Ülkede huzur kalmadı

Bülbül kovuldu mu dil bahçesinden,
Gak gak, karga; vak vak, kurbağa gelir.
​       Necip Fazıl

​Siyasilerimizin absürt konuşmaları sebebiyle ülkede huzur kalmadı. Aslında siyaset, ülkede huzurun sağlanması için yapılmalıdır. Siyaset, rant temini için yapıldığında, sosyal katmanlarda anarşinin doğmasına neden olur.
​Çünkü bu nevi siyasette uzlaşma olmaz, tarafsız olunmaz. Yandaş, karındaş anlayışı devreye girer ki, bu hal geleceğimizi düşündürür. Geleceği düşündüren her siyaset ülkeye zarar verir ve vatandaşı tedirgin eder. Bugün partilerin yaptığı siyaset, ‘daha çoğu bana olsun’ anlayışı ile yapılmaktadır. Onun için ülkemizde huzur ve selamet bir türlü sağlanamamakta, ancak tiranlaşanların ve Karunlaşanların sayısı artmaktadır.
​Bunun çeşitli sebepleri vardır. Önce siyasette söz sahibi olanların birçoğu, muhtevalı ve tecrübeli değildir. Okuryazarlık seviyesinin de ortalamanın altında olduğu bilinmektedir. Yani ülkede siyaset bir nevi karambol haline gelmiş, onun için herkes konuşmaktadır. Böylece aslı astarı olmayan konuşmalarla ahkâm kesilmektedir.
​Hele hele ömrü hayatında ciddi dört kitap dahi okumayanların, çoğunluk teşkil ettiği bir Meclis’ten faydalı, milletin derdi ile hemdert olabilecek kanuni düzenlemeler beklemek nafiledir. Kendilerini yetiştirememiş kişilerden, derde deva sonuç beklemek hayal ötesi hayaldir.
​Her gün sahnelenen siyasi görüntüler bizi teyit etmektedir. Küfürlü konuşmalar, argo söylemler, nezaket dışı sataşmalar her gün huzurumuzu biraz daha bozmaktadır. Siyasilerin bu halleri, neredeyse bizi de küfürbaz yapacaktır.
​Bir Meclis düşünün ki her gün kavgalara sahne olmakta, bir ülke düşünün ki yöneticilerinin çoğu tahrik edici konuşmalarla zaman kaybına sebebiyet verdiği gibi, insanları ziyadesiyle de zorlamaktadır. Böylece frensiz konuşmalara neden olunmaktadır. Her meselede ihtilaf üretmek, siyasi meziyet haline gelmiştir. Bazıları bu sayede gündemde kalmaktadır. Bundan daha utandırıcı bir hal, ne olabilir? Cahiller konuşur, âlimler, tecrübeliler susarsa sonuç perişanlığa sebebiyet verir. İşte o zaman, Necip Fazıl’ın beyitinde belirtilen durum hasıl olur.
​Devlet başkanından tutun, parti başkanlarına kadar herkes, gördüğümüz kadarıyla, frensiz konuşmalar yapmaktadır. Milletin asabını bozmakta, huzursuz bırakmaktadır. Siyasetteki üslup hiç de şık değildir. Oysa liderler toplayıcı olmalı, dağıtıcılıktan uzak durmalıdır. Ama bizdeki durum, maalesef son derece utandırıcıdır.
​Çünkü konuşanlar düşünmeden konuşmaktadır. Onun için konuşmalarında tahrik vardır, kişiliklere hakaret vardır. Muhtevasız konuşmalar vatandaşın canını sıkmaktadır. Bunların gönül alıcı konuşmalarına maalesef rastlanmamaktadır.
​Seksen iki milyonluk Türkiye’nin siyasetçileri, ülkelerinden ziyade siyasi menfaatlerini düşünerek konuşmaktadır. Siyaset adına, herkes ağzına geleni dillendirmekte, böylece can acıtmaktadır. Bu hal onaylanamaz. Onun için bazıları direndikçe oy kaybetmektedir. Zira bunların konuşmaları ile milleti ka’le almadıkları görülmektedir. Bunun için her gün biraz daha batağa saplanmaktadırlar.
​Ayrıca siyasette baş çekenler, kendilerini bulunmaz Hint kumaşı sanmaktadırlar. Onlarsız ülkenin perişan olacağı varsayımı içindedirler. Onun için millete daima tepeden bakmaktadırlar. İşte bu hal, onların sonunu hazırlamaktadır. Bunun farkında olmayanlar da uzun süre siyaset alanında kalamaz ve zamanı gelince yolcu edilirler.
​Hiç kimse, millete rağmen, oturduğu makamda uzun kalamaz. Hiç kimse kendini daim alkışlayanı bulamaz. Hiç kimse bâki değil, sırası gelince kolaylıkla salavatlanır, kimsesiz kabre girer ve orada hesaba çekilir. O mekânda paranın, malın, makamların, taraftarların kıymeti harbiyesi yoktur. Kalan, hayırlı amellerdir ama siyasilerimizin büyük bir bölümünün notu zayıftır, geçer not alamamaktadırlar. Bundan, çalmayan, sömürmeyen, sömürtmeyen ve adil davrananlar, istisnadır.
​Bir hususu daha belirtmekte fayda vardır ki, o da, daima hakkın yanında olan, milletin huzur ve selametini temin için çalışmayı hedef edinen yeni kadroların oluşmasını dilemekten ibarettir. Çünkü mevcut siyasi kadrolar hayal hanemizi çoraklaştırmaktadır.
​Rahman ve Rahim,
​Kadir ve Muktedir,
​Gaffar ve Settar olan Allah’a emanet olunuz. ​      
​Selam doğru yola uyanlara olsun. (Taha/47). Cağaloğlu – 17.08.2020

YORUM EKLE