- G:

Kadın Platformu ve Barodan yürüyüş etkinliği

Sakarya Kadın Platformu ve Sakarya Barosu 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yürüyüş etkinliği gerçekleştirdi.

Şevval Şüküroğlu
Şevval Şüküroğlu Tüm Haberleri
Kadın Platformu ve Barodan yürüyüş etkinliği
Kadın Platformu ve Barodan yürüyüş etkinliği
+12
Büyütmek için resme tıklayın

Sakarya Yenihaber | Şevval Şüküroğlu

Sakarya’da 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla birçok etkinlik ile kutlanıyor. Bu kapsamda Sakarya Kadın Platformu ve Sakarya Barosu ortak bir yürüyüş etkinliği düzenledi. Yeni Camii’nde sloganlar eşliğinde başlayan yürüyüş AKM’de sona erdi. Etkinliğe CHP Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı adayı Azize Çeroğlu da katılım gösterdi. Gerçekleştirilen yürüyüş etkinliği sonrasında AKM önünde basın açıklaması gerçekleştirildi.

“SESİMİZİ YÜKSELTİYORUZ”

Gerçekleştirilen yürüyüş etkinliği sonrasında AKM önünde basın açıklaması gerçekleştirildi. Yapılan basın açıklamasında; “8 Mart emeğimizin sömürüsüne, görünmez kılınmasına, ayrımcılığa; her türden baskıya ve şiddete karşı direnişi simgeleyen önemli bir mücadele günü. 8 Mart aynı zamanda kadınların 1857’de, onun öncesinde ve o zamandan bu yana sermaye düzenine, eşitsizliğe, yoksulluğa, kadın emeğinin ve bedeninin değersizleştirilmesine karşı ancak örgütlü direnişle kazanım elde edebileceğinin açık bir göstergesidir. 166 yıl önce New York’ta tekstil işçisi kadınlar günde yirmi saat süren ağır çalışma koşullarına rağmen düşük ücret almalarına karşı çıkarak örgütlü ilk kadın grevini gerçekleştirdi. Greve polis saldırdı, işçiler fabrikaya kilitlendi ardından çıkan yangında fabrika önüne kurulan barikatlardan kaçamayan 129 kadın hayatını kaybetti. Kadınlar olarak, en az 166 yıl öncesinden bugüne emek, hak ve eşitlik mücadelesi uğruna hayatını kaybeden işçi kadınların mücadelelerini selamlıyoruz. Onların sesine sesimizi katarak ayrımcılığa, şiddete, eşitsizliğe, sömürüye, gericiliğe, baskılara ve savaşlara karşı sesimizi yükseltiyoruz”

“EŞİT İŞE EŞİT ÜCRETTEN YOKSUN BIRAKILIYOR”

6 Şubat depreminin üzerinden bir yıldan fazla zaman geçti ne acımız, yasımız dindi, ne öfkemiz bitti. Depremin yaşandığı kentlerde yaşam hala çadırlarda, konteynırlarda oldukça zor koşullarda sürüyor. Aradan bir yıldan fazla zaman geçti ama siyasal iktidar hayatı sürdürmek için gereken asgari koşulları karşılamaya yönelik kayda değer bir girişimde bulunmadı. Kışla, yağmurla, selle daha da zorlaşan koşullarda kadınların omzuna yüklenen sorumluluklar, bakım emeğinin kadınların görevi sayılması nedeniyle arttıkça artıyor. Depremin enkazından çıkıp da ayakta nasıl kaldığına şaşırdığımız iktidarın en yetkili şahsı ise depremin yıldönümü için gittiği Hatay’da “Benden olmayana, benim gibi düşünmeyene ve benim gibi yaşamayana hizmet yok” anlamına gelen sözler söylüyor. Bu sözlerden de yıllardır nasıl bir zihniyetle yönetildiğimizi bir kez daha anlamış olduk. Her geçen gün yoksullaşıyoruz, Türkiye’de ve dünyanın hemen her yerinde kadınlar büyük ölçüde herhangi bir sosyal güvence olmadan, kayıt dışı çalıştırılıyor, "ucuz emek gücü" olarak görülüyor ve eşit işe eşit ücretten yoksun bırakılıyor.

