Üst perdeden bakmak

Duygulara, düşüncelere, derde, neşeye, insanlara, insanlığa, ilişkilere, politikaya, aşka, nefrete, siyasete, kısacası hayatin her bir noktasına üst perdeden baksak, farklı neler görürüz acaba? Mesela yaşanan mutluluklar, daha mı anlamlı olur, yoksa, bugünün bütün anlamları, anlamını yavaş yavaş yitirir mi? Ya da bugün canımızı yakan olaylar, üst perdeden baktığımız vakit, canımızı gerçekten de yakar mı? Veya yine üst perdeden, daha doğrusu Kur’an’ı Kerim’e baktığımız vakit, hak ile batıl savaşının galibinin, hak olacağını gördüğümüz halde, neden hak zaferi için mücadele ediyoruz?

               Her ne kadar, hayatın her bir noktasına, üst perdeden bakmak istiyor olsam da, gün içinde yaşıyor iken, çoğu zaman beceremiyorum yukarıdan bakmayı. Oysa hayat sahnesinden çıkıp, hayatımı karşıdan izleyince, dünyanın bir imtihan olduğunu, daha net bir şekilde göreceğimi biliyorum. Hayatıma dışarıdan baktığım vakit, üzüldüğüm her bir güne üzüleceğimden, hiç bir şüphe duymuyorum. Ama bu, hiç bir zaman kolay olmadı benim dünyamda. Akıl ve yürek, kısa mesafede yol yürümeyi başarıyor olsa da, uzun mesafede kavgasız bir şekilde yolculuk etmeyi, ne yazık ki beceremiyorlar. Her zaman, akıl başka bir yere gidiyor, yürek başka bir yere. Beden ise, yine duruyor durduğu yerde. Müslüman kimliğimin payına da, yaşanan her şeyi üst perdeden yorumlayıp, hayati imtihan olarak görmek düşüyor.

               Kendimi bir kenara koyup, ülkeye üst perdeden bakınca, çok farklı şeyler görüyorum. Her ne kadar Türkiye’nin gündemi, başörtü karşıtlığı, korona virüs aşısı olalım mı, olmayalım mı polemiği, dış sesten gelen ‘’erken seçim’’ çağrıları ve hiç bir zaman ölmeyen, bitmeyen darbe söylentileri gibi, abidik gubidik tartışmalar olsa da, Türkiye, üst perdeden çok ama çok güzel görünüyor.

               Tarihi geçen 2020 yılının ardından, tarihi geçecek 2021 yılına girdik. 2021, tıpkı 2020 gibi, her şeyi ile çok olacak. Üstümüze, çok güçlü gelecekler. Dillerinden, bir tane doğru söz düşmese de, sesleri çok yüksek çıkacak. Olgular, yani doğrular değer bulmaz iken, algılar, yani yalanlar çok konuşulacak. İktidar üzerinden, bu ülkeye ekilmek istenilen öfke, çok büyük olacak. Ki; bunun ilk adımı, Boğaziçi Üniversitesi’nde ki, eylemler ile atıldı. Eylemin kılıfı, atanan rektör olsa da, eylemin amacı; seçilmiş hükümete kafa tutmaktı. Gezi’de, ‘’katil devlet’’ diyenler, Boğaziçi’nde, ‘’katil polis’’ dediler, diyorlar.

               Evet, birileri ‘’kaos’’ düğmesine bastı. Ülkenin ortasına, öfke ve fitne ateşi yakılmak istenecek. Bu, başarılı olur mu, olmaz mı zaman ile göreceğiz. Ama seçim yılına kadar, ülkeyi ve milleti, hiç bir şekilde rahat bırakmayacaklar.

               Evet, şahsen ben, üst perdeden baktığım vakit, Türkiye’nin, bütün zincirlerini kırdığını görüyorum. Ne yaparsa yapsınlar, Türkiye’nin kutlu yürüyüşünü, durduramayacaklarına inanıyorum. Ama Nasrettin Hoca’nın dediği gibi; ya tutarsa.

               İşte bu yüzden, Hakk’ın, batıl karşısında galip geleceğini biliyor olsak ta, Hakk için, ölümüne mücadele etmek zorundayız. Çünkü bir saliselik zaaf bile, doğruyu tamamen silebilir. Bu yüzden konuş Müslüman! Konuş ki; bu kutlu savaşta, senin de imzan olsun.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Yakup ozsoy
Yakup ozsoy - 4 gün Önce

Bu ülkede bu TASMALİLAR olduğu muttece bunları hep duyacgiz hep göreceğin rabbim fırsat vermesin yüreğine saglik

hayran
hayran - 4 gün Önce

kral cok guzel yazmissin eline saglik

Abdüssamed
Abdüssamed - 4 gün Önce

Eline sağlık kardeşim

Cengiz
Cengiz - 3 gün Önce

Kalemine sağlık.