UKOME Başkanına çağrımdır

Büyükşehir Belediye Kanunu yürürlüğe girdikten sonra ulaşıma da bir el atalım dediler. E güzel. Şehirde zaten çoğu yere belediye otobüsü gidiyordu. Şehir içi dolmuşları falan bu konunun dışında tutuldu. Ama Büyükşehir ilçelere giden araçları da denetim altına almak istedi.

Ben aslında denetim işine karşıyımdır. İnsanlar kendi işlerini yaparken başkaları tarafından denetlenmeye muhtaç olmamalıdır. Ama benim dediğimin ideal dünyada bile karşılığı yok. Her şeyin herkesin denetime ihtiyacı olduğu güvensiz bir dünyada yaşıyoruz çünkü.

Neyse konumuz bu değil.

Sonuç olarak UKOME adı verilen bir kurum kuruldu. Bu kurum ildeki ulaşımı koordine ediyor. İlçelere giden araçlara “J” plaka veriyor. Valilik tarafından ödemesi yapılan yaşlı ve engelli kartlarının dağıtımını ve denetimini yapıyor.

Etkin olması gereken bir kurum. Kuruluşu daha meşakkatliydi de… Biz bugüne bakıyoruz.

Sır olmayan bazı şeyler yazıyorum. Bunları sadece UKOME bilmiyor. Geri kalan okurlarımızın tamamı konu hakkında bilgi sahibi.

Ücretsiz kartının dağıtımından araç sahipleri şikayetçi. Bu kartı almanın bu kadar kolay olması ve sınırsız kullanım hakkı vermesi araç sahiplerinin kazancını olumsuz etkiliyor. Araç sahipleri bazı bedava kartı olan vatandaşların keyfi gerekçelerle en uzak mesafelere gittiğini iddia ediyor. Bu duruma kalıcı bir çare bulunmasını istiyor.

Bu sırada bedava kart sahiplerini yolda yolcu olarak gördüklerinde almak istemiyor.

Ya araçlarının dolu olduğunu işaret ediyorlar ya da onları görmemiş gibi yapıyorlar.

İlçelerden gelen araçlara engelli rampası taktırıldı. Bu rampalar çoğu araçta deri kaplı duruyor. Deri kabın altında engelli rampası olup olmadığı belli değil. Kullanıldığına şahit olmadığım gibi şahit olanı da görmedim. Ona da şahit değilim yani. Bu rampaları kullanmayı bilmeyen araç sahibi olduğuna da bahse girebilirim. Engelli rampaları araçlara sonradan takılan ve yüksek maliyet içeren parçalar. Bu da araç sahiplerinin canını sıkıyor.

Araçlarına bedava kartı olanları almak istemeyen sürücülerin tavırları da hakkı ile bedava kartı alanların ya da parasını verip seyahat edenlerin canını sıkıyor.

Araç sahipleri ya bedava kartı olanların kartını alırken ofluyor ya da “Bedava giden çok insan var onun için siz ayakta gitmek zorundasınız” diyip diğer yolculara bilgi aktarımı yapıyor.

Dün de yolda kalan bir vatandaşın araçlar tarafından alınmadığına ilişkin haber sosyal medyada yer aldı. Görmüşsünüzdür.

Konunun UKOME’yi ilgilendiren yanı ne?

Baştan aşağı UKOME’yi ilgilendiriyor bu yazdıklarımız.

Ne yapılması lazım?

UKOME’nin çeşitli araçlara müfettiş müşteri yönlendirmesi lazım. Müşteri kılığında ilk duraktan binecek. Bir süre seyahat edecek. Sonunda da izlenimlerini rapor edecek. Bu kadar basit.

Bunun yapıldığı duyulduğunda bir daha kimse yoldaki yolcuya durmamazlık yapmayacak.

Bir de engelli kartlarına adil kullanım kotası getireceksiniz. Konu tam manası ile kapanacak.

Bu dediğim iki şeyi yapmak bu kadar mı zor? Şu anki tabloda alan da memnuniyetsiz satan da…

Reklamın iyisi kötüsü olur

Başarısız reklamcıların uydurduğu bir söz vardır, “Reklamın iyisi kötüsü olmaz” der konuyu kapatırlar. Reklamın kötüsü kırk yıl konuşulur. İyisi müşteriyi kapar.

Sakaryaspor’un “Kiralık” yazılı forması ile sahaya çıkması reklamın kötüsüdür. Kötü reklamın dik alasıdır.

Eğer o alana bir önceki anlaşmadan daha pahalıya reklam alınırsa ben yanılmış olayım. Ama bu reklamın olumsuz etkisinin kısa sürede silineceğine ihtimal veriyorsanız, iyi niyetinize kurban olayım.

Seçimi kim kazandı

Cumhuriyet Halk Partisi ilçe kongrelerini sürdürüyor. Bu sırada en fazla il delegesi çıkaran ve il yönetiminin kaderini etkileyecek Adapazarı İlçe Başkanlığı Seçimi yapılıyor. Seçimin kaderini sadece bir kişi belirliyor. Çünkü seçim iki oyla kazanılıyor (veya kaybediliyor). Eğer sadece bir kişi Fatma Kurtuluş’a oy verse seçim berabere bitecekti. Ancak seçim sonucu bu şekilde gerçekleşti.

Eski kongre görüntülerinde bu tablo olacak olsa sandalye, koltuk ne varsa havada uçardı.

Şimdi neden uçmadı?

Yarışan iki aday da kadındı. Kazanmayı da kaybetmeyi de hazmedebilecek yapıdaydı.

Biz olsak oraları yıkardık yemin ederim.

“Demokrasinin yerleşmesi için daha fazla kadın siyasette yer almalı” denmesinin nedeni bu olmalı. Medeni bir şekilde yarışan iki adaydan biri seçimi kazanmış gibi görünebilir. Ancak dışarıdan bakıldığında seçimi medeniyet kazanmıştır.

YORUM EKLE

banner22

banner21