Totem tağut ve tiranlara dokunulmaz

“Bunun gibi biz, her ülkede suçlu ve günahkârların elebaşlarına, orada entrika peşinde koşma imkânı vermişizdir. Ama onlar farkında olmadan yalnız kendilerini aldatırlar.” (En’âm/123)

​Malum, eski dönemlerde insanların taptıkları totemler ziyade idi. İnsanlar dini ihtiyaçlarını gidermek için totemlere taparlardı. Totemler ilah mesabesinde tutulurdu. Onlara taanda bulunanlar dışlanır ve cezalandırılırdı.

​Bu zihniyet savaşlara bile sebebiyet verdiği gibi, kan dökerdi. Kabileler arasında, aşiretler arasında bu mücadeleler bitmez tükenmezdi. Zira herkes kendi totemini diğerlerinin toteminden üstün görürdü.

​Aradan uzun zaman geçmesine rağmen, bugün de kavmiyetçilik baskısı altında, yeni totemlerin ortaya çıktığını görüyoruz. Kabile asabiyeti, bugün gözle görülen bir başka totemizme dönüşmüş durumdadır.

​Kavmiyetçilik bilahare ırkçılığa terfi etmiş, bunun sonucunda da kanlı mücadeleler verilmiş ve herkes kendi ırkının dokunulmaz olduğunu beyanla, her türlü saldırganlığı kendilerine hak görmüştür. Bu anlayış günümüzde de elan devam etmektedir.

​Oysaki Allah; “…Allah'ın nazarında en değerli, en üstün olanınız, takvada en ileri olandır…” (Hucurât/13) buyurarak, bu anlayışlara karşı, sarsılmaz çözümü getirmiş bulunmaktadır. İnsanlığın selameti için totemlerin, kavmiyetçiliğin her türlüsünü Allah yasaklamış, insanlığa kardeş olma müjdesini vermiştir.

​Bugün farklı bir totemizmle karşı karşıya gelmiş durumdayız. Bu da siyasi totemizmdir. Tarihte gördüğümüzün benzerini, bugün siyasi alanda görmekteyiz. Çünkü bugün siyasi liderler totem, tiran ve tağut haline getirilmiştir. Onların aleyhinde, haklı sebeplere dayanılsa dahi, söz etmek, nerdeyse imkânsız hale gelmiştir. Zira buna, o totemin tabanı tarafından tepki gösterildiği, hatta tehditlere başvurulduğu cümle âlemin malumudur.

​Bu konuda aklıselim rafa kaldırılmış, tam anlamıyla totemcilik ve bağnazlık ön plana alınmış, her türlü saldırganlık meşru addedilmiştir. Oysa peygamberler hariç her insanın artısı ve eksisi vardır. Bunları dillendirmek, insanların en doğal hakkıdır. Bunu dahi hazmedemeyen siyasi taassup sahibi insanlar hodfuruş olabilmektedir. İnsafsızlaşarak her türlü haksız taanda bulunabilmektedir. Bu taassup, millet fertlerini bölmekte, birliği zedelemektedir. Oysa siyasi totemler de insandır. İlahi bir güce de sahip değildir. Buna rağmen siyasi taassup insanların gözlerini kör etmekte, kulaklarını sağır yapmaktadır. Bunların gönülleri de mühürlendiği için, düşünmeden ortalığı karıştırmaktadırlar. İnanın ki bu hal, caniliye dönemine rahmet okutmaktadır. Hür düşüncenin önünü tıkamakta, insanları köle ruhlu yapmaktadır. Bu zihniyetli insanlar siyasi totemlerinin dokunulmaz olduğuna inanmakta, onun için de totemleri aleyhinde konuşanlara karşı tepkileri son derece sert olmaktadır.

​Oysa totemizmin 21. Asırda artık değeri kalmadığı halde, maalesef siyasi taassup onları elan yaşatmaktadır. Bunların muhtevası olmasa da, tecrübesi bulunmasa da, onlara olan inkıyat maalesef azalmamakta, hatta bir nevi ilahlaştırma gibi sakat bir anlayışa sebebiyet vermektedir.

​Bilgi çağına girdiğimiz bu zamanda, vahiy gelmesi mümkün olmayan bu insanlara merbudiyeti anlamakta zorlanıyoruz. Netice itibariyle başkanlar, derebeyleri, tiranlar, firavunlar, kabile reisleri hepsi insandır. Eksiklikleri de vardır. Onları kusursuz görmek, onlara körü körüne tabi olmak, totemizm değil de nedir? Bu hal tağutizme yol açar. Allah da; “Andolsun ki biz, her kavme Allah’a ibadet edin, tağuta kulluktan kaçının diye (tebligat yapması için) bir peygamber göndermişizdir.” (Nahl/36), keza; “O halde eğer inanmışsanız o şeytanın dostlarından korkmayın, benden korkun. ” (Âl-i İmrân/175) ve “Tağutu inkâr edip, Allah’a inanan kimse kopma bilmeyen sağlam bir kulpa sarılmıştır”(Bakara/256) buyurmaktadır.

​Totem, tağut ve sonra da zuhur eden firavun ve tiranlar, fikren ve zikren birbirine paraleldirler. Dolayısıyla insan olarak bunların yolundan gitmemek ve Allah’ın ipine sımsıkı sarılmak, her türlü meselenin çözümüdür.

​Netice olarak diyebiliriz ki, rezil kimseler tağut, totem, tiran, derebeyi olunca, faziletli kişiler çaptan düşer. Zira siyaset ehil olmayanların elinde felaket, ehil olanların elinde ise selamet sebebidir. Bu zikrettiğimiz hususlar bizim için geçerli ölçülerdir. Okuyucular için geçerli olup, olmadığını bilmemiz mümkün değildir. Çünkü siyasette, fikirde çürüme hızlanmakta ama insanlar maalesef hâlâ gaflet uykusundadır. Siyasi kibirden, hırstan, hasetten uzak durulmalıdır. Zira Hz. Peygamber; “Ümmetim fesada uğradığı zamanda sünnetime sarılana yüz şehit sevabı vardır” (Beyhaki, Ez-Zühd) buyurmaktadır.               

​​Rahman ve Rahim,

​Kadir ve Muktedir,

​Gaffar ve Settar olan Allah’a emanet olunuz. ​   

​Selam doğru yola uyanlara olsun. (Taha/47). Cağaloğlu – 29.06.2020

YORUM EKLE