Tür. Yap. Zek. Mak. Sık. Seb. Olu.

Başlık biraz uzun olunca kısaltma kullandım. Açık hali şöyle:
Türkiye’de yapay zekâlı makineler sıkıntıya sebep olur. Anlatayım.
Ülkemiz, hidrolik ve pnömatik sistemlerle çalışan makinelerin üretimi konusunda iyi durumdadır. Çalışma hayatının nerdeyse yirmi yılını üretim tesislerinde geçiren biri olarak mevcut teknolojileri iyi biliyorum. CNC gibi elektronik yönetim sistemleri içeren makine imalatında da fena sayılmayız. Fakat bu makineler, neticede kuruldukları yerde kendi kendilerine çalışan aygıtlardır.
Yapay zekâ öyle değil!
Dünyada gündem olan yapay zekâ teknolojisi, öncekilerden farklı olarak kendi kendine öğrenen, kendini geliştiren, ilişki geliştiren ve çevreden bilgi toplayan ve diğer makinelerle iletişim kurabilen bir ağı ifade etmektedir.
Düşünsenize; evdeki buzdolabı ile kombi makinesi haberleşiyor. Fırın ile elektrik süpürgesi koordineli çalışıyor. Birbirlerine “iş emri” gönderiyor. Evdeki ortama ve ihtiyaçlara göre açılıyor veya kapanıyorlar.
Fakat bu sistematik ağ bizim ülkemizde doğru düzgün çalışabilir mi? Evdeki makineler ve cihazlar, çevreden bilgi toplamaya ve buna göre hareket etmeye başlarlarsa… Vay anam!
Mesela; işleri kolay yoldan halletmeye çalışan cihazlar ortaya çıkacaktır. Eve Avrupa menşeili bir ithal aspiratör alırsanız, iki aya kalmaz kafasına göre takılmaya başlayacak “ben işimi kusursuz yapıyorum ama siz beni blender kadar sevmiyorsunuz” diyerek trip atmaya başlayacaktır.
Herhangi bir Türk evinde makineler ilk fırsatta örgütlenecektir. Kimisi yeşil kimisi kırmızı taraftan olur ve birbirleri ile mücadele etmeye başlarlar. Ev halkından kendilerine göre destekçiler tayin ederler. Gelin ile kayınvalide arasında taraf tutmaya başlarlar. Örneğin; gelini tutan fırın kayınvalidenin böreklerini bilerek yakarak evde huzursuzluk çıkarır.
Sonra lider sorunu çıkar.
Makinelerin kafalarına göre takılamayacağı, bunun ev içinde kaosa sebep olduğu gibi anlamlı nedenlerle başlarına bir başkan seçmeye kalkarlar. Tartışmalar daha da büyür. Başkan adayı olan bulaşık makinesi ile televizyon, aralarında rekabet etmeye başlarlar.
Mutfak grubu makinelerden birinin normalde bulaşık makinesine destek olması beklenirken, bir bakarsınız evin geleceği gibi bahaneler ile çok ses çıkarabilen televizyondan yana tavır almış. Kendini adalet timsali kabul eden elektrik panosu, iktidara gelecek olan makineyi desteklemek için rakip makinelere fazla akım göndererek onların motorlarına, beyinlerine zarar vermeye çalışmış.
Ne kadar saçma oldu değil mi?
Yapay zekâ teknolojisi gerçekte bilgi ve bilgi işleme ile ilgili olacakken tamamen “duygusal” tabanlı davranışları anlatır oldum. Makinelerin duygusal davranışlar sergilemeyeceğini elbette ben de biliyorum. O nedenle onların ahlaklı veya ahlaksız davranmasını da beklemiyorum.
Neticede “akıl” başka “duygu” başkadır, öyle değil mi?
Aklı olanların duygularına kapılmadan hareket etmeleri beklenir, öyle değil mi?
Gerçekten öyle, değil mi?

YORUM EKLE

banner22

banner21