Türkiye ile muhabbet

                Bugün, hayali olsa da, en güzel, daha doğrusu en sevdiğim kıyafetlerimi giyip, Sultanahmet Meydanı’na doğru yola çıktım… Mevsim, son deminde olan, güzel bir yaz mevsimi, vakit ise; güzel, hoş ve mübarek imsak vakti arefesi. Ancak ülke, uykunun en tatlı yerinde. Ben de, yürüyorum ıssız ve sessiz sokaklarda. Dilimde, ‘’çırpınırdı Karadeniz, bakıp Türk’ün bayrağına…’’ türküsü ile, yürüyorum ay ışığı altında. Yürüyorum içimdeki çılgın bir mutluluk, tatlı bir huzurla. Ve yürüyorum; bir ömür hayalini kurduğum, adımlarıma baka baka…

Meydana vardığım zaman, Sultanahmet Camii’nden de, Ayasofya Camii’nden de, sabah ezanı okunuyor. Ben de ilk önce, Ayasofya şadırvanına girip, abdest alıyor ve 86 yıl sonra, asıl ruhuna dönen, Ayasofya Camii’nde, sabah namazımı eda ediyorum. Namaz çıkışı, meydanın tam ortasına sofra kurup, ülkem Türkiye’mi karşıma alarak, başlıyorum koyu bir muhabbete…

İlk olarak, sofranın üstünde duran, sıcak ve çıtır çıtır simitten bir lokma ısırıp, çayımdan da bir yudum alıyorum. Canım ülkeme ‘’merhaba’’ diyerek, giriyorum sohbete. Merhaba Türkiye’m… Merhaba mazlumun umudu Türkiye’m… Merhaba zalimin korkusu Türkiye’m… Merhaba Peygamber Efendimizin, duasına giren, o kutlu komutan Fatih Mehmet Han’ın, fethettiği İstanbul’a sahip Türkiye’m… Merhaba asırlar boyunca, her gün, her an hedef tahtasında olan Türkiye’m… Ve merhaba canım, cananım aziz Türkiye’m…

                Tarihin her anında olduğu gibi, son günlerde de, dünyanın gözü senin üzerinde ve tüm dünya, sürekli seni konuşuyor yine. Lakin hiç kimse, ‘’nasılsın’’ diye sormuyor sana.  İşte şu an, o soruyu, ben sana soruyorum; “canım, cananım Türkiye’m, söyle nasılsın bu ara?’’

                Benim bu sorumdan sonra, derin bir nefes çeker iken, başlıyor şu an nasıl olduğunu ve neler hissettiklerini, tek tek anlatmaya… ‘’şaşkınım… hem de çok ama çok şaşkınım.’’ dedi, sözlerine başlar iken Türkiye. ‘’arkama dönüp baktığım vakit, kendimi tanıyamıyorum. Kırk yıl, otuz yıl önce, özüm ile birlikte, sözümü de, esaret altında alınmıştı sanki. O gün de, söyleyeceğim çok sözüm vardı, ama hiç bir şekilde dile getiremiyordum. O gün de, tüm dünyaya meydan okuyacak kadar gücüm vardı, ama narkozluydum adeta, hiç bir gücümü, istediğim şekilde kullanamıyordum. O gün de, zalimin zulmünü görüyor, o gün de, mazlumun duyuyordum, ama o gün, kendime bile zor yetiyordum. Lakin geleceğe dair, her zaman bir güçlü umut vardı içimde.’’

                Türkiye sözlerine devam edecek iken, araya girip; “kendini, şiir gibi anlatıyorsun. Ne yalan, bir kez daha aşık oldum sana. Ancak sözlerindeki, ‘geçmiş zaman’ ifadeleri, dikkatimi çekti. Şimdi öyle değil misin? Değilsen, neden değilsin?’’ diye sordum, üçüncü çayımdan ilk yudumu alırken…

                ‘’Değilim!’’ dedi, biraz mutluluk, biraz huzur ve biraz gurur içindeki Türkiye… ‘’Değilim çünkü; bir asır boyunca süren narkozun etkisi, yavaş yavaş geçiyor. Değilim çünkü; uzun yıllardır uyuyan milletim, kutlu bir uyanış yaşıyor. Değilim çünkü; elimden alınan özgüvenim, yeniden yükleniyor. Gölgesinde oturduğun Ayasofya Camii, 86 yıl sonra yeniden açıldı mesela. Karadenizimde, doğalgaz bulunuyor. Akdeniz’de, ben olmadan bir düzen kurulamıyor. Libya’da, Suriye’de kurulamıyor.’’ diyor ve Türkiye sözlerine; “benim bayrağımın gölgesi, bir gün mutlaka, tüm dünyaya yayılacak…’’ şeklinde son veriyor…

                Ben de, Ayasofya Camii gölgesinde, son çayımı yudumluyor iken, bu Türkiye’ye ait olduğum için, şükrüme, bin şükür daha katıyorum.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Zafer yıldırım
Zafer yıldırım - 2 ay Önce

Tüm güzellikleri yazmışsın yazında , ben ancak hayalini kuruyorum o güzelliklerin, belki sende hayalini anlattın. Ama gerçekten güzel bir hayal.
Hepsi doğru, hepsi gerçek söylediklerinin. Düşünüyorum da, ülke insanımın kaç kişisi layık
bu güzelliklere. Selam olsun gerçek düşünce sahiplerine. Teşekkürler yazın için.

Zafer yıldırım
Zafer yıldırım - 2 ay Önce

Tüm güzellikleri yazmışsın yazında , ben ancak hayalini kuruyorum o güzelliklerin, belki sende hayalini anlattın. Ama gerçekten güzel bir hayal.
Hepsi doğru, hepsi gerçek söylediklerinin. Düşünüyorum da, ülke insanımın kaç kişisi layık
bu güzelliklere. Selam olsun gerçek düşünce sahiplerine. Teşekkürler yazın için.

OSMAN IŞIK
OSMAN IŞIK - 2 ay Önce

Eline diline sağlık kardeşim

inanç memiş
inanç memiş - 2 ay Önce

Çok güzel bir yazı...

Mert
Mert - 2 ay Önce

Çok güzel bir yazı, emeğinize saglik..

Sait Koyuncu
Sait Koyuncu - 2 ay Önce

Eline yüreğine sağlık.

Mehmet b
Mehmet b - 2 ay Önce

Emeğine sağlık kardeşim

VatanSever
VatanSever - 2 ay Önce