Ya erken seçim olmasaydı

Gelin birlikte hayal kuralım. Ya ülkemizde 24 Haziran’da erken seçim olmasaydı…

Büyük ihtimalle yerel seçimler bu şekilde tamamlanacaktı. Seçim sonrasında yeni bir seçim heyecanı olacaktı. Belki belediye başkanları daha iyi çalışacak, genel seçimde partilerinin elini güçlendirmek için gayrete edeceklerdi.

Özellikle yaz aylarında kesenin ağzı açılacak, bir yanda belediyeler hizmette bulunurken diğer yandan siyasiler seçim çevrelerini gezecekti.

Belki çiftçinin ürünü daha iyi para edecek, ülkede yaşanan kriz aslında yokmuş gibi davranılacaktı. Belki de vatandaşa yansıması biraz daha ertelenmiş olacaktı.

Muhtemelen Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu partilerini şekillendirmiş, İyi Parti seçime daha çok malzeme toplamış olacaktı.

Demokrasi adına daha fazla parti konuşma ve ittifak kurma şansı yakalayacaktı.

Ama başka şeyler de olacaktı.

Seçim tarihi daha önceden 9 Kasım 2019 olarak tespit edilmişti. Eğer o tarih erkene alınmasaydı… Mesela biz şu an Doğ Akdeniz’deki petrol aramaları, S-400’ler, Suriyeliler, sınır dışı operasyonlarını, ekonomik kriz için aranacak çareleri değil de kimin cumhurbaşkanı olacağını, seçim sonrası için ne gibi pazarlıkların söz konusu olacağını, kimlerin bakanlık garantisi istediğini, seçimin ilk turda bitmemesi halinde ikinci turda nasıl bir anlayış olacağını konuşacaktık.

İsimleri bir kenara koyup seçim sonrasında cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi devam eder mi etmez mi? Bununla ilgili bir referandum gerekir mi? Gibi konularla meşgul olacaktık.

Üretimi bir süre daha unutup, gözümüzü mecburen bu tabloya çevirecektik. Bu esnada ülke içindeki Suriyelilere ayıracak zamanımız da olmayacaktı, ülke dışındaki savaşa da müdahale edemeyecektik. Doğu Akdeniz’de bu kadar etkin olamayacaktık (Yeni kurulacak hükümet belki daha etkin olacaktı ama o hükümet de 9 Kasım sonrasında kurulacaktı. Ben şu andan bahsediyorum).

Bir de vatandaş sürekli seçim konuşmak zorunda kalacaktı.

Ben artık sade vatandaş olarak kararımı verdim. Yetkiyi de çoğunluk tespit ettiğine göre yetkilendirmede de bulundum. Bundan sonrası hiç tartışmasız sizde.

Şimdi yeni parti kuranlar falan ya da çeşitli çevreler “erken seçim olur mu” sorusunu gündeme taşımaya çalışıyor. Seçim olalı daha bir sene olmamış. Neden ikide bir gelip gelip vatandaşa soruyorsunuz?

Kardeşim eğer her şeyi bana soracaksanız kaldırın temsili demokrasiyi. Getirin doğrudan demokratik bir sistem. O zaman her şeyi vatandaşa sorun. Yoksa bu şekilde ikide bir seçim yaparak bu işin içinden çıkamayız biz…

Orman yakmak ne demek

Bir fotoğraf görmüştüm. Ağaçların arasında bir yol. Yolun ortasında bir geyik. Araba durmuş. Fotoğrafın altında bir not: Yoldan karşıya bir geyik geçmiyor, ormanın ortasından yol geçmiş…

Sonra bir paylaşım daha okudum: Ormanlara dikkat ederseniz kenarında avla vardır. Ormanda yaşayan hayvanlar aşağı inmesin diye değil, insanlar yukarı çıkmasın diye…

Geçtiğimiz hafta bir orman yakma girişimi esnasında çekilen videoyu görmüşsünüzdür. Sonra o kişi yakalandığında bölücü terör örgütü üyesi olduğunu itiraf ediyor.

Ormanda yaşayan onlarca canlıya kast ediyor. Çiçeği, böceği, yaban hayvanı…

Hiçbiri umurunda değil. Onun tek derdi var. Olayın ses getirmesi…

Terör örgütlerinin asıl amacı da budur aslında. Kimlerin öldüğü önemli değildir. Olayda ne kadar ses getirebildikleri ile ilgilenirler.

Hatırlarsınız orman yangınları sonrasında ülke gündemi değişti. Siyasiler orman yangınları üzerinden birbirine saldırdı. Hatta kurumlar bile birbirine girdi.

Terör örgütü üyesi yakalandı ama o arada amacına da ulaşmış oldu.

Tenhada kendi başına, çakmağı ile yaptığı eylemle ülkenin gündemini değiştirebilmiş oldu.

Neticede yakalanması da önemli değil.

Toplumun onu lanetlemesi. Bir şeyler anlatmaya çalışması falan…

İnsanı öldürmek için kurulmuş bir örgütün hayvana acıyacağını mı düşünüyoruz?

Hani bazı romantikler var ya aramızda… Demokrasi havarileri…

Soruyor ya arada, “Halay çektikleri için hapis cezası alanlar ne olacak” falan…

Halayının kökü kurusun…

Daha ağır bir şey yazamıyorum.

Siz anladınız nasıl olsa…

YORUM EKLE