Üretimin durmasının kime ne faydası var

İnsan sağlığından daha kıymetli bir şey yok. Burası muhakkak. Her şey var olmakla başlarsa önce var olacaksınız. Diğer tüm ihtiyaçlar var olduktan sonra lazım.

Sağlığınız yerinde değilse geri kalan hiçbir şeyin bir kıymeti olmuyor. Ama hayatta kaldığınız anda da ihtiyaçlarınız başlıyor. Güvenlik, ısınma, barınma, susama, acıkma…

Halihazırda ülkemiz de tüm dünyanın yaşadığı sıkıntıları yaşıyor. Koronavirüs dolayısıyla alınan tedbirleri yetersiz bulan da var abartılı bulan da.

Ama tedbir alınması gerektiği konusunda hemfikiriz. Sadece önlemlerin boyutunda anlaşamıyoruz.

Bazı kesimleri de anlamak mümkün değil. Daha önce yazdığım her kaos döneminde ortaya çıkanlar değil. Doğrudan doğruya ülkedeki üretimin tam manası ile durmasını istiyor. Sosyal medya üzerinden kamuoyu oluşturup devlete istikamet çiziyor. Ülkedeki tüm fabrikalar kapatılsın, tüm işletmeler kapısına kilit vursun. E sonra? Evde oturup bekleyelim ki biri ilaç bulsun ve bizi tedavi etsin.

Biz kapanan işyerlerinin bir an önce açılmasını ve hayatın normalleşmesini beklerken adamlar hepten hayatın durmasını bekliyor.

Risk altında olmayan işyerleri üretime devam etmek zorunda. Az risk altında olan tesisler de bir şekilde üretimi sürdürmek durumunda. Fırın mesela. Kapansın mı? Sokağa çıkma yasağı ilan edelim hepimiz evde oturalım da doktorlar ne yapsın?

Doktor hayatını tehlikeye atsın ama doktora yiyecek verecek olan yerler kapalı kalsın.

Peki sana her an haber veren gazeteciler ne olacak? Matbaacılar? İnternet sitelerinde emek harcayanlar…

Onlar çalışmazsa nasıl haberdar olacaksın dünyadan?

Ülkede üretim tam manası ile dursun hepimiz eve kapanalım. Virüs de belki kimse yok zanneder ülkeyi terk eder. Öyle mi?

Riski minimuma indirerek üretim devam etmek durumunda.

Ölü taklidi yaparak virüsten kurtulmak mümkün değil.

Mantıklı bir soru

Geçtiğimiz gün televizyonda zabıtaların berberleri kovaladığı bir haber yayınlandı. Berber önde zabıta arkada kovalıyor. Haberin ardından bir berber arkadaşım aradı. Dedi ki, “Bu zabıtalar tıraş eden berberleri yakalıyor da kendileri nasıl bu kadar düzgün tıraş olabiliyor? Kendileri ne ara bu kadar ustalaştılar” dedi.

Enteresan bir soru daha

Sağlık Bakanı her akşam düzenli olarak ülke genelindeki koronavirüs istatistiklerini açıklıyor. Bir arkadaşımız “Sokağa çıkma yasağının olduğu gün bu kadar insana nasıl test yapıldı” diye sormuş. Sokağa çıkma yasağı virüs ya da hasta insanlar için geçerli olmadığı için, kendini hasta hissedenler hastaneye başvurmaya devam ediyor ve test sayıları da bu nedenle azalma göstermiyor. Aslında sorunun cevabı bu kadar basit.

Pazarları kapatmak mı lazım açmak mı

Bizim toplumumuzda pazar kültürü var. Haftalık ihtiyaçlar biriktiriliyor ve pazara gidiliyor. Sırf bu şekilde ülkemize özgü bir meslek var. Pazarcılık. Hem vatandaş hem de pazarcı esnafı bu şekilde hayatını planlamış durumda. Koronavirüs tehdidi dolayısıyla bazı pazarlar kapatıldı. Açık olan pazaryerlerinin açık kalma saatleri düzenlendi. Tezgah araları açıldı. İçeri alınacak insanlar sayılmaya başlandı.

Hal böyle olunca bazı kişiler saatlerce bekleyip sonunda alışverişini alelacele yapmak zorunda kalıyor.

Acaba pazarları kapatmak yerine haftada ikişer güne çıkarsak vatandaş da rahatça alışverişini yapsa…

Daha mı güzel olur?

Hem yoğunluk azalır hem de vatandaş daha rahat alışveriş eder…

HECATİ: Yarın sokağa çıkma yasağı var. Cuma günü de yemek yeme yasağı geliyor. Sonumuz hayrolsun inşallah…

YORUM EKLE