Türkiye olmak


Türkiye olmak ta zor, Türkiye’ye ait olmak ta… bin yıldır dünyanın gündeminde olup, bin yıl boyunca da, gündem dışına itilmek istenilen ülkedir Türkiye. Mecnun’un Leyla’ya aşık olduğu gibi, tüm dünyanın aşık olduğu, aynı zamanda da, yine tüm dünyanın iğrendiği ülkedir Türkiye. Tüm dünyanın gıpta ederek baktığı, aynı zamanda da, tüm dünyanın, biran önce cenaze namazını kılmak istediği ülkedir Türkiye.
Türkiye’ye ait olmak, şeref mi, evet şeref. Onur mu, evet onur. Şans mı, hem de çok büyük şans. Ancak Türkiye ve Türkiye’ye ait olmak, aynı zamanda çile işidir. Zira coğrafya yapısı açısından eşsiz, konum açısından muazzam, iklim açısından, ilkbahar, yaz, sonbahar, kışı eze eze yaşayan nadir bir ülkeyiz biz.  Değişmiş olsak, ahir zamanın hızına kapılıp, bazı hassas duyguları rafa kaldırmış olsak ta, komşusu açken tok yatmayan, yatsa da, rahat olamayan, kederli bir milletiz biz.
Yapacak pek bir şey yok. Zira keder, bu ülkenin kaderidir. Eğer bu ülkeye aitsek, eğer yüreğimizde, gerçekten bu ülkeye dair bir aşk varsa ve eğer, bu ülkeden gidecek başka bir yerimiz, böyle bir arzumuz da yoksa, evet keder, bizim kederimizdir. Hele hele, son zamanlarda Türkiye olarak sesin çıkıyorsa, dünya sahnesinde, ‘’ben de varım’’ diyorsan, yüz yıl sonra yeniden dirilip, ana kodlara dönüyorsan, sen, Türkiye olarak çilelisin ve bir süre daha çileli olmaya, ne yazık ki mahkumsun.
Türkiye bu işte. Tam bir çile işi. Kapıyı çalan bir çileyi tanımadan, kapıyı yenisi, yenisi, yenisi çalıyor. Ve şimdi, şimdi Türkiye, Türkiye milleti olarak, dünyanın göz bebeği olan, İstanbul ile imtihan oluyoruz. İstanbul seçimlerine dair tavrım, açık ve nettir. Ben; “İstanbul’u, ille de Binali Yıldırım kazansın” demiyorum. İstanbul, yüzü melek, özü şeytan, dilinde Allah ismi, yüreğinde Allah nefreti olan, insanlara teslim edilmesin yeter bana.
23 haziran günü, sandık başına, sadece İstanbullular gidecek olsa da, tüm ülkenin kalbi, o gün İstanbul’da atacak. Her seçimde olduğu gibi, bu seçimde de, kimimiz İmamoğlu, kimimiz Yıldırım diyerek bölüneceğiz. Seçim havasına, toplumda olan algıya, İstanbul adayların performansına, söylemlere baktığım vakit, farklı bir fotoğraf görüyorum. 
Mesela, 31 martta ortada geçen yarış, bence 23 haziranda da, yine ortada geçecek. Çünkü iktidar nefretiyle, gözü kör olan herkes, CHP İstanbul adayı Ekrem İmamoğlu’nu çok sevdi. İstanbul’u kimin kazanacağını, 23 haziran günü göreceğiz. Ancak şuan, bir kaç tane ‘’eğer’’ var cebimizde. Bir; seçimi eğer Binali Yıldırım kazanırsa, itirazlar olur, bir kaç tencere tava çalınır ve en geç sonbahar, Ekrem İmamoğlu CHP lideri olarak karşımıza çıkar. İki; seçimi eğer Ekrem İmamoğlu kazanırsa, muhalefet güçlenir, erken Cumhurbaşkanlığı seçimi ister ve Türkiye, yeniden kaos ortamına girer.
Dedim ya; Türkiye olmak ta zor, Türkiye’ye ait olmak ta… Kader, bu ülkenin kaderi ise, imtihan baş tacı edilip, yürekler ve dualar bir araya gele  

YORUM EKLE

banner7

banner6