Uyarıyorum (ama önce kendimi)

       Üç boyutlu filmler ilk çıktığında sinemanın birinin adı 'Gözünüze Gözlük' diye konulmuştu. Yani bu sinemada filmi gözlüksüz izlerseniz iki boyutlu görüyorsunuz ama derinliği göremiyorsunuz. Gözlüğü takınca üçüncü boyutu da görebiliyorsunuz. Sadede gelirsek bugünlerde Müslümanlar olayların derinliğini göremiyorlar çünkü manasını anlayarak Kur'an okumuyorlar.

Açalım: Kur'an'ın hemen başında gerçekten isteyen ve gayret edenlerin ve bir kısım önerilen davranışları yapanların doğru hidayeti yani sırat-ı müstakimi bulacağı belirtiliyor. Bu da olayların ve kişilerin yaptıklarının üç, dört ve hatta beşinci boyutlarını görebilmek demektir.

Hakkı gizleyen ve örtenlerin gönül, kulak ve gözlerinin mühürleneceği belirtiliyor. Hani ben baktım göremiyorum diyorsan: Önce hakkı kim yaparsa-söylerse onayla, sonra batılı kim yaparsa-söylerse reddet ve en sonunda da dua et. Hala bir şey olmuyorsa, O zaman sana da bir gözlük lazım, doktora git ama gönül doktoruna, değil mi ama?

       Dua Mü'minin silahıdır ancak hedefi vurmak için silahı iyi doldurmak gerekir. Silahı doldurmak için en iyi yol salih ameldir, en iyi salih amel ise hak yolda gayret etmektir. Yoksa kuru sıkı atış yapmış olursunuz da düşmandan çok kendiniz korkarsınız.

Mesela; Ya-Sin okumuş bir Hoca Efendi başlıyor salvolara: Şunları yok et, bunları kahret, diye. Ancak gerçek hayatta onları destekleyen işler yapıyor ya da yapanları destekliyor. Onlardan fetva alan siyasiler de dolu silahları kardeşlerine, kuru-sıkı silahı da düşmana sıkıyor güya! Çaktın mı, benim canım kardeşim. Hani senin anlayışın biraz kıttır da…

       Doğru ( hak ) çözümler herhangi bir ayrım yapmaksızın önce kendi ülkeniz, sonra bütün ümmet ve en sonunda bütün insanlık için üretilen çözümlerdir. Burada en önemli husus nimet-külfet dengesinin bütün paydaşlara mümkün olduğunca adil dağıtılmasıdır.

Mesela: Askerlik, vergiler, zamlar, rantın paylaşılması v.s. Yalancı çözümler ise; bazı grup, topluluk veya ülkeler için yapılan çözümlerdir ki bir kısım insanların mutluluğunu diğer insanların mutsuzluğu üzerine kurmaktır. (anladınız siz onu). Bana en çok tuhaf gelen ise kendi mutsuzlukları pahasına onları yani yalancı çözümleri destekleyenlerin tutumudur.

Size de tuhaf gelmiyor mu?

       Eş insana hayatında eşlik edendir. O sizin yalnızlığınıza bir nefestir. O yanınızdayken belki fark etmezsiniz amma O gidince anlarsınız farkını. Ondan istediklerinizi sınırlı tutun fakat siz onun temel ihtiyaçlarını asla ihmal etmeyin. En iyi alışveriş bu dünyada ondan almak ve ona vermektir. Gözünüzü dışarı çevirmeyin ancak siz de onu dışarı çevirtmeyin. Mutluluğun sırrı şudur ki: Ondan bu dünyayı sizin için cennete çevirmesini istemeyin, cennete giden yolda size eşlik etmesini isteyin.


Allah cümlemize evlerini yuva haline getirmeyi ve yuvalarında bir kuş misali uçmayı nasip etsin. (Amin)

       Her sabah yeni bir başlangıçtır (eski bir gazete sloganı) bu sözü Müslüman açısından değerlendirelim.

Eğer her akşam kendini murakabe etmişsen, artlarını-eksilerini değerlendirip kendine yeni stratejiler belirlemişsen, yaptığın doğrular istediğin neticeyi vermedi diye ümitsizliğe kapılmamışsan, seher vakti kalkıp ellerini semaya açmışsan ve en iyi duanın hak yolunda çok çalışmak olduğunu anlamışsan... İşte o zaman her sabah yeni bir başlangıçtır. Hadi gazan mübarek olsun.

YORUM EKLE