Vergiden "Kaçınmak"

                Elazığ merkezli olarak meydana gelen deprem hepimizi bazı gerçeklerle tekrardan yüzleşmeye zorladı. Depremin hayatımızın bir gerçeği olduğu, bugün olmasa bile yarın başımıza geleceği, o yüzden bugünden önlemimizi almamız gerektiği gibi.

                Depremin acı haberini alır almaz, büyük bir seferberlik başlatıldı. Depremden zarar gören vatandaşlarımızın acılarını sarabilmek için, gerek yurt içinde, gerek de Dünya'nın farklı noktalarında yardım kampanyaları düzenlendi. Kalpler Elazığ ve Malatya için attı.

                Tam bu seferberlik ile ülkede tam bir beraberlik hali sağlanmışken, depremlerde ve diğer zamanlarda insanların büyük bir güven ile gerek kan, gerek para bağışında bulunduğu Kızılay ile ilgili skandal bir haber ortaya çıktı. Habere göre, Ankara'nın doğalgaz dağıtım tekelini elinde bulunduran şirket, Kızılay aracılığı ile vergiden kaçı"n"arak Ensar Vakfı'na 8 milyon liralık bir bağışta bulunmuştu.

                Haberin gündeme geldiği gün, Kızılay Başkanı Kerem Kınık, Habertürk ekranlarında Veyis Ateş'e konuk olarak bu haberi doğruladı ve bunda yasalara aykırı bir şey olmadığını söyledi. Kınık'ın en dikkat çekici cümlesi de şuydu: "Vergi kaçırmak ile vergiden kaçınmak farklı şeylerdir"

                Ben, vergilerin minimalize edilmesi gerektiğini ve gereksiz her verginin hırsızlık olduğunu düşünen biri olarak elbette ki her türlü vergiden "kaçınma" olayını sonuna kadar desteklerim.

                Fakat burada mesele, kamuda tekel pozisyonda olan bir şirketin, bir yardım kuruluşu üzerinden vergiden kaçınma yolu ile bir vakfa bağışta bulunması.

                Bu durum, yüz yılı aşan mazisi bulunan Kızılay'ın adına ve toplumda kurumlara olan inançta derin yaralar açtı kuşkusuz ki.

                Her zaman dediğim gibi, Türkiye'de vergi vermek, akıllıca bir iş değil. Aklı olan da vermemek için her yolu deniyor zaten. Böyle vergi sistemi olan ülkede böyle işleyiş olur. Şaşırmamak lazım.

YORUM EKLE

banner22

banner21