Uhud Savaşından dersler

Uhud Savaşı 25 Mart 625 tarihinde Müslümanlarla, Bedir’in intikamını almak isteyen Mekkeli müşrikler arasında yapılan ikinci büyük savaştır.

Peygamber efendimiz gördüğü bir rüya üzerine Medine’de kalınmasını, kadınların ve çocukların kalelere yerleştirilerek savunma savaşı yapılmasını tercih ettiğini belirtti.

Özellikle Bedir Savaşı’na katılamayan gençler ve Hz. Hamza başta olmak üzere Müslümanların büyük bir kısmı ise düşmanla şehir dışında savaşılmasında ısrar ettiler. Resûl-i Ekrem yenilgiye uğramalarından endişe duyduğunu bildirmesine rağmen çoğunluğun görüşüne uymaya karar verdi.

Devlet yönetimde herkesin örnek alması gereken mükemmel bir İSTİŞARE örneği.

Müslüman Ordusu arkasını Uhud dağına verip Ayneyn tepesini soluna, güneşi de arkasına alıp Medine’ye doğru saf tuttu.

Düşmanın Uhud dağını dolanıp İslâm ordusunu arkadan vurmaması için elli okçuyu Uhud dağının karşısında, ordusunun sol tarafında kalan, daha sonra okçular tepesi diye adlandırılan Ayneyn tepesine yerleştirdi. Okçulara, galip gelinse bile ikinci bir emre kadar kesinlikle yerlerinden ayrılmamalarını, düşman ordusunun arkadan saldırması halinde ok atarak onları geri püskürtmelerini emretti...

Harp mübareze ile başladı. (her iki taraftan birer kişinin karşılıklı dövüşmesi)

Şiddetini arttıran savaşın Müslüman askerlerin müşrik ordusunu kovalamaya başlamasıyla zafere dönüşmesi beklenirken Müslüman askerler ganimet toplamaya başladı bunu gören Ayneyn tepesine yerleştirilen okçularda ganimetten pay sahibi olabilmek adına Peygamber efendimizin sözünü çiğneyerek yerlerini terk etmeye başladılar.

Bu sırada Müslümanları arkadan vurmak için fırsat kollayan Hâlid bin Velîd harekete geçerek savaşın seyrini değiştirmiş.

Peygamber efendimiz yaralanmış, Hz. Hamza şehid edilmiş Müslümanlar büyük zulme uğratılmıştır.

- Sabır gösterilmediği,

- İtaatsizliğin hakim olduğu,

- Mevzilere liyakatsiz insanların yerleştirilmesi,

- Pastadan pay almayı kendinde hak gören şuursuzların varlığı,

Başkomutanın Peygamber efendimiz olmasına rağmen bir savaşın kaybedilebileceğinin en büyük göstergesidir.

Bal tutan parmağını yalar, Devletin malı deniz yemeyen domuz,

Çalıyor ama çalışıyor,

diyen aşağılık zihniyetlere rağmen

Bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti hala ayakta ise

Adaleti çiğnemeyen,

Memlekettin zenginliklerini halkıyla paylaşmayı vazife bilen,

Eğitimde, sağlıkta bütün insanlığı kendi evladı gibi kucaklayabilen,

Bilimi pusula kabul eden,

Vatanına ihanet etmeyen, namussuzluk yapmayan,

Beyt-ül malı savaş meydanındaki ganimet gibi talan etmeyen,

Kendi istikbalini partisi ve Devleti için feda edebilen

Atatürkçü Vatansever Türk Milliyetçilerine borçludur ....

Bir milletin selameti yüce gönüllü bu insanların bir araya gelmelerine bağlıdır ayrılmalarına değil.

Onlardan o kadar az kaldı ki.... Sahip çıkın!

