TÜVASAŞ’ın hakkı yeniyor mu?

Türkiye’de pek çok şey hızla değişiyor. Gazetelere “Türkiye’nin ilk yerli ve milli elektrikli treni 29 Mayıs’ta raylara indirilecek. Törene Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın video konferans yöntemiyle de olsa katılması bekleniyor” yazdık. Daha mürekkebi kurumadan “Basında çıkan haberler gerçeği yansıtmıyor” diye açıklama geldi. Dahası törenin iptal edildiği de ifade edildi. Erteleme falan da değil…

Oysa gazeteciler haber takipçiliği yapmıştı. 29 Şubat’ta Sakarya’ya gelen Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank TÜVASAŞ’ta incelemelerde bulunmuş ve ilk elektrikli tren için 29 Mayıs tarihini işaret etmişti.

Hatta Bakan Varank bu şekilde açıklama yapınca fabrikadaki tüm sistem buna göre programlanmış ve çalışmalar da bitirilme aşamasına gelmişti.

Ancak Bakan Varank’ın açıklama yapmasının ardından Türkiye’de çok değişiklikler oldu. Ocak ayından bu yana konuşulan TÜVASAŞ, TÜDEMSAŞ ve TÜLOMSAŞ arasındaki birleşme ete kemiğe büründü. Bu üç şirketin TÜRASAŞ adında yeni bir şirket bünyesinde birleşeceği resmen ilan edildi.

Birleşmeye birkaç gün kala yani 29 Mayıs’ta milli elektrikli trenin raylara indirilmesi yeni kurulacak olan TÜRASAŞ adı ile değil de eskiden beri Sakarya’da hizmet veren TÜVASAŞ adı ile yapılacaktı.

Tarihinde pek çok başarılı işe imza atmış Sakarya Merkezli TÜVASAŞ milli elektrikli tren işi kendisinin son işi değil yeni kurulan Ankara merkezli TÜRASAŞ’ın ilk işi olacak.

 “Ölü rahmet görsün de duayı kim ederse etsin” diye düşünmek de mümkün. Ama adettendir okumayı yapan hocaya teşekkür edilir.

Anlarsınız ya…

Denk gelen güne bak

Küçük çocuklar haftanın bir günü sokağa çıkabiliyor. O da Çarşamba günleri. Geçtiğimiz hafta Çarşamba günü sağlıkçılar çocukları aşıya çağırmıştı. Bu şekilde çocukların günü ziyan olmuştu.

Bu Çarşamba da (dün yani) hava yağmurlu geçti. Bu şekilde çocuklar bir kez daha talihsizlik yaşadılar.

Eski bir arabesk parçada olduğu gibi “Ben acılar çocuğuyum” deseler yeridir.

Gecikmiş bir teşekkür

Pandemi sürecinde pek çok kurum elinden gelen gayreti ortaya koydu. Herkes kendi sektörü ile ilgili çalışmalar yaptı.

Basın sektörü ile ilgili de Basın İlan Kurumu gerekli tedbirleri aldı. Gazetelerin sağlıklı bir şekilde çalışabilmesi için denetim kriterlerini minimuma çekti. Sokağa çıkma yasağının olduğu günlerde gazetelerin yayınlanma zorunluluğunu ortadan kaldırdı. Türkiye genelinde bile ulusal gazeteler çok uzun bir süreden bu yana ilk kez yayın yapmadı.

Gazetelere maddi destek sağlanması konusunda Basın İlan Kurumu öncü oldu. Adımları erken attı ve gerçekten basının ayakta kalması için çaba harcadı.

Bu noktada Basın İlan Kurumu Müdür ve yetkililerine okurlarımız adına teşekkür ederiz.

Ev alalım da hani para

Koronavirüs çıkmadan önce zaten ekonomik durgunluk başlamıştı. Pandemi çıktı işler bıçak gibi kesildi. Piyasalarda deyim yerindeyse yaprak kımıldamıyor.

Dün de ev satışları ile ilgili istatistikler açıklandı. Ev satışları yüzde 70’e yakın oranda gerilemiş.

Müteahhitlerin çekleri ve ödemeleri var. Bu durumda fiyatlar geriledi. Arkadaşlar haber merkezinde “Ev almanın tam zamanı” yazalım mı dediler. “Dilediğinizi yazın da” dedim “Hangi parayla” derlerse cevabınız da hazır olsun…

HECATİ: "Anlıyorum" demek "Hak veriyorum" demek değildir. Hatta çoğu zaman, "Ciğerinizi biliyorum" demektir...

YORUM EKLE