurmak farz oluyor.

Sakarya’daki pek çok organize sanayi bölgesi için yerinin uygun olmadığını söylemek mümkün. Pek çok OSB’de ise yatırımcı eksikliği var. Ya yatırımcı yer almış başlamamış ya da yatırımcı bile gelmemiş.

Tarım arazisi olabilecek alanlar veya şehrin içinde kalacak yerler OSB yapılmış. Bundan sonra da bu şekilde olmayacağının garantisi yok.

Geçtiğimiz haftalarda Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem Yüce bir açıklama yaptı. Dedi ki, “Şimdiye kadar kurulan OSB’ler dolmadan yeni OSB yapmayacağız.”

Önceki gün de SATSO Başkanı Akgün Altuğ bir açıklama yaptı ve dedi ki “Şehrin hem kuzeyinde hem de güneyinde OSB çalışmalarımız olacak…”

Aslında iki isim de Sakarya’yı düşünüyor. İkisi de benzer şeyi söylüyor.

Şehirdeki OSB’ler dolsun, bu arada yeni OSB gereksinimi olacaksa bunlar için doğru yer tespitleri yapılsın. Geçmişteki hatalar da tekrarlanmayacak şekilde yeni OSB’ler tabi ki açılsın.

Ama dediğimiz gibi önce bu şehirde OSB kurulması farz olsun.

OSB’lerde fabrikalar, çalışanlar yer alsın. Yeni OSB’ler lazım olsun.

Kafamıza göre OSB kurup şehrimizi OSB çöplüğü haline getirmeyelim.

Bu şehir bizim hunharca harcayacağımız mirasımız mı yoksa evlatlarımızdan aldığımız emanetimiz mi?

Bunu düşünürsek bile kolayca bir çıkış yolu bulmuş oluruz.

HECATİ: Öyle çok konuşuyor ki “Haklısın” desem duymuyor…

YORUM EKLE

banner7

banner6