Ya inandığınızı dile getirin ya gereğini yapın

Cuma günü mesai sonuna doğru Sakarya’daki dört ilçeye asaleten ilçe milli eğitim müdürleri atandı. Adapazarı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne Coşkun Bakırtaş, Erenler İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne Ayhan Ersoy, Arifiye İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne Yüksel Dinç ve Karasu İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne Çetin Turhan atandı.

Bu kişiler zaten vekaleten bu görevleri yürütüyordu.

Tüm bu atamalar gerçekleşirken daha önce Fetö soruşturması geçiren, ilçede kalmak istemeyen ve ilçedeki velilerin de ilçede kalmasını istemediği, Sakarya Milletvekilleri ve İl Milli Eğitim Müdürü’nün “Gerekli düzenleme için” çalıştığı Mustafa Çuhadar ile ilgili bir adım atılmadı.

Kardeşim madem ki ilçe milli eğitim müdürlerini asaleten atadınız, iki tanesinin yerini değiştirseydiniz de Kocaali halkının ve Mustafa Çuhadar’ın hayatını kolaylaştırsaydınız ne olurdu?

Asaleten atama yapabilen kurum kendi müdürleri arasında değişiklik yapacak yetkiye sahip değil mi?

Allah aşkına artık samimi olun. Ya “Bizim bu işi yapasımız yok” diyin ya da “Biz bu işi yapacağız” diyip gereğini yerine getirin.

Birbirimize iyi görünmek zorunda değiliz. İnandıklarımız yapmalıyız. Eğer siz Mustafa Çuhadar ile Kocaali’deki eğitimin iyi seviyeye geleceğine inanıyorsanız bunu beyan edin. Eğer iyi olmayacağını düşünüyorsanız da gereğini.

İşte bu kadar basit.

Bana ne Ankara’dan

“Komşuda pişer bize de düşer” sözünün ne yazık ki en kötü halini yaşıyoruz biz. Komşuda olan nimetler değil de külfetler düşüyor payımıza.

Komşuya bakan düşüyor mesela. Ama bize bakandan nimet değil bakana bakmak düşüyor.

Komşuya milli gelirden yüksek pay düşüyor. Bize kendi payımıza düşene razı olmak düşüyor.

Nimetten vazgeçeli çok oldu da…

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Sakarya Nehri’nin zehir taşıdığını söyledi. Hem de daha Ankara’dan. Bu Nehir Ankara’da zehir taşıyorsa Eskişehir’i de koyun üstüne. Boydan boya Sakarya’yı geçiyor. Yol boyunca kanalizasyonlar, fabrika atıkları, evsel atıklar…

Hepsi bize kalıyor. Tamek’se koy sepete…

Temel’in de içinde bulunduğu uçan türbülansa giriyor. Herkes panik içinde Temel’de bir rahatlık. Yanındaki yolcu “Hemşerim duymadın galiba uçak düşüyor” diyor. Temel “Düşerse düşsün. Babanın uçağı mı” diyip keyfini bozmuyor.

Hah işte o keyfini bozmayan Temel biziz.

Ne oldu bu Hendek’in suyuna

Hendek’te 29 Nisan akşamı iftara yakın bir saatte vatandaşlar musluklardan gelen kötü kokuyu ilgililere bildirdi.

Derhal iktidar partisinin ilçe başkanı bir açıklama yaptı. Ardından SASKİ vatandaşa mesaj attı. SASKİ tarafından atılan mesajda “Sayın abonemiz, bu akşamüzeri içme sularında koku kaynaklı şikayetler alınmıştır. Depolarda ve şebekelerimizde yapılan ölçümler neticesinde klor seviyesinin normal olduğu tespit edilmiştir. Şikayet neticesinde tedbir amaçlı sular kesilerek şebekeler ve depoların tahliye işlemlerine başlanmıştır. Ekiplerimiz tarafından numuneler alınmış ve kokunun kaynağı araştırılmakta olup en kısa sürede tekrardan sular verilecektir” denmişti.

Bu kadar da değil elbette. Muhalefet ilçe başkanları da açıklama yapmıştı. Hatta konunun takipçisi olacağını söyleyen milletvekili bile olmuştu.

En temkinli açıklama gene Hendek Belediye Başkanı Turgut Babaoğlu’ndan gelmişti. Babaoğlu, “SASKİ gerekli açıklamayı yapacaktır. Diğer önlemler belediyemiz tarafından alınmıştır” demekle yetinmişti.

Olayın üstünden kaç gün geçtiğini sayın işte. Bugün 11 Mayıs.

Bu kadar sürede insanlara teşhis konur, ameliyat lazımsa edilir. Hatta adam hastaneden taburcu edilir. Alt tarafı bir suyu tahlil edeceksiniz. Ne kadar zor olabilir ki?

Yoksa suyu tahlil etmek kolay da açıklama yapmak mı zor?

Dün en nihayetinde Hendek Belediye Başkanı Turgut Babaoğlu da patladı ve “Artık bir açıklama yapın” dedi.

Şimdi tersten düşünelim. Eğer Büyükşehir Yasası çıkmamış olsaydı… Vatandaşlar Hendek Belediyesi’nin bu kadar uzun süre açıklama yapmamasını sineye çeker miydi?

Başka sorum yok…

HECATİ: Dışarı çıkana para cezası değil de evinde kalana para ödülü verirse biz 5 güne kalmaz bu virüsü yeneriz.

YORUM EKLE