Sıhhatli ve mutlu bir hafta dileğimle

YORUM EKLE
YORUMLAR
Erhan Korhan.
Erhan Korhan. - 2 ay Önce

Bravo hocam. Her hafta olduğu gibi yazınız ve yorumlarınız kulağa küpe olacak şekilde. İlk önce iktidar partisi ve buna biat eden yandaşların bakış açısı, zihniyeti değişmesi lazım. Lakin bu günümüz Türkiyesinde çok zor. Bunları ancak yeni nesil, Atatürk ilke ve inkilaplarına bağlı yetişen gençlik değiştirecek ve bu günlerde inşAllah çok yakın. Liyakat sahibi, kültürlü, neyin ne olduğunu bilen bir nesil geliyor. Saygılar, selamlar sunuyorum çok değerli hocam.

Murat Şükrü Sincer
Murat Şükrü Sincer - 2 ay Önce

Sn. Hocam Çalıyor ama çalışıyor,
diyen aşağılık zihniyetlere rağmen, kendi menfaatleri uğruna partilerine değil koltuklarına hizmet edenler ile daha çok mücadele etmek zorundayız. Yarınlarımız ve çocuklarımıza güzel bir vatan bırakabilmek için.

Paşalı
Paşalı - 2 ay Önce

Aradan asırlar geçmesine rağmen ve tarihin defalarca tekerrür etmiş olmasına rağmen zihniyet hâlâ değişmiyorsa ALLAH yardımcımız olsun, bugün'ün okçuları'da zaten görevlerini ifa etmekle, ganimet peşinde koşmakla meşguller maalesef

dr. T. Sibel Yılmaz
dr. T. Sibel Yılmaz - 2 ay Önce

Zamanın ruhunu başarılı bir kıyas örneğiyle yakalamış bir yazı. Teşekkürler değerli meslekdaşımız.

Ayhan Koçak
Ayhan Koçak - 2 ay Önce

Sayın Uzm. Dr. Cihan Kolip değerli makaleniz içinde vurguladığınız değerler silsilesi vatanımız için çok önemli noktaları içermekte. Vatan sevgisini kişisel çıkarların her zaman önünde tutan sizleri çağırıyor milletimiz. Saygılarımla.

AYHAN
AYHAN - 2 ay Önce

Sayın Uzm. Dr. Cihan Kolip değerli makaleniz içinde vurguladığınız değerler silsilesi vatanımız için çok önemli noktaları içermekte. Vatan sevgisini kişisel çıkarların her zaman önünde tutan sizleri çağırıyor milletimiz. Saygılarımla.

Zeynep MERÇAN
Zeynep MERÇAN - 2 ay Önce

Fedakârlık; her ne için yapılıyorsa yapılsın değmezmiş gibi görünen bir bakış da var, insan olabilmenin yüce erdemidir diye bir bakış da var. Vatan için, bayrak için, yarının daha güçlü ülkesi ve mutlu çocukları için yapılıyorsa fedakârlık, öyle kutsal bir erdemdir ki, anlayabilmek için kişinin özünün millet sevgisiyle dolu olması icap eder.

Siz Sayın Dr. Cihan KOLİP, gönlünüzdeki vatan sevgisi değdiğiniz herkese sirayet etsin, Allah yolunuzu açık etsin. Bu ülkenin sabırlı ve fedakâr insanlara ihtiyacı var, menfaatçi ve düzenbazlara değil!

Buğra by .
Buğra by . - 2 ay Önce

Günaydın sakarya .Dr by bugün de ülkenin durumunu peygamberimizin yaşadığı acı bi gerçekle anlatmaya çalışmış dr byin devamlı vurguladığı liyakat olayı ne yazıkki o savaşı kaybetmeye sebep olmuştur bizim ülkemizdede devletin tepesinden tutunda bürokratına memuruna kadar liyakatsiz ahlaksız insanlar var her başarısız bi olayda milletine acı reçete yazılmasını artık bu millet kaldıramıyor Torpilin gölgesinde atanan ahlak disi gorev alan kişiler ülkeyi her gün biraz daha batirmaktadirlar insanlarin feryatlarına artık kulak verilsin hiç bir makam mevkide ganimette gözü olmayan kişilere görevler verilsin ve Hz muhammet gibi iştişare ye açık olalım bu güzelim ülkemiz tek bi ağızdan yönetilmesin.Hasta olupta şifa bekleyen tüm türk halkına Rabbimden acil şifalar diliyorum.