“MÜCADELE EDEREK ELDE ETTİĞİMİZ HAKLARIMIZI GASP EDİLİYOR”

Kamusal hizmet kapsamında devletlerin sorumluluğunda olması gereken çocuk, hasta, yaşlı, engelli bakımı sosyal destek politikalarının geliştirilmemesi, metalaştırılan hizmetlerin fiyatlarının çok yüksek olmasıyla kadına yükleniyor. Kadınlar bu nedenle istihdamdan kopuyor ya da istihdam alanına giremiyor. Tüm bunlar hane içi emeğimizi görünmez kılıp, değersizleştiriyor. Emeğimizin görünür ve değerli olmasını sağlamaya yönelik herhangi bir düzenleme de yapılmıyor. Kadınlar kamusal alandan, sosyal yaşamdan, üretimden uzaklaşmak zorunda bırakılıyor. Siyasal iktidar ve yanına aldığı ittifaklar Kadına Karşı Şiddetin ve Aile içi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin İstanbul Sözleşmesi’nden hukuksuzca çıktı, 6284 Sayılı Kanun’un yerli ve milli olmadığını her fırsatta dillendiren iktidar, gerici-milliyetçi yeni ittifakı ve medyasıyla kadın ve LGBTİ+ düşmanlığını, nefret söylemini yaygınlaştırıyor. Medeni Yasada yer alan kadınların lehine maddeleri hedef alan iktidar, yanına aldığı tarikat ve cemaatlerle birlikte mücadele ederek elde ettiğimiz haklarımızı gasp ediyor.

“ELDE ETTİĞİMİZ KAZANIMLARI SEÇİMLE DEĞİL, MÜCADELEYLE, DİRENİŞLE ELDE ETTİK”

Her gün en az 3 kadın katlediliyor. Faillerse hukuksuzluk nedeniyle etrafta gezmeyi sürdürüyor. Ama siyasal iktidar ataerkil kapitalist sistemin ihtiyaçlarına uygun biçimde, fiili kürtaj yasakları ve nüfus politikalarıyla kadın bedenleri üzerinden, kadın cinselliği ve doğurganlığını denetlemeyi sürdürüyor. İktidar, dinin siyasallaştırılması ve siyasetin de dinselleştirilmesiyle toplumsal cinsiyet eşitsizliğini doğallaştırılmaya, bizleri evlerimize kapatmaya çalışıyor. Bu politikalar cinsiyetçilik ve hali hazırdaki eşitsizlikle birleştiğinde de içinde bulunduğumuz koşullar daha da ağırlaşıyor. Kesintili eğitim sistemi ve MEB yönetmeliklerinde yapılan değişiklikler özellikle kız çocuklarını evlilik adı altında istismara maruz bırakarak eğitimden koparıyor; ÇEDES gibi projelerle bilimsel eğitim yok ediliyor; çocuklara çok küçük yaştan itibaren katı cinsiyetçi ve gerici iş bölümünü yeniden üretecek pratikler öğretiliyor. Fetvalarla, Diyanet’le bu sistem destekleniyor. Erkek egemen sistemin yeniden üretilmesi ile cinsiyetçi politikalar müfredata giriyor. Ülke bu koşullar altında 14/28 Mayıs seçimi sonrası bir yerel seçime hazırlanıyor. Merkezi seçimlerde olduğu gibi bu seçim de kadın temsiliyetinin sınırlı kaldığı erkeklerden oluşan adayların büyük oranda yönetimlere geleceği bir seçim olacak. Kadınların taleplerini pembe otobüsler ile karşılayacağını iddia iktidarın, toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlayacak mekanizmaları hayata geçirene kadar mücadele etmeyi sürdüreceğimizi bilmesini istiyoruz. Bugüne kadar elde ettiğimiz kazanımları seçimle değil, mücadeleyle, direnişle elde ettik. Bundan sonra da mücadele etmeye, direnmeye devam edeceğiz.

"SUSMUYORUZ, KORKMUYORUZ, İTAAT ETMİYORUZ!”

