Türk fındığının rotasını çizen kim?


Her türlü üretim bir ülke için yaşamsal önemdedir.
Geleneksel üretim olarak adlandırılan, tarım ürünleri bir ülkenin temel dayanağı, yani yaşamsalı.
Çünkü insanlar, bir ülkenin yurttaşları sanayi ürünü dediğimiz materyallereler gerektiğinde hayatlarından çıkartma konusunda irade gösterebilirler. Otomobilsiz ya da beyaz eşya gibi araç gereçleri hayatlarından çıkartabilirler.
Ancak gıda konusu bambaşka bir konu.
Hiçbir ülke yoktur ki gıdayı ve tarım üretimini 2’nci, hatta 3’ncü plana atsın.
Maalesef ülkemiz tarım politikaları, çiftçiyi ve üretimi yok sayan anlayışla belirlenmektedir.
En azından ülke olarak fındık hariç, tarımda nerdeyse her üründe dışa bağımlı halimiz, bu hakikati acı olsa da bizlere göstermektedir.
Fındık üretimi konusunda Türkiye’mizde birden çok özel ve resmi kurum ve kuruluş söz sahibi olduğu biliniyor.
Türk fındığının dünya piyasasında içerdiği aroma, dayanıklılığı, üretimin %70’lere varan rekoltesi nedeniyle haklı bir ünü olduğu bir gerçek.
Dünya piyasalarında bu bilinirliği ve ürün hakimiyetini ülke olarak maalesef yeterince değerlendiremiyoruz.
Bu durumun birden çok nedeni olduğu hakkında genel bir kanı ülkede hâkim.
Üreticinin koruyucu kalkanı diyebileceğimiz Fiskobirlik’in durumu ortada.
Fiskobirlik kooperatifi kuruluş gayesine aykırı bir biçimde, özellikle 2003 yılı sonrası izlenen hükümet politikaları nedeniyle herhangi bir tüccardan farklı bir konumu olmadığı gözlemleniyor.
Yakın gelecekte de bu kuruluşun pozisyonu üretici lehine olmayacağı anlaşılıyor.
Türk fındığını sahipsiz bulan uluslararası firmalar ve iyiniyetli olmayan şirketler üreticinin ürününü, sezon yaklaşırken yaptığı fazla rekolte, (toplam ürün) diğer ülkedeler de ürün çokluğu gibi, (hileli yönlendirme) manipülasyonlarla gerçek değerinden almamaktadır.
Ayrıca diğer yazılarımızda belirttiğimiz gibi, birden çok ülkede faaliyet gösteren uluslararası statüsü olan şirketlerinde, Türk Ticaret kanununa aykırı olarak, Türk fındığı alımlarında dilediği fiyatlandırmalarla iç piyasada hâkim konuma yükseldiği ya da yükseltildiği(!) biliniyor.
Bu tekel konumu nedeniyle ülke fındık piyasasını alt şirketleri aracılığıyla, üreticinin hakkı olan kaynakları, daha çok kar gayesiyle kendi lehlerine yönlendirebiliyorlar.
Türkiye Cumhuriyeti hükümeti maalesef, bu hileli duruma göz yumarak, ülke üreticisinin sömürülmesini ve ülkeye fındık ihracatından dolayı daha az kaynak girmesini ufuktan izlemektedir.

                                           
*            *         *

Ali Ekber Yıldırım Fındıkta yaşanan kepazeliğe dikkat çekmiş!..


Türk tarımının gözü kulağı olan, tarım dünyasının saygın ismi Sn. Ali Ekber Yıldırım 16 Temmuz 2019 Salı günkü “Türk Fındığından Kimler Para Kazanıyor” başlıklı yazısının bir bölümünde;

Son 5 sezona bakıldığında Türkiye’nin fındık ihracatı miktar olarak artsa da değer olarak azalıyor.
2014-2015 sezonunda 217 bin 427 ton iç fındık ihraç edilerek 2 milyar 799 bin dolar gelir sağlandı.
Bir sonraki sezon 249 bin 681 ton iç fındık ihraç edildi.  İhraç edilen fındık miktarı 32 bin ton artmasına rağmen döviz geliri 500 milyon dolar azalarak 2 milyar 280 bin dolara düştü.
2016-2017 sezonunda 235 bin 769 ton ihracata karşılık 1 milyar 8882 milyon dolar döviz geliri elde edildi.
2017-2018 sezonunda ise 279 bin 250 ton iç fındık ihraç edildi.
Buna karşılık gelir 1 milyar 635 milyon liraya düştü.
2014-2015’e göre 62 bin ton daha fazla iç fındık ihraç edilmesine rağmen 1 milyar dolarlık kayıp var.
Bu para kimin cebine girdi?
Özetle, Türkiye fındıkta birinci olmakla övünse de, her yıl daha çok fındık ihraç ederek daha az dövize razı oluyor.
Birileri Türk fındığından ciddi para kazanıyor.
Bu gerçeği görmenin zamanı gelmedi mi?” diyerek, Sn. Ali Ekber Yıldırım aynayı ülke yöneticilerine tutmuş.
                                                
                                            
*         *      *

Denizcilerin teknik terimlerinden neredeyse hiç anlamam…
Ancak Türk fındığının rotasını ne, pansuman görevi için arada devreye sokulan TMO, fındık üreticisini uluslararası tekellere karşı fındık üreticisini korumak gayesiyle kurulmuş Fiskobirlik, nede ülke tarımını, korumak ve geliştirmekle mükellef olan hükümet belirliyor.
Türk fındığının rotasını, daha çok kar hırsıyla, hükümetin gözü önünde, ülke kanunlarını ters-yüz etme gücünü kendinde bulan, Türk fındık pazarına hâkim olan İtalyan Alplerinden, Karadeniz fındık üreticisini izleyen fındık baronları belirliyor.
Bu duruma seyirci kalan kurum, kuruluş ve anlı şanlı devlet yöneticilerimiz ise fındık üreticilerini attıkları nutuklarla ha la avutma başarısını gösterebiliyorlar(!)



 

YORUM EKLE

banner7

banner6