Uyumsuz

Şayet kendimi bir kelime ile anlatmam gerekseydi –uyumsuz- derdim. Çünkü toplum mühendisleri ve dünyayı kendi istekleri doğrultusunda dizayn edici insanlar tarafından koyulmuş kuralların hiçbiri ile aram hoş değil ve onların kalıplarının, kategorize edişlerinin bana göre olduğunu düşünmüyorum. Dost sohbetlerinde bunu örneklendirmek için şunu söylüyorum:

-Şayet mümkün olsaydı kendi düğünüme bile gitmezdim çünkü insanı dar kalıplara sokmak için ne gerekirse yapıyorlar. Yani her şeyi doğal ve alt sınırda koyulmuş kurallarla yaşamak istiyorum.

Şunu da özellikle belirtmeliyim, tarihin derinliklerine gidildiğinde peygamberler, kodamanların (toplumları kendi çıkarları doğrultusunda sömürmek için) uydurdukları ve dayattıkları kurallara karşı olmuşlardır. Bu yüzden onlara birer devrimci diyebiliriz. Son peygamber Hz. Muhammed’in (sav) kendi kurdukları düzene uyması için amcası Ebu Talip aracılığı ile yaptıkları (bir nevi) rüşvet tekliflerine, “Ey amca! Allah’a yemin ederim ki güneşi sağ elime, ayı da sol elime verseler yine de bu davadan vazgeçmem, Ya Allah bu dini hâkim kılar ya da ben bu yolda yok olur giderim.” diyerek reddetmiştir. Çünkü sadece sömürenlerin değiştiği ama sömürünün sürdüğü hiçbir düzen İslami ve insani değildir ve kabul edilemez. Sömürüyü yapanın kisvesine de bakılmaz. Şayet işin içinde bir sömürü varsa din adına olması da günahları hafifletmez, bilakis artırır. Kanaatim odur ki insan olmak, insan olduğunun farkında olmak ve bir insana yakışır davranışlar sergilemek insanı diğer canlılardan ayıran en önemli özelliktir. Müslüman olmak ise bunun bir inanç haline getirilmesidir.

Şems-i Tebrizi’den sufilere

Kader, hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten, "ne yapalım kaderimiz böyle" deyip, boyun bükmek, cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını belirler. Güzergâh bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatının hâkimisin, ne de hayat karşısında çaresizsin.

Aranızdaki bütün perdeleri tek tek kaldır ki, Allah'a saf bir aşkla bağlanabilesin. Kuralların olsun ama kurallarını başkalarını dışlamak yahut yargılamak için kullanma. Bilhassa putlardan uzak dur dost. Ve sakın kendi doğrularını putlaştırma. İnancın büyük olsun ama inancınla büyüklük taslama.

Gündeme dair

Yeni yıla girerken en önemli konu asgari ücrettir herhalde. Temel ihtiyaç maddelerinin tavan yaptığı bu dönemde yapılan zam için söylenebilecek en çarpıcı yorum –çok asgari oldu- olabilir. Bu ücret ancak en alt sınırdan yapılan açlık sınırı ile yarışabilir. Tabii kuru ekmek yiyebilmeyi yeterli sayarsak o başka. Bu durumda zengin bile sayılabiliriz. Olağanüstü durumlarda bazı kısıtlamaları anlayabiliriz ama toplumun bütün kesimlerine adil uygulanması şartı ile. Hayırlı olsun, güle güle harcayın demeyi çok isterdim ama bir ayın kaç gününde gülebileceğimizi hesaplayamadım. Şunu da söylemeliyim: Bilinçli bir şekilde aç, açık bırakılan toplumlar bir süre dayansalar da sonunda ahlaki bozulmalara uğrayacaktır, Allah korusun.

      

YORUM EKLE
YORUMLAR
Metin tetik
Metin tetik - 2 hafta Önce

Yoruma gerek varmı hocam yaptı yorumu

Sinan Ulusinan
Sinan Ulusinan - 2 hafta Önce

Harika bir yazı... Tebrik ve teşekkür ederim...