Üniversite şehre ne katmalı şehir üniversiteye nasıl bakmalı

Üniversiteler şehre değer katan çok önemli kurumlar. Sonuçta üniversitedeki tüm bölümler sosyal hayattaki ihtiyacı karşılamak için açılıyor. Bir ilde tıp fakültesi olması o şehrin doktor algısını değiştirebilir. Çünkü hastanelerde doktor vardır, tıp fakültelerinde doktor yetiştirilir.

Tıp Fakülteleri bir bakıma doktor fabrikası gibidir.

Ya da bir ilde inşaat mühendisliği bölümü varsa o şehirde inşaat mühendisi fabrikası vardır.

Ama bizde bir şehre üniversite kurulması gündeme geldiğinde iş hemen siyasete dökülüyor.

Hatırlayın. Bir yere üniversite kurulacağında ne konuşulur? “Şehir kalkınacak!”

Aslında burada şehrin kalkınması bilgi yönünden, kültür yönünden olduğu vurgulanmalıyken tam tersi yapılır. “Evlerinize öğrenci gelecek. Buraya 2 bin kişi gelse bu 500 tane ev ihtiyacı demek. Ev sahibiyseniz yaşadınız. Değilseniz kiralarınız zamlanacak. Keşke olsaydınız. 2 bin kişi günde bir çay içse, günde bir kere dolmuşa binse, günde bir öğün yemeğini dışarıda yese…”

Yani?

Yani üniversite demek para demek. Siz de üniversite kurulamasına destek olun ve zengin olun…

Oysa bilgi zengini olmak da mümkün.

Dün Sakarya Üniversitesi Rektörü Fatih Savaşan ile bu algı üzerine de konuşma imkanı bulduk.

Öğrenciler elbette bir ekonomik getiri sağlar. Yukarıda yapılan çay ev hesapları falan genel olarak tutar. Ama üniversitenin şehre asıl getirisi kültürel anlamdadır. Ekonomik anlamda da adama çay satmayı hesaplamak yerine onun bilgilerinden nasıl faydalanılacağı hedeflenmelidir.

En basitinden bir şehirde turizmle alakalı bir üniversite ya da yüksekokul varsa oradaki işletmeler kendini bu anlamda geliştirmelidir. Bu alanda o işletmelere piyango vurmuş demektir.

Ya da pazarlama ile ilgili bir bölüm varsa…

Bir yerde yazılımla ilgili bir bölüm varsa mesela…

Tüm iş ve işlemlerinizi dijital ortama taşıyabilirsiniz ve neticesinde de çağ atlayabilirsiniz. Belki dijital (ya da e- işte, ne diyorsanız) ticarete girebilirsiniz. Adamlara çay satarak değil bilgi satın alarak zenginleşebilirsiniz.

Sadece para da değildir üstelik, üniversitenin şehre katacağı. Birbirine hitap etme konusunda bile bir gelişmişlik sağlar. Sağlıklı ve kibar bir iletişim ortamı sunar. Şehirdeki kalite artar. Yaşam standardı yükselir.

Üniversite bir şehri gerçek manada şehir yapar.

Ama siz ısrarla çay, yemek hesabı yaparsanız…

Öğrencileri “Madem dört kişi kalacaksınız 2000 kira çok değil” diye değerlendirirseniz kısa vadede kazanırsınız ama uzun vadede tüm şehre kaybettirirsiniz…

Karma ekip

Üniversitede belli projeler yapılıyor. Bunlar için de belli ekipler kuruluyor. Rektör Savaşan, “Daha hazırlık sınıfına giden çocuklar gördüm. Laboratuvara girmişler çalışıyor…”

Ben de üniversiteye yeni başladığım zaman hemen fakülteme gitmiş. Huriye Kuruoğlu isminde bir hocamız vardı. Radyo kuracaklardı. Hemen onu buldum, “Hocam ben radyocuyum. Beni nasıl almazsınız” dedim. Hoca “Kaça gidiyorsun” dedi. Son sınıf öğrencileri radyonun kurulumunda görev alıyordu. Huriye Hoca, aslında beni pek almak istemiyordu. Ben de “Hocam bu son sınıf öğrencileri seneye yok. Ama ben beş sene buradayım” dedim. Hocam da bunu sempatik bulmuş olmalı ki beni radyo kadrosuna dahil etti. Sonunda kuruluş aşamasındaki radyonun 3 yıl boyunca yayın sorumluluğunu biz yaptık.

Ama kadroda her zaman bir mühendis bulundurduk. Çünkü radyoda teknik aksaklık olabilirdi. Mutlaka Edebiyat Fakültesi’nden destek aldık. Çünkü dil kullanımı çok önemliydi. TRT’den Misket Hoca geldi ve bize diksiyon eğitimi verdi. Tıp Fakültesi’nden bile teknik destek almak durumunda kaldık.

Yani demem o ki üniversitede tek başında bir bölümün başarılı olması mümkün değil.

Diyelim ki bir akıllı telefon üreteceksiniz. Yazılımın kralını yapsanız tasarımcıya ihtiyacınız var. Programın en alasını döktürseniz bunun pazarlamasına ihtiyacınız var. Malzemelerin kaça mal olduğunu öğrenmeniz için iktisatçıya ihtiyacınız olacak. O işi yapacak amele bile lazım olacak. Dolayısıyla sosyal hayat nasıl birbiri ile uyum içindeyse üniversitedeki bölümlerin de birbiri ile işbirliği kaçınılmazdır.

Üniversitedeki fakülte, öğrenci ve hocaların birbiri ile rekabet etmesi kadar uyum içinde çalışması da gerekli. Onun için öğrenci kardeşlerimize ve hocalara tavsiyemiz diğer bölümlerle de işbirliği içinde olun.

Sonunda kazanan hepimiz oluruz.

HECATİ: Kalbimin yerini bilmen önemli değil, yolunu da bileceksin…

YORUM EKLE

banner7

banner6