Uyanan dev, artık uyumasın!!!

İki hafta önce, cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Ak Parti grup toplantısında, ABD ile ilgili konuşurken, ‘’uyuyan devi, uyandırdılar’’ cümlesini kurdu. Herkesin mağlumu olduğu gibi, bu cümle, haliyle gerek haber bültenlerinde, gerek gazete köşelerinde, tartışma programlarında, gerekse sosyal medyada, moda tabirle, her yerde trend topik oldu. Cumhurbaşkanımızdan nefret eden de, bu cümleyi konuştu, o’na gönülden bağlı olan da…
Ben ise, konuşmada geçen bu cümleyi duyduğum vakit, derin düşünceler içine daldım yine. ‘’O devi, kim, ne zaman, ne şekilde ve ne sebep ile uyuttu?’’ ‘’Amerikanın, Avrupa’nın gerçek dostu, uyanan dev mi, yoksa o uyuyan dev miydi?’’ ve ‘’uyuyan o dev, uyandığı için mi, ABD, silaha sarıldı?’’ gibi sorular, zihnimde volta atmaya başladı. Bu sorularının cevabını, herkes az çok biliyor. Ama asıl düşünülmesi gereken soru; “uyanan o devi, uyanık tutmak için, ne şekilde davranmalı?’’
Evet, İslamın son kalesi Türkiye, muazzam bir diriliş, mükemmel bir uyanış süreci yaşıyor. Unutturulan tarihini yeniden hatırlayıp, ecdattan güç alarak, yeni bir tarih yazmaya hazırlanıyor. Bütün bu yaşananlar, Türkiye’nin gerek sahada ortaya koyduğu güç, gerek masada sergilediği tavır, bir Türk vatandaşı olarak, bana onur ve gurur veriyor. Daha önce de dediğim gibi, biz, bugün, sıradan siyasi bir gündem, sıradan bir dünya izlemiyoruz. Biz bugün, yeni dünya inşaatını, ileride, ders olarak anlatılacak, bir tarih izliyoruz. Ancak, yazılan bu tarihin, uyanan devin, o devin değerinin, bu aziz millet ne kadar farkında, uyanan o deve, ne kadar layık bilemiyorum.
Evet, son zamanlarda, özellikle de, 15 temmuz 2016 gecesi, Amerika’yı yere serdikten sonra, bu millet, özünü, gücünü ve Osmanlı torunu olduğunu, yeniden hatırladı ve bence, uyanan dev, tam da 15 temmuz gecesi uyandı. Ancak, bana göre, bu uyanışın bir takım eksikleri var. Atıyorum, dilde, ‘’kahrolsun Amerika’’ cümlesi, elde Amerikan telefonuyla, bu uyanış yarım kalır. İsrail’e beddua edip, Amerika’nın gazlı içeğini içmek, haklı beddua’ya, en büyük ihanettir. Ve meydanlarda, “Ya Allah Bismillah Allahu Ekber’’ diye haykırıp, daha sonra da, gerek giyim kuşamla, gerek yapılan eylemlerle, İslami küstürüyorsak, bu kutlu diriliş te, eksik kalır. Bence, hiç bir yabancı ürün, bu ülkenin kapısından girmemeli. Fakat, 80 milyon, tek bir yabancı ürün almazsak, devletin kapısını, millet olarak, biz kapatmış olacağız. Ve 15 temmuz gecesi yazdığımız destanın son noktasını, bu şekilde koymuş olacağız.
Evet, Cumhurbaşkanımızın dediği gibi, gerçekten de, özlenen dev, yıllar boyunca uyutulan iman gücü, Osmanlı ruhu uyandı. Tamam, uyanmak önemli. Ama, uyanık kalmak, çok daha önemli.
İşte bu yüzden, yıllardır uyutulan dev, hazır uyanmış iken, o deve, deli gibi sarılmak lazım. O devi biraz daha beslemek, ne dediğini anlamaya çalışmak, ondan bir daha kopmamak ve yeni ruh ile, yeniden devleşmek lazım. Lazım ki, uyanan dev, artık uyumasın !!!

YORUM EKLE