Yansın Suriye, Yıkılsın İdlib, Kahrolsun Esad

Türk’ün ve Türk Devleti’nin temel bir görevi vardır: “Yeryüzünde adaleti sağlamak!”

Her Türk bu nedenle asker doğar. Türk bu nedenle yenilmezdir. Türkün keskin kılıcına (pek tabi aklına) o nedenle saygı duyulur. Adaleti tesis etmek, bizlere çocukluğumuzdan itibaren anlatılan kahramanlık hikayelerindeki ana fikirdir.

Bizleri “barbar doğululardan” ve “vahşi batılılardan” ayıran hars budur.

Türk Devleti, çıkarları peşinde koşmaz, koşamaz! Buna yaradılışı gereği hakkı yoktur! Yeryüzü, Türk’ün çıkarını savunduğu bir arena değildir. Türkün daha önemli vazifeleri vardır.

İhaleciler bunu anlar mı bilemiyorum. Toprak görünce, rant gören zihniyete hangi harsı anlatmak lazımdır, emin değilim. Ben direkt gençlere sesleniyorum.

Şöyle düşünün!

Sürekli çıkarı peşinde koşan insanları sevmeyiz. Onları kınarız. Beğenmeyiz. Daha da önemlisi onlara asla güvenmeyiz.

İnsanda böyle ise devlette neden farklı olsun?

Hesap – kitap yapmak elbette ayıp değil. Rakibin karşısında üstünlük sağlayacak stratejilere ve taktiklere sahip olmak hiç değil! Ben ne gariptir ki erdemden ve ideallerden bahsediyorum.

Mesela; Suriye’ye girilecekse, girilecektir. Kuzeyden en güneye kadar süpürülecek, dümdüz edilecektir ve bunun gerekçesi; Ortadoğu’da uzun yıllardır unutulan, İngiliz (ABD)’in, Fransız’ın ve Rus’un canına ot tıkadığı adalet kavramının, insanların kalplerine yeniden nakşetmek olacaktır.

İnancım odur ki Türk kılıcını çektiğinde zalimden başka herkes güvendedir.

Türk belki de o yüzden beklenendir.

Kimisi muhtemelen masal anlattığımı düşünüyor. Kimisi ise kuru hamaset yaptığımı… Ben düşündüğümü yazıyorum. Gerisi de umurumda değil zaten!

Yıkıntılar arasında savunmasız ayakta duran küçücük bir çocuğa şekerleme uzatan bir Türk askeri gördüğünüzde ne hissediyorsanız, işte anlatmak istediğim o duygudur.

O küçük çocuk yeniden gülsün, yeniden yaşamak istesin diyedir bütün şühedalar.

Koca koca adamlar, sözlerine “devletlerin çıkarı olur” diyerek başlıyor. Garipsemiyorum çünkü yaşadıkları hayat bu kadar! Maddeyle ölçülemeyen hiçbir şeyin kendileri için değeri yok çünkü.

Oysa bu toprakların insanları için durum hiç de öyle değildir.

Şairin (M. E. Yurdakul) dediği gibi: “Ben bir Türküm. Dinim, cinsim uludur!”

Arkasını ben getireyim: Küçük hesaplarla, gündelik çıkarlarla uğraşamayız!

Buraya kadar anlatamadıysam, hatalı olmasın, fikrimi de açıktan beyan edeyim. Aynı Sayın Bahçeli gibi düşünüyorum.

Mazlumların ahı için, Allah (cc) rızası için, hak için ve adalet için: “Yansın Suriye, yıkılsın İdlib, kahrolsun Esad!”

YORUM EKLE
YORUMLAR
İlhan Uçar
İlhan Uçar - 2 hafta Önce

Tebrik ederim Serdar Hocam. Türk’ün zaferi ve çağı yakındır inşAllah.

Las palmas
Las palmas - 1 hafta Önce

Atıl kurt
(bu arada enflasyon %30 euro 6.6 işsizlik %25 oldu..)

banner22

banner21