Üstün bunu hak etti mi

Dört dönem Sakarya Milletvekilliği yapan Ayhan Sefer Üstün AKP’den ihraç ediliyor.

Yerel seçim sürecinde hiçbir yerde görünmediği halde seçim sonrasında kazanan belediye başkanlarına nezaket (!) ziyaretinde bulunan Ayhan Sefer Üstün’e kimse “Kardeş seçim zamanı neredeydin” diye sormadı.

Partili kimliği sayesinde bu ziyaretlerde güzelce ağırlandı.

Milliyetçi Hareket Partisi’nin AKP’nin oylarını çektiğini söyleyip bir yandan kendisi AKP’yi bölecek bir organizasyonun başını çekenler arasında yer aldığını defalarca ifade ettik.

Sonuçta dediğimiz noktaya da gelindi.

Hani derler ya “cin olmadan adam çarpmaya çalışmak” diye… Bu da o durumdu aslında.

Etik olan aslında “Ben sizinle aynı görüşte değilim. Benim tarafım budur” diyebilmekti…

Yani “ne yardan geçer ne serden geçer” misali olmuyor işte…

Finalde elbette birinin partiden ihraç edilmesi hoş bir durum değil. Ama “sürpriz oldu mu” derseniz kendisi bile “bekliyordum” diyecektir.

Bir parti üyesiyken, o partinin seçmenine hitap edecek çalışma içine girmek ama gene de o partinin içinde kalmakta ısrar etmek çok da açıklanabilir bir durum değil.

Ahmet Davutoğlu’nun Sakarya programını okurken haber merkezinde “Yok artık. Ayhan Sefer Üstün de Çark Caddesi’ndeki yürüyüşe katılacak mı” diye tartıştığımız bile oldu.

Finalde o yürüyüş iptal edildi ve bizim merakımız da içimizde kalmış oldu.

Ayhan Sefer Üstün Sakarya için yaptığı hizmetleri şöyle bir sıralamalı, ondan sonra yeni parti için kendine yer aramalı…

Babaannemin deyimi ile “çamura yatarsın kalıbına bakarsın…”

“Ben bu işi yapabilir miyim” diye düşünürsün. Ondan sonra yapacağına kanaat getirirsin ve yola çıkarsın.

Bu noktada şahsım adına yeni kurulacak olan partinin ittifak içinde yer almadan seçime girecek kadar bile kendine güvenmediğini (dört yıl sonraki seçim için bile o kadar güç toplayamayacağını) düşünüyorum da Sakarya için seçilen ismin il genelinde kabul görmediği konusunda ayrıca ısrarlıyım.

Eğer her ilde bu şekilde isimlerle yola çıkılıyorsa da söyleyecek bir şey yok. Bir zamanlar şarkıcı keşfetme yarışmasındaki jüri üyesinin deyimi ile “Yolun açık olsun” diyorum…

İstanbul nere Diyarbakır nere

Şu üç belediyeye kayyum atanma meselesi hakkında daha önce yazı yazdım. Okuyanlar vardır.

Orada özetle demiştim ki, “Görevden alınan belediye başkanları çıkıp ‘benim terörle hiçbir bağım yok. pkk bir terör örgütüdür’ demiyor, vatansever olduğunu iddia edenler demokrasi nutku atıyor.”

Geride kalan günlerde İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu kalkıp görevden alınan bir belediye başkanını ziyaret ediyor.

Seçim öncesinde bir siyasi (!) “İstanbul Belediye başkanı kimin oyları ile seçildiğini bilecek” dediğinde herkes rahatsızlığını dile getirmişti.

Ekrem İmamoğlu’nun bu ziyareti “kimin oyları ile seçildiğini bilmek” anlamına mı geliyor acaba?

Siz önümüzdeki dönem Cumhurbaşkanı Adayı olmak isteyebilirsiniz.

Hakkınızdır, haddinizdir.

Ancak bir başka yere aday olmadan önce görevli olduğunuz yerdeki görevinizi layığı ile yerine getirmiş olmanız gerekir.

Ben iyi bir siyasetçi olmayabilirim. Ama iyi bir seçmen olduğumu düşünüyorum.

Bu noktada bu yapılan hareketi vatansever CHP’liler de onaylamayacaktır.

Sizin amacınız gerçekten ülkenin tamamını kucaklayacak bir cumhurbaşkanı olmaksa bu gittiğiniz yoldan oraya varılmıyor.

Sizin gittiğiniz yoldan daha önce gidenlerin vardığı yer hayal ettiği yerden çok uzak…

Siz seçim öncesinde “kimin seçtiğini bilecek” sözünün gereğini yerine getiriyorsunuz belki…

Ama sizi bundan sonra kimin seçip kimin seçmeyeceğini de şu andan tayin ediyorsunuz.

Bilesiniz…

YORUM EKLE