Ataerkil kapitalizmin ve hayatlarımızı zapturapt altına almaya çalışan iktidarların saldırıları karşısında kadın emekçilerin örgütlü mücadelesi de sürüyor, dünyanın her yerinde kadınlar sokaklarda mücadeleyi büyütüyor. Türkiye’de de kadınlar kazanılmış haklarına dönük saldırılar karşısında “Susmuyoruz, Korkmuyoruz, İtaat etmiyoruz!” diyerek alanlardaydı. Özak’ta Agrobay’a, Burda Bebek’ten, Ebru Trikoya irili ufaklı işçi direnişlerinde mücadele etmeyi sürdürüyor; emek sömürüsüne, yoksulluğa, şiddete tacize karşı seslerini örgütlü bir şekilde yükseltiyor. Bizler, kadın mücadelesine dönük tüm bu baskı ve şiddet politikalarının dönemsel değil stratejik ve ideolojik olduğunu farkındayız. Tüm bu olumsuz tabloya, faşizmin ve köktendinciliğin kendisini kurumsallaştırma girişimlerine rağmen, kadınların yaşamın her alanına eşit ve özgür katıldığı, gerçek anlamda demokrasinin, barışın ve laik bir yönetim biçiminin inşa edildiği bir ülke yaratmanın mümkün olduğunu biliyoruz.

“ALANLARDAYIZ!”

Bu 8 Mart’ta da tüm kadınları EMEĞİMİZ BEDENİMİZ KİMLİĞİMİZ BİZİM; MÜCADELEDE KARARLI ÖZGÜRLÜKTE ISRARCIYIZ şiarı ile işyerlerimizde, alanlarda yaşadığımız her yerde mücadele etmeye, eşitlik, özgürlük, emek, hak, adalet, barış ve laiklik için yıllardır verdiğimiz mücadeleye omuz vermeye çağırıyoruz. Her fırsatta dile getirdiğimiz taleplerimizi bir kez daha sizlerle paylaşıyoruz. İstanbul Sözleşmesi ve 6284 Sayılı Yasa’nın etkin bir şekilde uygulanması için ALANLARDAYIZ! Demokratik ve laik bir yönetim için ALANLARDAYIZ! Çalışma hayatında kadına yönelik her türlü ayrımcılığa son verilmesi, ILO’nun İşyerinde Taciz ve Şiddeti Önlemeye yönelik 190 sayılı Sözleşmesinin onaylaması için ALANLARDAYIZ! Güvenceli iş, güvenli gelecek demek için, insanca yaşamaya yetecek ücret için ALANLARDAYIZ! Yetki ve karar mekanizmalarında eşit temsiliyet sağlanması için ALANLARDAYIZ! Kadın istihdamın önündeki engellerden olan çocuk, hasta, yaşlı, engelli bakımının kamusal hizmet olarak sunulması, ev işlerini kadının üstünden alacak sosyal politikaların yapılması ve hayata geçirilmesi için ALANLARDAYIZ! Kapatılan kamu kreşlerinin yanı sıra tam zamanlı, ücretsiz, nitelikli hizmet veren kamu ve mahalle kreşlerinin açılması için ALANLARDAYIZ! 8 Mart’ın kadınlar için ücretli izin günü sayılması için ALANLARDAYIZ! Kadınlar ve LGBTİ+’lara yönelik her türlü ayrımcılığı ve şiddeti önleyen yasal düzenlemeler yapılması için, Kadın Bakanlığı kurulması, toplumsal cinsiyet eşitliği politikalarının yapılması ve hayata geçirilmesi için ALANLARDAYIZ! Eşit ve özgür olduğumuz, sömürünün baskının ortadan kaldırıldığı bir gelecek için ALANLARDAYIZ! Hayatlarımıza sahip çıkmak için ALANLARDAYIZ! Savaş ve işgal politikalarına geçit vermemek için; barış içinde bir arada yaşamak için ALANLARDAYIZ! Emeğimiz, bedenimiz ve kimliğimiz bizimdir demek için ALANLARDAYIZ! Doğamıza ve yaşam alanlarımıza sahip çıkmak için ALANLARDAYIZ! KHK’dan ihraç kadınlara destek vermek için ALANLARDAYIZ! Tüm kadınları, gökkuşağı gibi bütün renklerimizle bir arada olmaya, haklarımıza ve yaşamlarımıza sahip çıkmaya çağırıyoruz. YAŞASIN KADINLARIN ÖRGÜTLÜ MÜCADELESİ; YAŞASIN KADIN DAYANIŞMASI!” denildi.

 

08 Mar 2024 - 18:03 - Gündem

Mahreç  Şevval Şüküroğlu


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.