Umut tomurcukları

Geçenlerde arkadaşım ve çocuğuyla bir araya geldik. Malum korona hasret çanlarını çaldırdı bize, sosyal mesafeyle başladık sohbete. Buram buram özlemin yerini araya giren zaman kabuklarını soymaya bıraktı. Soluksuz dertleşmeler, gülüşmeler… Derken bu yıl ortaöğretime başlayacak olan oğlumuz biraz bizimle iletişim, biraz oyun, biraz internette zaman geçirdikten sonra oturdu çözmesi gereken sorularının başına.

Bir süre sonra büyük heyecan ve coşkuyla kulaklarımızı çınlatan bir ses “Anneee yanlışlıkla fazla soru çözmüşüm” Dünyası başına mı yıkıldı ne? İşte o an yüreğimizde ki kentin sahibi evlatlarımız , çocuklarımız için yazmaya karar verdim.

Evlat tam olarak neydi?

Korktuğun yer, nefes, karşılık beklemediğimiz sevgimizdi.

Çocuk tam olarak neydi?

Ekilmemiş tarlanın sonucundaki hasat, işlenmeye hazır cevherdi.

Pek çoğumuzun çocuklarımızı kendi zamanımızın adetlerine, doğrularına göre eğittiğimiz aslında onların bizim zamanımız için değil de başka zaman için yaratılmış olduğunu fark ettim. Herkes kendi çocuğunun mükemmel olmasını ister ve o doğrultuda hareket ederken kibri cesaretlendirir. Oysaki kendilerini sevmelerini, kendilerine güvenmelerini ve potansiyellerine inanmalarını desteklesek, bize evlatlarımızı, çocuklarımızı, insanlığı getirmez mi?

Geleceğin devrimcileri şimdinin çocukları değil mi?

Dünyanın geleceğini ıskalama şansımız var mı ki? Kendi iradeleriyle hareket etmesine izin vermek kontrolümüzden, sözümüzden, denetimimizden çıkacağı korkusunu barındırır. Çoğu zaman onların engeli biz büyükler ve bilinçaltı korkularımızdır. Bu engeli kaldırmak onlara karşı tavrımız, bakış açımız vereceğimiz eğitimimiz büyük bir belirleyici olacaktır.

Sevdiğim bir hikaye vardır:

Baba eve gelir gelmez küçük oğlu kucağına atlayıp sorar.

 “Baba beni parka götürür müsün?”  Baba yorgun bir şekilde:

“Yarın gidelim oğlum der.” Çocuk sevinip yarını heyecanla bekler. Ertesi gün işten gelen baba, koltukta gazetesini okumaya başlar. Oğlu heyecanla yanına gelir,

“Şimdi parka gidebiliriz değil mi baba der” Baba keyfini bozmamak için bir bahane aklına gelir, elindeki gazetenin bir sayfasındaki dünya haritasını makasla kesip birçok parçalara ayırıp nasılsa olsa tamamlayamaz düşüncesiyle oğluna döner

“Bu haritayı tamamlarsan hemen gideriz.” der

Çocuk bir sürü gazete parçalarıyla odasına koşar, baba da rahatlayarak okumasına devam ederken çocuk kısa sürede geri gelip

“Yaptım baba.” Deyince baba hayretle “Bu kadar kısa sürede nasıl yaptın.” Diye sorar. Çocuğun yanıtı tokat niteliğinde olur.

“Dünya haritasının arkasında bir insan resmi vardı, onu birleştirdim o düzelince dünya da düzeldi.” Her çocuk dünyayı değiştirmeye ADAYDIR.

Dünyayı düzeltecek nice Evlatlara…

yildizkeffil@gmail.com

YORUM EKLE
YORUMLAR
Hakan cetin
Hakan cetin - 1 ay Önce

Her cumartesi müdaviminiz olduk kaleminize sağlık yıldız hanim

ÇAĞRI GÖĞDE
ÇAĞRI GÖĞDE - 1 ay Önce

Biz büyüklerden örnek alacak evlatlarımıza umut olursak gerisi dünya rekorları kadar güzel olur.

Mehpare Tufan
Mehpare Tufan - 1 ay Önce

Harikulade bir yazı. Kaleminize ve emeklerinize sağlık. Çocuklarımız biz anne-babaların cevherlerimiz ve Ülkemizin geleceği gençlerimiz. Yeter ki evlatlarımızı iyi yetiştirelim ve her daim destekleyerek yanlarında olmayı bilelim.

İnci Başkan
İnci Başkan - 1 ay Önce

Allah evlatlarımıza herşeyin en güzelini nasipse

Nazan Çelik
Nazan Çelik - 1 ay Önce

Kalemine yüreğine sağlık

ŞevkaniAdanur.
ŞevkaniAdanur. - 1 ay Önce

Çoçuklar,biiz büyüklerden daha çok düzelmeye meyilli biz sadece onların eğitimini destekleyelim umut her zaman olacaktır..kaleminize sağlık.

Aynur YALÇINKAYA
Aynur YALÇINKAYA - 1 ay Önce

Kalemine yüreğine sağlık

Barış Ayan
Barış Ayan - 1 ay Önce

Kaleminize yüreğinize sağlık çok beğendim bu yazınızıda dediklerinize fazlasıyla katılıyorum çocuklarımız bizim geleceğimiz onları her zaman desteklemeli ve yanlarında olmalıyız.