Yahu bu ne diyor?

Asuman Figen Tümer’le 3- 4 yıl kadar önce tanıştık.

Adapazarı İl Halk Kütüphanesi’nde SAYŞAD bünyesinde imza günü vardı.

Önceliğimiz her daim kalite olduğundan, bir Sakaryalı olarak onunla tanışmaktan son derece mutlu olduk.

Hal ve hareketleriyle, içi dolu cümleleriyle, özgüveni ve zarafetiyle oraya gelenlerin haklı takdirini kazandı.

Kendisinden izin alabilirsem özgeçmişini sizlerle de paylaşmayı diliyorum.

O’nu dinleyip ve biraz daha detaylı tanıyınca aklıma Aziz Nesin’in Mehmet Akif’e yazdığı mektup geldi;

‘Üstat; çoktan beri ziyaretinize gelmek istiyorum. Ancak ben sizden çok uzakta oturuyorum. Yine de ziyaretinize geleceğim. Kültür Bakanlığı Büyük Ödülünü kazandığınız için sizi candan kutlarım. Bu ödülü almakla Kültür Bakanlığı’nı onurlandırdınız.’ 05 Aralık 1980 Aziz Nesin.

Bazı insanlar öyledir.

Katılımlarıyla katıldıkları yerlere değer katarlar

Sayın Tümer de öyle bir değer…

Bu konu ile ilgili olarak aklıma ne geldi bakın;

SEN ŞAİRCİ MİSİN?

Bir sohbet esnasında vatandaşın biri bana doğru dönerek; ’’Sen Şairci imişsin öyle mi?’’ diye sordu ve ekledi; ‘’Gazetelere- mazetelere şiir- miir yazıyormuşsun da onun için sordum!

Orada bulunanların birçoğu kültürlü insanlar olduklarından o şahıs büyük bir itibar kaybı yaşayınca müdahale etmiş olmak babından hızlıca söze girdim;

SEBEBİ BAŞKA

Tiyatrodaki bir seyirci yanındakine sorar:

- Doğrusu sizi anlayamadım. Deminden beri oyunu beğenmediğiniz için sahneye devamlı domates atıyordunuz. Şimdi de perde kapanınca alkışlamaya başladınız. Perdenin tekrar açılmasını mı istiyorsunuz?

- Evet. Atamadığım iki domatesim daha kaldı da…

ZAVALLI HIRSIZ

Kendini şair zanneden biri Şinasi’ye dert yanıyordu;

- Sormayın efendim başıma gelenleri. Şiirlerimi size takdim etmek için topladığım altın yaldızlı defterimi çaldılar.

Şinasi de güya üzülür bu duruma;

- Vah vah! Zavallı hırsız, ne talihsiz adammış.

ŞAİR EŞREF

Sirkeci Garı’ndaki bir birahaneye oturup demlenen Eşref’e orada bulunanlardan biri;

- Üstadım, o güzel hicivlerinizin çoğunda isim olmadığı için kime yazıldığını anlamıyoruz, der.

Eşref, büyük bir ciddiyetle cevap verir;

- Hicivlerim numarasız gözlük gibidir. Her rezile uyabileceği için isim belirtmiyorum.

HARAMİ

Ahmet Rasim, gazetedeki yazılarında, dönemin bakanlarından Hasan Rami’nin adını H.Rami olarak yazıyordu. Nedenini merak eden bir arkadaşına şu cevabı verir:

- A efendim, on parası yokken iki yılda Karun kadar zengin olan birine de Harami demeyeceksek, kime diyeceğiz?

TEMEL FRANSA’DA

Temel Fransa’da bir fabrikaya işçi olarak girmiş. Günün birinde Fransız işçilerden biri Temel’e; Siz Türkler sadece para için çalışıyorsunuz ama biz onurumuz için çalışıyoruz, demiş.

Temel;

- Haklısınız! Herkes neyi eksikse onun için çalışır…

NE DESE BEĞENİRSİNİZ?

Ben konu kapansın diye bunları anlatınca, şairci diyen arkadaş keyifli bir kahkaha atarak ve oradakilere dönerek ne dese beğenirsiniz?

Yahu ben ne diyorum bu ne diyor?

YORUM EKLE
YORUMLAR
Birgül Soytürk
Birgül Soytürk - 2 hafta Önce

“- Üstadım, o güzel hicivlerinizin çoğunda isim olmadığı için kime yazıldığını anlamıyoruz, der.

Eşref, büyük bir ciddiyetle cevap verir;

- Hicivlerim numarasız gözlük gibidir. Her rezile uyabileceği için isim belirtmiyorum. “
Sevgili Hocam, siz çooook yaşayın inşAllah...
Alnına sinek konmuş, dense kendini eliyle de gösterir böyle densizler..! Zaten kendi kendilerini yiyip bitirmeleri de çekemediklerinden.
Yüreğinize, kaleminize sağlık, keyifle okudum yazınızı. Hatta bir kaç defa...

Hasan Çelikoğlu
Hasan Çelikoğlu - 2 hafta Önce

Kime ne anlatırsan anlat o sadece anlayabileceği kadar anlar.Sizi zevkle takip ediyorum. Selam ve saygılar

Hasan Çelikoğlu
Hasan Çelikoğlu - 2 hafta Önce

Cevabı içinde.Kime ne anlatırsan anlat o anlayabileceği kadar anlar.Sizi zevkle takip ediyorum. Selam ve saygılar