Üç polis fotoğrafı

Sakarya son bir ay içinde üç kez polis teşkilatı ile ülke gündemine geldi. Bir tanesinde polis memurları yolda kalmış bir aracı itiyordu.

Twitter’da Türkiye gündemine gelmedi. Birkaç kişi beğendi ya da yorumladı o kadar.

Bir diğeri dün yaşandı. Sınava geç kalan üniversite öğrencilerini motoruna alan polisler kendi sağlıklarını hiçe sayarak, hiç tanımadıkları öğrencileri sınava yetiştirdi. Hatta bazı polisler motosikletleri ile ring attı.

Bu iki durum da polis memurlarının maaşlarına artı bir şey katmıyor. Onlar zaten bu işler bilinsin diye de yapmıyor.

Hiçbir polisin görev tanımında araba itmek ya da öğrenci taşımak yazmıyor. Ama insanlık gereği yapmaları gerekeni yapıyor.

İnsanları yolda kalmaktan kurtarıyor iki olayda da… Birine evine giderken diğerine geleceğine yol alırken yardımcı oluyor. Devletin şefkatini gösteriyor bir noktada.

Ve son olayda polis memuru maske takmayan vatandaşı ikaz ediyor. Aslında ceza yazma hakkı var. Ama ikaz ediyor. Aldığı cevap, “Artistlik yapmayın” şeklinde oluyor.

Küçükken bir yandan çocuklarını “polis geliyor” ya da “seni polise veririm” diye korkutan ailelerin yine aynı çocuklara “Kaybolursan polise adres sor” demesi gibi bir durum.

Selam olsun görevinin ötesinde insan olmayı başaran, insana hizmet ettiğini bilen polislere.

Her an sınavdasınız

Gençlerin üniversite sınavından çıktığı şu dönemde aklımıza başka sınavlar da geliyor. Allah kişileri her zaman sınar. Kimi zaman varlıkla kimi zaman yoklukla. İkisi de sınavdır. Üstelik Allah tarafından yapılan sınavın süresi de tarafımızdan bilinmemektedir. “Verin kağıtları, sınav bitti” dendiğinde teslim olmak zorundasınız.

Allah insanları sadece kaybettirdiği zaman değil kazandırdığı zaman da sınar. Mesela bir makama seçildiğinizde o makam da sizin sınavınızdır. Neticede sadece kaderin size çizdiği yolda adım atarsınız o kadar. “Arap’ın Arap olmayana, Arap olmayanın Arap olana üstünlüğü yoktur. Üstünlük takvadadır” hadisini “Müdürün hademeye, hademenin müdüre üstünlüğü yoktur” şeklinde de okuyabilmelisiniz.

Kurtlar Vadisi dizisinde Yalçın Yıldız ile Yalçın Bulut karakterleri vardı. Bir sahnede Bulut, Yıldıza, “Yıldız! Ben çok yıldızlar gördüm, kayan” demişti. Bulut kadar olmasa da biz de çok yıldızlar gördük, kayan. Çok oldu, gözümüzün önünde makam mevkiye, zenginliğe kavuşanlar… Makam ve mülklerinin kıymetini bilmeyip bir anda yok olanlar.

Her beş yılda bir yapılan seçimlerden ibret almak lazım en azından.

Asgari ücrete şükreden insanlara, “Biz size hizmetkarlık etmek istiyoruz. Ne olur hizmetçi olarak bizi seçin” diye kendinizi anlatırken (hatta yalvarırken) seçim sonrasında asgari ücretin 5-6 katı maaş alıp “Koskoca ben” havalarına girenleri görüyoruz şu sıra.

Özellikle seçilmiş arkadaşlar için söylüyorum, bu dönemde bir yıldan fazla sürecek bir hastalığa yakalanıyorsunuz. Bu hastalık siyasi olarak ölme neden oluyor.

Altınızdan makamınız alındığında hiç oluyorsunuz.

Naçizane önerim, şu sözü aklınızdan çıkarmayın: Oyun bitince şahla piyon aynı kutuya konuluyor.

Bu kadar eşeği nereden buluyorsunuz?

İlimizde yakın zamanda tek tırnaklı hayvan kesenlerle ilgili operasyonlar yapıldı. Halk sağlığını hiçe sayan pek çok işletme ceza aldı. Ama sanırım bu işletmeler 10-15 yıllık at-eşek stoku yapmış. Benim Sakarya’da eşek görmediğim yıllar olmuştur. At da pek sık karşılaştığımız bir hayvan değil.

“Adamlar bu kadar eşeği, atı nereden buluyor” diye merak etmiyor değilim.

Sağlık yetkililerinin durumu daha zor. Onlar o at ve eşekleri bulanları bulup ceza vermeye çalışıyorlar. Allah yardımcıları olsun.

HECATİ: Bayana yaş, baya maaş, öğrenciye sınavın nasıl geçtiği sorulmaz…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Dadaş
Dadaş - 4 gün Önce

Bir Erzurum atasözü der ki: Ana hem vurisan hem de ağlama diyirsen... Polis teşkilatına teşekkür ederiz.